Dışişleri Bakanlığı kaynaklarına göre, Bakan Fidan, çalışma ziyareti için bulunduğu Lizbon’da, Portekiz Dışişleri Bakanlığı’nın Büyükelçiler Konferansı’nda bir konuşma gerçekleştirdi.
Fidan, Türkiye ile Portekiz arasındaki diplomatik ilişkilerin 100. yılının kutlandığını belirterek, söz konusu toplantının bu açıdan önemli olduğunu ifade etti.
Fidan, “Bugün yaşananlar, sadece bir dizi krizin ötesinde. Bu, tarihsel bir dönüşümün çatışmasıdır. Değişimi sorumlu bir şekilde yönetebilmek için yeterli güvenceden yoksun bir sistemde yolumuzu bulmak zorundayız. Böyle dönemlerde kaderciliğin çekiciliğine kapılmamalıyız.” argumentini öne sürdü. Korumacılığın arttığına, güç kullanımının yaygınlaştığına ve çatışmaların derinleşmekte olduğuna dikkati çekti. Fidan, barış ile savaş arasındaki çizginin giderek belirsizleştiğini vurguladı.
Threatlerin geleneksel savaş alanlarının ötesine geçtiğini ve yapay zeka ile yeni teknolojilerin çatışmaların doğasını nasıl dönüştürdüğünü belirten Fidan, teknolojiyi stratejiyle birleştirenlerin avantaj elde edeceğini ifade etti.
Ukrayna’daki çatışmalar ve ABD’nin değişen stratejik önceliklerinin Avrupa’ya güvenliği sağlama konusunda daha fazla sorumluluk alma zorunluluğu yarattığına işaret eden Fidan, “Avrupalılar olarak hepimiz aynı gemideyiz. Kendi güvenliğimizi sağlamak, varoluşsal bir meseledir. Kendi güvenliğimizi başka birine devredemeyiz.” şeklinde konuştu.

Fidan, Gazze’nin bölgedeki kanayan yarası olduğuna dikkat çekerek, ateşkesin ikinci aşamasına yaklaşırken Türkiye’nin yönetişim ve yeniden inşa süreçlerinde sorumluluk almaya hazır olduğunu bildirdi.
Fidan, barış planının nihai hedefinin bağımsız bir Filistin Devleti’nin kurulması gerektiğini vurgulayarak, uluslararası hukuk ihlallerinin Gazze’den Lübnan, Suriye, İran ve daha ötelere yayıldığını kaydetti.
Bakan Fidan, “Son dönemde, bu istikrarsızlığın yeni bir boyut kazandığını gözlemliyoruz. (İsrail Başbakanı Binyamin) Netanyahu hükümetinin Somaliland’ı tanıması, bölge ülkelerinin toprak bütünlüğünü tehdit ederek istikrarsızlığı artıran bir stratejinin bir diğer örneğidir.” dedi.

Suriye’deki istikrarın sağlanması için yapıcı bir angajman fırsatının bulunduğunu belirten Fidan, “İstikrarlı bir Suriye, sadece bölgesel barış için değil, aynı zamanda sosyoekonomik toparlanmayı teşvik etmek ve düzensiz göçü engellemek açısından da kritik öneme sahiptir. Bunlar, Avrupa’ya da doğrudan fayda sağlayacak sonuçlardır.” şeklinde konuştu.
Fidan, Avrupa Birliği’nin (AB) üyesi olmayan NATO müttefikleriyle işbirliğine dair resmi taahhütlerine rağmen, Türkiye’nin uzun süre AB’nin güvenlik ve savunma mekanizmaları dışında bırakıldığını dile getirdi. Bu durumun ana sebebinin ise az sayıda üye ülkenin kendi dar ulusal gündemlerini Avrupa’nın daha geniş stratejik çıkarlarının önüne koyması olduğunu kaydetti.
Ayrıca Fidan, Türkiye’nin demografik dinamikleri, ekonomik potansiyeli ve güvenlik alanındaki kapasitesiyle Avrupa’nın ihtiyaç duyduğu başarı hikayesini hızlandıracak önemli bir aktör olduğunu vurguladı.


