Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Ankara’da Umman Dışişleri Bakanı Bedr bin Hamed el-Busaidi ile düzenlediği ortak basın toplantısında önemli açıklamalarda bulundu.
Bakan Fidan’ın konuşmalarından öne çıkan noktalar:
Bugün aynı zamanda Gazze’deki gelişmeleri de ele alıyoruz. Uluslararası toplumun beklentisi, ateşkesin tüm gerekliliklerinin eksiksiz şekilde yerine getirilmesidir. Ancak İsrail, sivil halka yönelik saldırılarına devam etmekte ve Gazze’ye gereken insani yardımın ulaşmasına yeterli miktarda izin vermemektedir. Ateşkesin ilanından bu yana İsrail tarafından öldürülen Gazzeli sayısı 420’yi aşmıştır.
GAZZE’DE BARIŞ PLANI
Barış planının ikinci aşamasına geçiş sürecinde, sahada huzurun sağlanması ve insani durumun iyileştirilmesi büyük önem taşımaktadır. Gelecekteki sürece yönelik olarak, barış kurulunun ve uluslararası istikrar gücünün oluşturulmasına dair gelişmeleri dikkatle izlemeye devam ediyoruz. Barış kurulunun oluşumuna dair açıklamanın önümüzdeki günlerde yapılması bekleniyor.
KISA ZAMANDA SONUÇLANMASINI ÜMİT EDİYORUZ
Gazze’nin yönetimini üstlenecek ve Filistinlilerden oluşacak geçici komitenin belirlenmesi büyük önem arzetmektedir. Bu komitenin üyeleri hakkında yapılacak istişarelerin kısa süre içinde sonuçlanmasını bekliyoruz.
“GAZZE’NİN BÜTÜNLÜĞÜ KORUNMALI”
Türkiye için Gazze’nin geleceğine dair üç ana unsur oldukça kritik. İlk olarak, Gazze’nin bütünlüğünün korunması gerekmektedir. Hangi proje uygulanırsa uygulansın, Gazze’nin bütünlüğü sağlanmalıdır.
“GAZZE, GAZZELİLER TARAFINDAN YÖNETİLMELİ”
Gazze’nin Gazzeliler tarafından idare edilmesi hukuki ve vicdani bir sorumluluktur. Üçüncüsü, Gazze’de yaşayacak olanlar Gazzelilerdir ve bu bölgedeki tüm imar faaliyetleri onların ihtiyaçları doğrultusunda yapılmalıdır. Bu kriterlere uyulduğu sürece gündemdeki girişimleri desteklemeye devam edeceğiz.
“SDG SURİYE’NİN HUZURA KAVUŞMASINDAKİ EN BÜYÜK ENGEL”
Halep’te sivillere yönelik yapılan saldırılar, SDG’nin gerçek niyetiyle ilgili endişeleri maalesef haklı çıkarmaktadır. Gelinen aşamada, SDG’nin elindekileri koruma ısrarı, Suriye’nin huzura kavuşmasının önündeki en büyük engel konumundadır.
“SDG’NİN TERÖRE VEDA ETMESİ GEREKİR”
SDG’nin terör ve ayrılıkçılıkla olan bağlarını koparması oldukça gereklidir. Türkiye, bölgedeki barışın ve güvenliğin garantisi olmaya devam edecektir. Bu hedefle, ilkeli ve yapıcı bir dış politika izlemeye kararlı bir şekilde devam edeceğiz.
SDG’nin Halep’teki saldırıları, endişelerin haklılığını ortaya koymuştur. Suriye’de zaman, ulusal birliği sağlama zamanıdır. SDG’nin üzerindeki sorumlulukları yerine getirmesi gerekmektedir; zira İsrail’in politikasına alet olmasının tesadüf olmadığını unutmamak gerekir.
“SURİYE’DEKİ OLAYLARI TAKİP EDİYORUZ”
Suriye’deki gelişmeleri kapsamlı bir şekilde takip ediyoruz ve bölgesel ile uluslararası ortaklarımızla irtibat halindeyiz.
Halep’teki son olaylar, son bir yıldır uyardığımız konuların tecelli ettiğini göstermektedir. Eğer SDG, zamana oynamak yerine gerçek bir entegrasyon sürecine başlamış olsaydı, bu tür durumlarla karşılaşmayacaktık.
Öte yandan, başka bir aklın ayrılıkçı faaliyetleri destekleyerek gündemde tutmaya çalışması dikkatlerimizden kaçmamaktadır. SDG’nin mahallelerden çekilmesi ve ağır silahlardan arınması gerekmektedir. Halep’teki durumun normalleşmesi elzemdir.
İki gün boyunca gerekli kurumlarımız istişare halinde çalışmayı sürdürdü. Umarım daha fazla kan dökülmeden bu konu çözülür; ancak maalesef SDG pozitif bir adım atmakta direnmaktadir.


