Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Almanya’da bulunduğu sırada Welt am Sonntag gazetesine mülakat verdi.
Rusya-Ukrayna Savaşı hakkındaki soruları yanıtlayan Fidan, iki tarafın artık barışa daha hazırlıklı olduklarını ifade etti. Tarafların, yaşanan acıların ve yıkımın boyutlarından etkilenerek kendi sınırlarını anladıklarını vurguladı.
Fidan, “Putin belirli şartlar altında ateşkesi ve kapsamlı bir barış anlaşmasını kabul etmeye hazır. Bu durum, Ukrayna tarafına iletildi ve biz de bunun bazı yönleriyle ilgileniyoruz. Bu savaş, Rusya’ya da büyük bir mali yük getiriyor” dedi.
Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’un, Fransa, İngiltere veya Türkiye’den askerlerin Ukrayna’ya koruma amaçlı gönderilebileceği yönündeki açıklamalarına değinen Fidan, NATO birliklerinin, uluslararası gözlemci birliklerden farklı bir konumda olduğunu belirtti.
Bakan Fidan, “Şu anki en önemli tartışma, ABD’nin Ukrayna’ya güvenlik garantisi vermesi gibi 5. madde benzeri unsurlar. Ayrıca, Ukrayna ordusunun kapasitesi gibi başka faktörler de ön planda. Avrupa ülkeleri, egemen bir ülkenin bu konularla ilgili kararları kendisinin alması gerektiğini savunuyor” açıklamasında bulundu.
Her ülkenin, ulusal güvenliğini koruma hakkı ve sorumluluğu olduğunun altını çizen Fidan, devam eden barış anlaşmasının yalnızca Ukrayna’daki çatışmayı sonlandırmakla kalmayıp, tüm Avrupa için kalıcı istikrar sağlaması açısından kritik öneme sahip olduğunu ifade etti.
Fidan, Avrupa güvenliğinin nasıl sağlanacağına dair önerilen anlaşma maddelerinin daha detaylı ele alınması gerektiğine dikkat çekerek, bu fırsatın yeni saldırıları önlemek için tarihi bir fırsat sunduğunu belirtti.
Böyle bir anlaşmanın, bir tarafın diğerine “herhangi bir nedenle” saldırmayacağına dair açık taahhütler içermesi gerektiğini vurgulayan Fidan, “Bu konuda bir uzlaşma sağlanabilirse, bölgede 50, 60, 70 yıl boyunca barış sağlanabilir. Belki daha uzun!” ifadelerini kullandı.
Fidan, barış anlaşmasının kendi güvenlik önlemlerinden vazgeçmek anlamına gelmeyeceğini belirterek, “Ne Avrupalılar ne de Ruslar bunu yapacak. Aksine, çeşitlilik gösteren senaryolara yönelik hazırlıklarını sürdürecekler. NATO da benzer bir yol izleyecek. Zaman, barışın ne kadar sürdürülebileceğini gösterecek. Ancak, Rusya da ekonomik ve sosyal açıdan zarar görmektedir ve bir anlaşmadan fayda sağlamak isteyecektir” şeklinde konuştu.
Avrupa güvenliği ve Türkiye
Bakan Fidan, “Rusya’nın Avrupa’ya yönelik hibrit saldırıları bulunuyor: Su altı altyapısına saldırılar, havaalanları üzerinde insansız hava araçları, siber saldırılar. Türkiye, bu bağlamda Rusya’yı bir tehdit olarak görüyor mu?” sorusunu yanıtladı.
Fidan, “Suriye ve Libya gibi pek çok çatışmada Rusya ile doğrudan yüzleşmek durumunda kaldık. Bu noktada, Avrupa ülkeleriyle birçok benzer tecrübe yaşadık. Fakat aradaki fark, biz Rusya ile diyalogları hiçbir zaman kesmedik” diye konuştu.
Türkiye’nin komşularıyla dostane ilişkileri sürdürmeyi arzuladığını belirten Fidan, sürekli çatışma halinde olmanın mümkün olmadığını ifade etti.
“Türkiye, komşularının hepsiyle dostane ilişkiler kurmak istiyor. Sorun çıkaran taraf olmayı asla arzulamıyoruz” diyen Fidan, Türkiye’nin Avrupa ile muhtemel senaryoları ve iş bölümünü ele aldığını vurguladı.
Bakan Fidan, üç kritik hususa dikkat çekti: “Birincisi, Avrupa güvenlik yapısı. Bu yapı NATO temellidir ve Avrupa devletleri bunu sürdürmek istiyor. İkincisi, savunma sanayii. Ukrayna savaşının, bu alandaki zayıf yönleri ortaya çıkardığı gerçeği var. Üçüncüsü ise, Amerikalıların Avrupa güvenliğine ilişkin angajmanı üzerine informal tartışmaların yapıldığıdır.” ifadelerini kullandı.
ABD’nin acil bir durumda Avrupa savunmasındaki rolüne dair bir soru üzerine Fidan, siyasi karar alıcıların bu konuyu görüşmekten kaçındığını belirtti.
Fidan, ABD’nin dış politika, güvenlik, ticaret ve teknoloji alanlarındaki temel soruları gündeme getirdiğini ve iç politikasında yeni bir yönelim dönemine girdiğini kaydetti.
Avrupa güvenlik yapısında İngiltere, Fransa, Almanya, Türkiye ve İtalya gibi ülkelerin bir araya gelerek yeni bir tartışma başlatması gerektiğini ifade eden Fidan, “Avrupa, yeni dünya düzeninde kendi çekim merkezimizi kurma veya diğer büyük güçlerin, başta güvenlik, ekonomi ve piyasa konularında, bize yön vermesine izin verme kararı almalıdır. Zira, ABD’nin Çin ile küresel rekabete girmek zorunda kalacağı açık” diye ekledi.
Türkiye’nin AB süreci
Fidan, Türkiye’nin AB üyesi olmasını arzuladıklarını, ancak bu süreçteki tartışmaların acil olarak yapılması gerektiği değerlendirmesini yaptı.
Fasılların açılıp ardından şartların yerine getirilip getirilmediğine bakılması gerektiğini vurgulayan Fidan, “Fasıllar açılmadan neyi yerine getirip getirmediğimize bakılamaz. O dönemdeki engeller, bazı AB üyesi ülkelerin siyasi ve ideolojik tutumlarından kaynaklanmıştır” şeklinde belirtti.
Cumhurbaşkanı’nın AB’ye üyelik iradesini açık bir şekilde ortaya koyduğunu ifade eden Fidan, şimdi AB’nin Türkiye’nin üyeliği konusunda siyasi irade göstermesinin önemli olduğunu dile getirdi.
Fidan, uzun süre boyunca Alman Dışişleri Bakanı ve Şansölyesi’nin farklı partilerden geldiğini ve bu durumun Berlin ile koordinasyonu zorlaştırdığını, fakat now iki isim arasında bir uyum olduğunun altını çizdi.
Uluslararası alanda bu konunun geniş bir memnuniyetle karşılandığını belirten Fidan, Almanya’nın yeni güvenlik ortamı çerçevesinde daha fazla sorumluluk alması gerektiğini ifade etti. “Şansöyle (Friedrich) Merz ve Bakan (Johann) Wadephul vizyoner bir yaklaşım sergiliyor. Bu farkındalık, Türkiye ve diğer ülkelerle ilişkilerini yeniden yapılandırma ihtiyacı doğuruyor” dedi.
Suriye’deki durum
Fidan, Suriye’nin ekonomik krizden ve geçmişin yaralarından yavaş yavaş iyileşmekte olduğunu belirterek, devrimden bu yana yaklaşık 500 bin kişinin Türkiye’den Suriye’ye geri döndüğünü hatırlattı.
Bu olumlu gelişmelerin 1-2 yıl içinde daha fazla kişi dönüşe neden olacağına inandığını ifade eden Fidan, Suriye’nin bu kişilerin vatanı olduğu ve ekonomik fırsatlar yaratacağını söyledi.
Bölgedeki ülkelerin Türkiye, Almanya, Avrupa ülkeleri ve ABD ile birlikte Suriye’nin kronik sorunlarını çözmek için işbirliği yaptığını vurgulayan Fidan, “Ancak bu süreçte en büyük risk İsrail’dir” ifadesinde bulundu.
Fidan, İsrail’e güvenlik endişelerini iletme çağrısında bulunduklarını ve bu endişelerin ele alınabileceğine işaret etti. “Ancak açık bombardımanlarla yanıt vermeye başladığınızda, bu durum farklı bir mesaj verir” dedi.


