1. Haberler
  2. Gündem
  3. Yerli Savunma Sanayii Zirvesi: Güç ve İnovasyon

Yerli Savunma Sanayii Zirvesi: Güç ve İnovasyon

featured
0
Paylaş

“Savunma Sanayii Yetenek Yönetimi Zirvesi”, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz’ın katılımıyla Ankara’da düzenlendi.

Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, zirvede yaptığı konuşmada, dünya güç dengelerinin önemli bir değişim sürecine girdiğine dikkat çekti. Kacır, savunma bütçelerinin yalnızca doğru stratejiler ve yerli-milli yeteneklerle desteklenmediği takdirde, güvenlik hedeflerini gerçekleştirmek için yetersiz kalacağını vurguladı.

Yazılımı geliştiren kişinin iradesine bağlı bir sistemin “kaynak koduna” erişim sağlanamadığında çalıştığını belirten Kacır, bu durumu “Anahtarı sizin elinizde olmayan bir kapı, size ait değildir” şeklinde ifade etti. Savunma sanayisinde bütüncül bir sistem kuramayan ülkelerin, kritik anlarda başkalarının programlarına ve onaylarına mahkum kalacağını kaydetti.

Kacır, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde, önlerine çıkan engelleri ve ambargoları yerli ve milli savunma sanayisi için bir fırsat olarak gördüklerini ifade etti.

Nitelikli insan kaynağına yapılan yatırımlarla savunma sanayisinde önemli bir atılım gerçekleştirdiklerini dile getiren Kacır, Türkiye’nin savunma sanayi projelerini bağımsızlık ve stratejik hedefler için güç çarpanı haline getirdiğini belirtti.

TAYFUN’un Test Atışları Devam Ediyor

Kacır, Erdoğan’ın öncülüğünde yerli ürünlerin savunma kapsamında payının 23 yıllık süreç içinde yüzde 20’lerden yüzde 80’e yükseldiğini ve dünyada satılan her üç askeri insansız hava aracından ikisinin Türk firmaları tarafından üretildiğini ifade etti. Türkiye’nin, kendi savaş gemisini geliştiren ve üreten 10 ülkeden biri olduğuna dikkat çekti.

ALTAY tankından SİPER füzesine, MİLGEM’den TCG Anadolu’ya, Bayraktar TB3’ten GÖKTÜRK ve İMECE uydularına kadar pek çok yerli ve milli ürüne değinen Kacır, şunları ekledi:

“Balistik füzemiz TAYFUN’un test atışlarını sürdürüyoruz. 2 bin kilometre menzilli füze geliştirme programımız kararlılıkla devam ediyor. Bizden neyi esirgiyorlarsa, onun daha iyisini yerli ve milli olarak üretiyoruz. 3 bin 500’ün üzerinde şirketin, araştırma kurumları ve üniversitelerimizde 100 bin çalışanın katkısıyla dev bir üretim ve teknoloji geliştirme ağına sahibiz. Türk savunma sanayi firmalarının sayısı, dünyanın en büyük savunma ve havacılık firmaları listesinde her geçen yıl artmaktadır. Savunma sanayi ihracatımız, geçtiğimiz yıl 10 milyar doları aşarak 185 ülkeye ulaştığımız yerli ve milli ürünlerimizle, Türk savunma sanayi markasını küresel ölçekte kalite ve yüksek teknolojinin sembolü haline getirdi.”

369 Milyar Liralık Yatırımın Önünü Açtık

Bakanlık olarak, kamu kurumları, özel sektör girişimleri ve üniversitelerin savunma sanayi alanındaki yatırımlarını ve AR-GE projelerini güçlü bir biçimde desteklediklerini belirten Kacır, şu bilgileri paylaştı:

“Son 23 yılda 965 savunma sanayi yatırımını teşvik ettik. 369 milyar liralık yatırımın önünü açtık. TÜBİTAK burs ve destek programlarıyla 2 bin 142 savunma sanayisi projesine ve 4 bin 300 bilim insanına 64 milyar lira kaynak sağladık. Millî füzelerimiz GÖKDOĞAN, BOZDOĞAN ve SOM-J, yeni nesil akıllı mühimmat ailesi KUZGUN, milli muharip uçağımız KAAN’ın ana yönetim bilgisayarları ve gerçek zamanlı işletim sistemi gibi kritik projeleri TÜBİTAK enstitüleri bünyesinde hayata geçirdik. GÖKDOĞAN ve BOZDOĞAN’ın ardından ramjet motorlu uzun menzilli füzemiz GÖKHAN, havadaki hakimiyetimizi güçlendirecek. Havacılık platformları ile füze sistemlerinin testleri için yüksek hızlı rüzgar tünelini TÜBİTAK SAGE yerleşkesinde kuruyoruz.”

Hedef Kurumsal Zemini Sağlamlaştırmak

Kacır, bu güçlü ivmeyi sürdüreceklerini ve caydırıcılıklarını en üst seviyeye taşıyacaklarını ifade etti. Teknolojiyi en etkili şekilde kullanabilen ülkelerin ileride söz sahibi olacağını söyledi.

Savunma mimarisine lazer, elektromanyetik silahlar, otonom ve sürü sistemleri ile siber güvenlik, uzay, hipersonik ve kuantum gibi yenilikçi teknolojileri entegre edecek projeler geliştirdiklerini vurgulayan Kacır, “Bu büyük atılımı sürdürülebilir kılmak için insan kaynaklarımızı en değerli milli değer olarak görmemiz gerekiyor. Milli teknoloji hamlemizin arkasında, ortalama yaşı 30’un altında olan mühendislerimizin, teknisyenlerimizin ve araştırmacılarımızın azmi yatıyor. Genç, dinamik ve üretken insan kaynağımız, tam bağımsızlık yolculuğumuzda stratejik bir güçtür. Bu nedenle, gençlerimizin potansiyelini keşfeden ve geliştiren bir iklim oluşturmak önceliğimizdir.” diye konuştu.

Kacır, TEKNOFEST’lerde yapay zeka, siber güvenlik, otonom sistemler ve roket teknolojileri gibi birçok alanda yarışan gençlerin müfredat dışı deneyim kazandığını söyledi.

Savunma sanayisinin teknolojik derinliğini artırmayı sürdüreceklerini belirten Kacır, şu noktaları vurguladı:

“Sektör Kampüste, Milli Teknoloji Uzmanlık Programları, Deneyap ve Milli Teknoloji Atölyeleri gibi çeşitli uygulamalarla geleceğin mühendis ve girişimcilerini yetiştiriyoruz. Savunma sanayisinde projelerin tasarım aşamasından gerçeğe dönüşmesi, nitelikli teknik personel ile mümkündür. 60 bin öğrencimiz kayıtlı bulunan 81 meslek lisesi ve 24 bin öğrencisi ile 26 meslek yüksek okuluyla, mesleki eğitimi kapsamlı bir anlayışla ileri taşıyoruz.”

Girişimciliği Ödüllendiren Anlayış

Kacır, TÜBİTAK TÜSSİDE ve SAHA Akademi iş birliğiyle uygulamaya aldıkları SAHA MBA Yönetici Gelişim Programı’nın katılımcılara, savunma sanayisinde liderlik için gereken yetkinlikleri sağladığını ifade etti.

Geleceğin savaş alanının sadece platformlar değil, çevik zihinlerin fikirlerinin ve projelerinin öne çıkacağı bir alan olacağını belirten Kacır, sözlerini şu şekilde tamamladı:

“Ülkeler, nitelikli insan kaynağını çekmek için kıyasıya bir rekabet içerisindeler. Dünyanın önde gelen üniversitelerinde, araştırma merkezlerinde ve teknoloji devlerinde deneyim kazanmış vatandaşlarımız, Türkiye’de projelerini hayata geçirmek için geri dönüyor. Çünkü hayalini kurdukları projeleri gerçekleştirebileceği ortam ve destek Türkiye’de mevcuttur. Savunma sanayisinde girişimcilik kültürünün yerleşmesi, yenilikçi çözümlerin geliştirilmesi ve bu çözümlerin hızla ürüne dönüşmesi için kritik öneme sahiptir. Savunma sanayi alanındaki 23 bin 700 çalışanı istihdam eden 79 AR-GE ve tasarım merkezinde, teknoparklarımızda 7 bin 900 çalışanla faaliyetlerini sürdüren 340 girişimdeki yenilikçi çalışmalar desteklenmektedir. Girişimlerimizin gereksinimlerine yönelik altyapı sunarak, ihtiyaç duyulan işbirliğini teşvik edecek yeni başarı hikayelerinin ortaya çıkmasını sağlayacağız. Savunma sanayisinin bir parçası olmayı bir özgürlük ve gelecek davası olarak gören her gencimiz için yetenekleri erken aşamada sunan, yetkinlikleri geliştiren ve girişimciliği ödüllendiren anlayışımızı sürdüreceğiz.”

Yerli Savunma Sanayii Zirvesi: Güç ve İnovasyon
+ -
Bizi Takip Edin