1. Haberler
  2. Siyaset
  3. Asya’nın İki UCundan Ortak Vicdan Çağrısı!

Asya’nın İki UCundan Ortak Vicdan Çağrısı!

featured

Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan tarafından kaleme alınan ve Asya’nın iki ucundan dünyaya ortak vicdan çağrısı yapan makale, Japonya’nın önde gelen gazetelerinden Nikkei Shimbun’da Japonca ve İngilizce olarak yayımlandı.

ASYA’NIN İKİ UCUNDAN DÜNYANIN ORTAK VİCDANINA

Türkiye ile Japonya arasındaki bağ, resmi belgelerin ötesinde, tarihten ve insanlık vicdanından beslenen güçlü bir gönül köprüsüdür. Bu dostluk köprüsünün temelleri, geçmişte yaşanan olaylarla şekillenmiştir. 1890 yılındaki Ertuğrul Fırkateyni’nin Kushimoto açıklarında geçirdiği kaza, iki ülke arasındaki ilişkilerin önemli bir sembolü haline gelmiştir. O gün Japon halkının gösterdiği dayanışma ve iyilik, bizim hafızamızda silinmez bir iz bırakmış, iki ülkenin ilişkilerini insani bir temele oturtmuştur.

Uzun yıllar boyunca bu dostluk birçok alanda kendini göstermiştir. Altyapı projelerinden teknolojiye, eğitimden kültüre kadar, Marsaray’dan Osmangazi Köprüsü’ne, Fatih Sultan Mehmet Köprüsü’nden Haliç Köprüsü’ne kadar pek çok projede Türk azmi ile Japon mühendisliği bir araya gelmiştir. Bu eserler yalnızca çelik ve betondan oluşmamış, her biri iki ülkenin birlikte hareket etme iradesinin ve duygusal bağının birer sembolü olmuştur. İstanbul’daki Çam ve Sakura Şehir Hastanesi de bu iş birliğinin sağlık alanındaki en önemli örneklerinden biridir. Ayrıca, bu kardeşlik ve iş birliği, geçmişte Orta Doğu’da da kendini belli etmiştir. Türk müteahhitlerin hırsı ile Japon mühendislerin titiz çalışmaları, herkesin örnek alacağı projeler olarak karşımıza çıkmaktadır. Tüm bunlar, ortaklığımızın güven, samimiyet ve saygı üzerine inşa edildiğini ortaya koymaktadır.

Gelecek dönemlerde Afrika ve Orta Asya’da şirketlerimizin ortak altyapı, enerji, ulaştırma ve kalkınma projelerini hayata geçirebileceğine dair büyük bir potansiyel bulunmaktadır. Ayrıca, Ukrayna ile Suriye’nin yeniden imar süreçlerinde Türkiye-Japonya iş birliğinin somut projelerle önemli katkılar sağlayacağı da aşikardır.

Bugün uluslararası sistemin önemli buhranlar yaşadığını görmekteyiz. Küresel ekonomi defalarca sarsılmış, enerji ve gıda güvenliği zayıflamış ve iklim kaynaklı felaketler dünya genelinde etkisini göstermeye başlamıştır. Teknolojik gelişmeler, yeni fırsatlar sunarken beraberinde ciddi riskleri de getiriyor. Bu gelişmeler, hem Türkiye’yi hem de Japonya’yı doğrudan etkileyen unsurlar olmuştur. Zira ne coğrafi uzaklık ne de ekonomik güç, bu küresel zorluklardan bir devletin tek başına kurtulmasını sağlamaktadır. Bu durum, artık hiçbir ülkenin küresel meseleleri tek başına çözebileceğini göstermektedir. Tek taraflı girişimler, çıkmaza girerken, uluslararası kurumlar da yetersiz kalmaktadır. İşte bu noktada, köklü medeniyetlere sahip Türkiye ve Japonya’nın ortak çabaları, küresel sorunlara yönelik yapıcı çözümlerin geliştirilmesine katkı sunabilir.

Türkiye ile Japonya arasındaki dostluğun en önemli sahalarından biri insani diplomasi olarak öne çıkmaktadır. Halklarımız arasındaki sevgi, kültürel benzerlikler ve karşılıklı saygı, güçlü bir ortak zemin oluşturmaktadır. İki halk da zorluklarla karşılaştığında sessiz kalmayan ve yardıma ihtiyaç duyanlara yardım elini uzatan bir anlayışla hareket etmektedir. Bu nedenle dış politikada ortak hareket etmemiz oldukça kolaydır. Zira devletler arası iş birliğinin ötesinde halklarımız arasında derin bir gönül bağı ve ortak bir duygu mevcuttur. Sivil toplum örgütlerimiz, yardım kuruluşlarımız ve kalkınma ajanslarımız yıllardır birlikte çalışmaktadır. TİKA ile JICA’nın farklı coğrafyalarda gerçekleştirdiği projeler bunun somut örneklerindendir. Dolayısıyla mesele sadece devletler arası iş birliği değil, aynı zamanda halklarımızın vicdanını siyasete yansıtmak anlamına gelmektedir.

İnsani diplomasinin temel alındığı bu perspektiften uluslararası krizlere bakmak önem kazanmaktadır. Dünya, hiçbir ülkenin tek başına üstesinden gelemeyeceği zorluklarla karşı karşıyadır. Pandemiler, savaşlar, işgaller, göç dalgaları, ekonomik dalgalanmalar ve doğal afetler, ülkelerin tek başlarına çözemeyeceği, bölgesel ve küresel dayanışmayı zorunlu kılan meselelardır. Türkiye ve Japonya, on yıllardır doğal afetlerde, özellikle depremlerde birbirlerine destek olmuştur. 2023 yılında Türkiye’de yaşanan deprem sonrası Japonya’nın gösterdiği destek, milletimizce unutulmayacaktır. Türkiye, 2011 yılında Japonya’da yaşanan deprem ve tsunami sonrası dost elini uzatmıştı. Gelecekte de bu tür afetlerde birbirimize destek olacağımıza dair hiçbir şüphem yoktur.

Tüm bu zorluklar, sınır tanımayan küresel imtihanlar olarak karşımıza çıkmaktadır. Devletler birbirine sırtını dönerse belirsizlik artar, öngörülemezlik derinleşir ve istikrarsızlık her yeri etkisi altına alır. Ancak eğer güven temelinde iş birliği sağlanırsa, belirsizlik kontrol altına alınabilir ve öngörülemezlik azaltılabilir. Türkiye ile Japonya’nın ortak hareket etmesi, tam da bu nedenle kritik bir öneme sahiptir. Birbirini tamamlayan deneyimlerimiz, coğrafi erişimimiz ve insani duyarlılığımız, küresel ölçekte fark yaratabilir. Bu iradeye sahibiz ve birlikte hareket ettiğimizde çözüm üretme yeteneğimizin yüksek olduğuna inanıyoruz.

Bu çerçeveden hareketle, Gazze meselesine de değinmek gerekir. Gazze, bugün insanlığın vicdanını zor bir sınavdan geçirmektedir. İsrail’in gerçekleştirdiği işgal ve soykırım sonucu çocukların açlıktan öldüğü, hastanelerin çalışamaz hale geldiği ve milyonlarca insanın en temel ihtiyaçlarından mahrum kaldığı bir durum ortaya çıkmaktadır. Bu trajedi, tüm insanlığın sorunudur. Türkiye olarak susmadık ve susmayacağız. Ateşkesin sağlanması, insani yardımlara engelsiz erişim ve masum sivillerin korunması için her platformda gayret sarf etmekteyiz. Ancak, sesimizin daha gür çıkması ve etkimizin daha geniş olması gerektiğini de biliyoruz.

Japonya’nın barışa öncelik veren iradesi, uluslararası hukuka bağlılığı ve vicdani duyarlılığı bu süreçte son derece değerlidir. Türkiye’nin bölgesel etkisi ve insani yardım kapasitesiyle birleştiğinde, güçlü bir ortaklık ortaya çıkacaktır. Bugün yapılması gereken; ateşkesi sağlayacak diplomatik çabaları artırmak, insani yardımları düzenli bir şekilde ulaştırmak, çocukların eğitim ve sağlık ihtiyaçları için kaynaklar oluşturmak ve en önemlisi iki devletli çözüm temelinde adil bir barışı benimsemektir. Böylece Gazze’de sadece yaraları sarmakla kalmayacak, aynı zamanda geleceği yeniden inşa edecek bir umut da yaratmış olacağız.

Türkiye ile Japonya’nın dostluğu, geçmişin değerli anılarının ötesinde, günümüzdeki buhranları aşmak için kritik bir fırsat sunmaktadır. Uluslararası sistemin sarsıldığı, güvenin zedelendiği bir dönemde, iki ülke olarak birlikte hareket etmemiz son derece önemlidir.

Geldiğimiz bu aşamada, Gazze’deki zulme karşı dünya olarak birleşik bir dayanışma göstermenin hem tarihî sorumluluğumuz hem de insanlık onurunun gereği olduğu aşikardır. Dayanışmanın somut adımlara dönüşmesi, barışın, adaletin ve vicdanın güçlenmesine katkı sağlayacak bir zemin yaratacaktır. Dünya, ancak ortak irade ve çabalar sayesinde daha adil, daha güvenli ve daha insani bir geleceğe ulaşabilir.

Asya’nın İki UCundan Ortak Vicdan Çağrısı!
Yorum Yap
Bizi Takip Edin