ABD Başkanı Donald Trump, Washington’da bir Ulusal Muhafız üyesinin yaşamını yitirdiği saldırının ardından göç politikalarını daha da sertleştireceğini belirtirken, “üçüncü dünya ülkelerinden” gelen göçü kalıcı olarak durdurma niyetinde olduğunu vurguladı.
Trump’ın açıklamaları, Afgan kökenli bir şüphelinin aleyhine açılan davada, bir Ulusal Muhafız askerinin hayatını kaybetmesinin ardından gündeme geldi. Saldırının hemen sonrasında Trump, Afganlar dahil olmak üzere yabancıların göç başvurularının askıya alındığını duyurdu. Bunun yanı sıra, ABD Göçmenlik Bürosu (USCIS) da 19 farklı ülkeden gelen kişilere verilen yeşil kartların yeniden değerlendirilmesi sürecini başlattığını açıkladı.
Trump, sadece sınır dışı ve seyahat yasaklarıyla sınırlı kalmayacağını ifade ederek, “ABD’ye somut bir katkı sağlamayan” her bireyin ülkeden çıkarılacağını ve ülkesiz kişilere federal yardımların kesileceğini belirtti.
Birleşmiş Milletler, Trump yönetimini 1953 Mülteciler Sözleşmesi’ne dair yükümlülükleri konusunda uyardı. Ayrıca göçmen hakları savunucuları, Trump’ın bu söylemlerini “günah keçisi yaratma” çabası olarak yorumladı.
ŞÜPHELİ CIA İLE ÇALIŞMIŞ
Saldırının şüphelisi olarak tanımlanan Rahmanullah Lakanwal’ın 2021 yılında ABD’ye girdiği ve daha önce CIA ile birlikte çalışan Afgan özel birimlerinde görev yaptığı bilgisi yetkililer tarafından doğrulandı. Lakanwal’ın 2024 yılında yaptığı sığınma başvurusu kabul edilirken, yeşil kart başvurusunun henüz sonuçlanmadığı bildirildi.
Trump, bu olayı “terör eylemi” olarak nitelendirerek vurulan iki Ulusal Muhafızdan Sarah Beckstrom’un 20 yaşında hayatını kaybettiğini, diğer asker Andrew Wolfe’un durumunun ise kritik olduğunu ifade etti.
Trump yönetimi, ikinci dönem hedefleri arasında göçmenleri kitlesel olarak sınır dışı etmeyi, mülteci kabulünü önemli ölçüde azaltmayı ve doğumla kazanılan vatandaşlık hakkını sona erdirmeyi içeren bir dizi adım attı. Bu açıklamalar, göç politikalarındaki sertleşmenin yeni bir aşamasının habercisi olarak değerlendiriliyor.


