Yapay zeka, günümüzde hayatın hemen hemen her alanında önemli bir yere sahip. Bu durum, sağlık sektörünü de kapsıyor. Tıbbın çeşitli alanlarında kullanılan yapay zeka destekli sistemler, tanıdan tedaviye ve takip süreçlerine kadar birçok aşamada devreye giriyor. Bu sayede hem doktorların iş süreçleri kolaylaşıyor hem de hastalara daha hızlı ve güvenli hizmet sunulması sağlanıyor.
Diş hekimliği, yapay zekanın etkin bir şekilde kullanıldığı alanların başında geliyor. Hem yetişkin hem de çocuk hastalar için gerçekleştirilen diş tedavileri, yapay zeka destekli uygulamalar sayesinde daha hızlı, daha konforlu ve daha öngörülebilir bir biçimde gerçekleştirilebiliyor. Bu teknolojiyi aktif olarak kullanan kurumlardan biri olan Marmara Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi, yapay zeka ile önemli bir destek alıyor.
[Fotoğraf: Depo Photos]
Gülüş tasarımında yapay zeka desteği
Dişlerin işlevi yalnızca çiğnemenin ötesinde; yüz ifadesinin de önemli bir parçasıdır. Bu bağlamda, gülüş tasarımı yapay zekanın diş hekimliğinde aktif olarak kullanıldığı alanlardan biridir. Marmara Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi Protetik Diş Tedavisi Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Erkut Kahramanoğlu, bu konudaki çalışmalarını şu şekilde açıklıyor:
“Gülüş tasarımında hastadan aldığımız fotoğraflarla, hastanın ağzına, yüzüne en uygun dişleri yapay zeka yardımıyla programlar aracılığıyla oluşturabiliyoruz.”
Bu süreçte başlangıç olarak hastaların fotoğrafları çekiliyor. Ardından dijital sistemler ile ölçü alınıp, bu veriler bilgisayar ortamına aktarılıyor. Gerekli programlar kullanılarak hastanın yüzüne uygun ve istediği formda diş tasarımı gerçekleştiriliyor. Daha önceki yöntemlere göre pek çok avantaj sağlayan bu süreç, öncelikle işlemi hızlandırıyor. Doç. Dr. Kahramanoğlu, “Dijital ölçü alma sistemi, hastaların bulantı reflekslerini ortadan kaldırarak daha rahat bir deneyim sunuyor. Seans süreleri kısaldığı gibi hastaya yapılacak protez hakkında bilgi verme olanağı da sağlıyoruz” şeklinde belirtiyor.
Yapay zeka, sadece hastalara değil, hekimlere de faydalar sunmakta. Doç. Dr. Kahramanoğlu, bu konuda şu görüşleri paylaşıyor:
“Hastanın tam olarak ne istediğini öğrenme kolaylığı ve daha rahat malzeme seçimi imkanı veriyor. Sürecin kısalması ve hastanın konforunun artması, hekimler için de avantajlı bir sistem oluşturuyor.”
[Fotoğraf: Depo Photos]
Diş eti hastalıklarının teşhisine de yardımcı
Diş eti hastalıkları, ağız sağlığı açısından kritik öneme sahiptir. Kanama, şişlik ve kızarıklık gibi belirtiler, diş kaybına kadar gidebilen sorunlara yol açabilir. Peki, yapay zeka bu hastalıklarda nasıl bir rol oynamakta? Cevabı Marmara Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi Periyodontoloji Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Leyla Kuru’dan alıyoruz:
“Yapay zeka, en çok teşhis ve tedavi planlamasında kullanılıyor. Diş etindeki iltihabın seviyesi, hastalığın ilerleme durumu ve diş eti çekilmelerinin boyutu gibi konularda bilgi sağlıyor.”
Prof. Dr. Kuru, yapay zekanın bu alandaki uygulamalarına dair bir örnek de veriyor:
“Şeker hastalığı ile diş eti hastalığı arasında çift yönlü bir ilişki bulunuyor. Eğer bir hastada her iki durum da mevcutsa, birinin diğerinin şiddetini artırabileceğini biliyoruz. Mesela şeker hastalığı olan bir hastanın tedavisinde, hangi seviyede hangi yöntemi uygularsak daha etkili olacağımız konularında yapay zekadan yararlanılacak.”
[Fotoğraf: Depo Photos]
Çocuk diş tedavisinde yapay zeka konforu
Çocukların diş tedavisi, yetişkinlerden genellikle daha zor geçmektedir. Küçük yaşlarındaki çocuklar, uzun süre boyunca sabit kalmayı gerektiren uygulamalara karşı daha az direnç gösterebiliyor. Yapay zeka bu bağlamda, hem hekimler hem de çocuklar için önemli kolaylıklar sağlıyor. Marmara Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi Çocuk Diş Hekimliği Pedodonti Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Sertaç Peker, yapay zeka ile sağlanan rahatlığı şu şekilde ifade ediyor:
“Çocuk diş hekimliği, 0-14 yaş arasındaki tüm tedavileri kapsıyor. Diş eti hastalıkları, ortodonti ve diğer tedavi alanlarında yapay zekayı çeşitli şekillerde kullanıyoruz. Öncelikle teşhis amaçlı faydalanıyor, radyografik incelemeler sonrası tedavi planlaması yaparken de önemli sonuçlar elde ediyoruz.”
Bu teknoloji sayesinde çocukların geçmişteki dişhekimliği deneyimleri de göz önüne alınabiliyor. Prof. Dr. Peker, “Buna dayanarak tedavi süreçlerimizi planlayabiliyoruz” diyerek ekliyor:
“Çürük geçmişleri ve hijyen alışkanlıklarını değerlendirilerek koruyucu uygulamaları belirleyebiliyoruz. Ortodonti süreçlerinde ise, dişlerin düzeltilmesine yönelik şeffaf plaklar gibi tedavi seçeneklerinde, olası problemleri öngörerek uygun planlamalar yapabiliyoruz.”


