Hazine ve Maliye Bakanı Şimşek, Müstakil Sanayici ve İşadamları Derneği (MÜSİAD) tarafından düzenlenen “2025 Yılı Değerlendirmesi 2026 Yılı Beklentileri” programında yaptığı konuşmada, dünya genelinde büyük bir belirsizlik yaşandığını ifade etti. Küresel ekonomi politikalarına dair belirsizlik endeksinin tarihsel zirvelere ulaştığını belirtti.
Bununla birlikte, küresel piyasa algısının olumlu yönde ilerlediğini vurgulayan Şimşek, Türkiye ve gelişen ülkeler için 2026 yılına dair kısa vadede umut verici bir ekonomik görüntü ortaya çıkabileceğini söyledi.
Türkiye’nin ticaret ortaklarında sınırlı bir toparlanma yaşandığını ifade eden Şimşek, bunun dış talep açısından da önemli bir gelişme sunduğunu ve avro/dolar paritesinin ülke açısından olumlu bir ilerleme kaydettiğini belirtti. Emtia ve enerji fiyatlarının ise gümüş ve bakır gibi bazı istisnaları bir kenara bıraktığımızda, bir süre daha düşük seviyelerde kalmasının beklendiğini aktardı.
Küresel korumacılık, yüksek borç seviyeleri, yaşlanan nüfus, yıkıcı teknolojiler, iklim değişikliği ve artan jeopolitik gerilimler gibi konulara değinen Şimşek, orta ve uzun vadede zorlu bir tablo ile karşılaşacaklarının altını çizdi.
ABD Merkez Bankası’nın (Fed) faiz indirimlerine devam etmesinin beklendiğini söyleyen Şimşek, enflasyonu düşürmeye yönelik çabaların ne ölçüde başarılı olacağı konusunda kaygıların bulunduğunu da ifade etti.
Bu zorluklara karşılık, Türkiye’nin bölgedeki entegrasyonu güçlendireceğini, bağlantısallığı artıracağını ve yeni nesil serbest ticaret anlaşmaları ile hizmet ihracatına odaklanacağını belirtti. Şimşek, Türkiye’nin bu konularda sağladığı avantajlardan da bahsetti.
Türkiye’nin borç oranlarının, hane halkı, şirketler, finans sektörü ve devlet borçlarının milli gelire oranının % 94 olduğunu aktaran Şimşek, benzer ülkelerde bu oranın % 236, dünya ortalamasının ise % 311 olduğunu söyledi. Dezenflasyon süreciyle birlikte Türkiye’nin önünde önemli fırsatlar sunulduğunu dile getirdi. Hane halkı borçlanmasının ve reel sektör borcunun milli gelire oranlarının uzun dönem ortalamalarının oldukça altında olduğunu kaydetti.

“MUTLAKA YAPAY ZEKAYA ODAKLANMAMIZ LAZIM”
İç ve dış talep açısından 2025 yılının zorlu geçtiğini belirten Bakan Şimşek, Türkiye’nin sahip olduğu ciddi avantajların varlığını da dile getirdi. Bu fırsatların elde edilmesi için fiyat istikrarının sağlanması gerektiğini kaydetti.
Geçmiş dönüşüm süreçleriyle karşılaştırıldığında, yapay zekanın çok daha hızlı bir ilerleme kaydettiğini belirten Şimşek, bu alanda önemli yatırımlar yapıldığını vurguladı. Yapay zekanın yalnızca ChatGPT benzeri platformlarla sınırlı olmadığını, üretimden yeni malzeme keşfine, sağlıkta ve savunma sanayisinde devrim niteliğinde dönüşümlere kadar geniş bir yelpazesi bulunduğunu ifade etti. Dolayısıyla, yapay zeka dönüşümünün büyük yatırımlara zemin hazırladığına dikkat çekti.
Yapay Zeka Hazırlık Endeksi’nde Türkiye’nin benzer ülkelerle kıyaslandığında iyi bir noktada olduğunu ve gelişmiş ülkeler düzeyini yakalama arzusu içinde olduklarını belirtti.
Büyük ölçekli veri merkezlerine yatırım yaptıklarını, nükleer enerji yatırımlarının bu yıl sonuçlarının alınacağını ve büyük dil modeli tabanlı uygulamaları desteklediklerini dile getiren Şimşek, dijital dönüşüm yol haritasında hızlı bir ilerleme kaydettiklerini aktardı.
“TÜRKİYE’NİN JEOSTRATEJİK ÖNEMİ ARTIYOR”
Hazine ve Maliye Bakanı Şimşek, sulama yatırımlarına yönelik desteklerin önemine vurgu yaptı ve yeşil dönüşümü yönetirken su yönetimi reform çalışmalarının devam ettiğini bildirdi.
Bölgesel gerilimler ve çatışmalar hakkında değerlendirmede bulunan Şimşek, dünya genelinde kural bazlı bir ekosistemden çıkıldığını ve İkinci Dünya Savaşı sonrası kurulan sistemin belirsizlikler içerdiğini ifade etti. Mevcut ortamın 1930’lu yılları hatırlattığını da kaydetti.
Şimşek, Türkiye’nin gelecekteki rolüne dair şu şekilde değerlendirmede bulundu:

“Türkiye, bu çatışmalarda önemli bir konumda. Cumhurbaşkanımızın liderliği altında, bu zorlu sürecin başarıyla yönetileceğine inanıyoruz. Batı ile dengeli ve pragmatik ilişkilerin inşası sürdürülüyor. Suriye’de istikrarın sağlanması yönünde gayretlerimiz devam ediyor. Gazze’deki ateşkesin sürdürülmesi son derece önemli. Azerbaycan ve Ermenistan arasındaki barış süreci ilerleme kaydediyor. Rusya-Ukrayna savaşıyla ilgili ise belirsizlikler sürüyor. Ancak Türkiye’nin jeostratejik önemi artıyor ve bu sürece hazır bir konumda.”
Şimşek, küresel taleplerdeki artışın yaşandığı savunma sanayinde Türkiye’nin başarılarına da değinerek, bu alandaki ihracatın geçen yıl 10 milyar doları aştığını belirtti. Henüz bu sürecin erken aşamasında olduklarını kaydetti.
Savunma sanayisindeki kilogram ihracat değerinin 65 dolara ulaştığını aktaran Şimşek, toplam ihracat kilograma değerinin ise 1,5 dolar olduğunu ifade etti. Türkiye, bu bağlamda hem kendi savunmasını güçlendiriyor hem de ortaya çıkan fırsatları değerlendirdiğini belirtti.
“BÜTÜN ZORLUKLARA RAĞMEN İLERLEME KAYDETMEYE DEVAM ETTİK”
Bakan Şimşek, 2025 yılı ekonomik gelişmelerine dair, zorlu bir yıl geçirildiğini fakat tüm olumsuzluklara rağmen ilerleme kaydedildiğini ifade etti. “Reel sektörün durumu farklı bir tablo çizebilir. Ancak makrofinansal istikrar, bilançodaki iyileşmenin ön koşuludur” dedi.
Rezervlere ilişkin kaygıların giderildiğini, geniş tanımlı rezerv yeterliliğinin sağlandığını ve beş yıllık kredi risk priminin (CDS) gerilediğini aktaran Şimşek, dış finansman maliyetlerinin düştüğünü belirtti. Yurt dışından elde edilen fonların maliyetlerinin gerilediğini ve Kur Korumalı Mevduat’tan (KKM) çıkışın başarıyla yönetildiğini söyledi. Swap hariç net rezervlerde 123 milyar dolarlık bir artış sağlandığını dile getirdi.
Şimşek, “KKM’deki azalmalara ve swap hariç net rezervlerdeki artışa bağlı olarak program dönemi içinde ülkemiz bilançosunda 266 milyar dolarlık iyileşme sağladık. Bu iyileşme, şirketlerin değerlerine de olumlu yansıtmaya başladı. Borsa İstanbul’da halka açık şirketlerin piyasa değeri 271 milyar dolardan 410 milyar doların üzerine çıktı” dedi.
“ENFLASYON DÜŞMEYE DEVAM EDİYOR”
Hazine ve Maliye Bakanı Şimşek, enflasyonun düşüşünü sürdürdüğünü belirterek, “2023 yılında enflasyon oranı %65 civarındaydı. Bu oran 2024’te %44’e, 2025’te ise %31’e düştü. Hedefimiz, 2026’da enflasyonu %20’nin altına indirmek. Alt bileşenler düzeyinde de enflasyonda gerilemeler görülüyor. Yıllık hizmet enflasyonu %91’den %66’ya, gıda enflasyonu %72’den %44’e geriledi.” dedi.
Enflasyon beklentilerinin düşüşüne ilişkin bilgiler veren Şimşek, “Merkez Bankası’nın uyguladığı politika setleri, kamu maliyesinin özelleştirilmesi hedeflerine uygun ziyaret ettik. Arz yönlü tedbirlerin uygulanmaya başladığını gördük. Özellikle konut arzında ciddi artış yaşanmakta, bu durumda kira enflasyonunu olumlu etkilemektedir” diye ekledi.
Maktu vergileri son altı aylık dönemde enflasyonun altında artırdıklarını ve vergi gelirlerinde bir miktar fedakarlık yaptıklarını ifade eden Şimşek, akaryakıtın maktu vergisinde yapılan artışın yalnızca 1 lira olduğunu belirtti.
Şimşek, yeniden değerleme oranının, enflasyon hedefi olan %19’un altında, %18,95 oranında artırıldığını açıkladı.
Konut arzındaki artışa değinen Şimşek, “Son yıllarda ilk kez 1 milyonun üzerinde yapı ruhsatı verildi. Bu durum, yüksek kira enflasyonunun hızla düşeceğini gösteriyor. Nitekim, konut fiyatlarıyla kira arasındaki makas kapanma sürecinde ilerliyor.” mesajını verdi.
“KOŞULLAR HALA DEZENFLASYONU DESTEKLİYOR, BU KONUDA KARARLIYIZ”
Bakan Şimşek, hizmet enflasyonu bileşenlerinden biri olan eğitimde fiyat artışları için kural bazlı bir çerçeve oluşturduklarını, zorlaştırıcı unsurlardan birinin tarımdaki don ve kuraklık nedeniyle yaşanan gıda fiyatları olduğunu kaydetti.
Bu yılın yağışlar açısından bereketli başladığını vurgulayan Bakan Şimşek, 2026’da tarımda önemli verimlilik ve üretim artışı beklentisinin bulunduğunu belirtti.
Enflasyon beklentilerindeki iyileşmeye dikkat çeken Şimşek, “Koşullar dezenflasyona uygun. Bu konudaki kararlılığımız devam etmekte. 2026 yılında ve sonrasında enflasyonu düşürmek için tüm enstrümanlarımızla mücadele etmeye kararlıyız” dedi.


