1. Haberler
  2. Ekonomi
  3. Yerli Savunma Hamlesi Zirveye Taşındı!

Yerli Savunma Hamlesi Zirveye Taşındı!

featured
0
Paylaş

Anadolu Ajansı’nın küresel iletişim ortağı olduğu “Savunma Sanayii Yetenek Yönetimi Zirvesi”, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz’ın katılımıyla Ankara’da bir otelde düzenlendi.

Kacır, burada gerçekleştirdiği konuşmada, dünya güç dengelerinin radikal bir değişim sürecinde olduğuna vurgu yaparak, savunmaya ayrılan büyük bütçelerin, uygun strateji ve yerli-milli yeteneklerle desteklenmediği takdirde güvenlik hedeflerine ulaşmanın mümkün olmayacağını belirtti.

Kriz anlarında “kaynak koduna” erişim sağlanamayan sistemlerin, yazılımı geliştirenin kontrolü altına girdiğini ifade eden Kacır, “Anahtarı sizin elinizde olmayan bir kapı, size ait değildir. AR-GE, test altyapısı, seri üretim ve insan kaynakları ile bütünleşik bir savunma sanayii oluşturamayan ülkeler, kritik anlarda başkalarının takvimine, onayına ve siyasi koşullarına bağımlı hale gelir” şeklinde konuştu.

Kacır, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan liderliğinde karşılarına çıkan engelleri ve ekli ambargoları, yerli ve milli savunma sanayii hamleleri için bir fırsat olarak değerlendirdiklerini ifade etti.

Nitelikli insan kaynağına yapılan yatırımlar sayesinde, savunma sanayisinde dünya genelinde dikkat çeken büyük bir atılım gerçekleştirdiklerini belirten Kacır, bu sektörü tam bağımsızlığın ve Türkiye’nin stratejik hamleleri için güçlü bir etken haline dönüştürdüklerini kaydetti.

TAYFUN’UN TEST ATIŞLARI DEVAM EDİYOR

Kacır, Erdoğan liderliğinde yerli ürünlerin savunma tedarikindeki payının 23 yıl içinde yüzde 20’lerden yüzde 80’lere kadar yükseldiğini, artık dünyada satılan her 3 askeri insansız hava aracından 2’sinin Türk firmalarına ait olduğunu ve Türkiye’nin kendi savaş gemisini tasarlayıp üreten 10 ülkeden biri olduğunu vurguladı.

ALTAY tankı, SİPER füzesi, MİLGEM, TCG Anadolu, Bayraktar TB3, GÖKTÜRK ve İMECE uyduları gibi yerli ürünlere dikkat çeken Kacır, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Balistik füzemiz TAYFUN’un test atışlarını sürdürüyoruz. 2 bin kilometre menzilli füze geliştirme programını kararlılıkla devam ettiriyoruz. Eksik olanı daha iyisi ile yerli ve milli olarak üretiyoruz. 3 bin 500’ü aşkın şirketin, araştırma kurumlarının ve üniversitelerin yer aldığı dev bir üretim ve teknoloji geliştirme ağı oluşturduk. Dünyanın en büyük savunma ve havacılık firmaları listesinde Türk savunma sanayi firmalarının sayısı her yıl artmaya devam ediyor. Geçtiğimiz yıl savunma sanayimizin ihracatı 10 milyar doları geçerek, Türkiye’nin yerli ve milli ürünlerinin küresel çapta kalitenin ve yüksek teknolojinin sembolü haline geldiğini gösterdi.”

“965 SAVUNMA SANAYİ YATIRIMINI TEŞVİK ETTİK”

Kacır, Bakanlık olarak kamu kurumlarının, özel sektör girişimlerinin ve üniversitelerin savunma sanayii alanındaki yatırımlarını ve AR-GE projelerini güçlü bir şekilde desteklediklerini ifade etti:

“Son 23 yılda 965 savunma sanayii yatırımını teşvik ettik ve toplam 369 milyar liralık yatırımın önünü açtık. TÜBİTAK burs ve destek programları aracılığıyla 2 bin 142 savunma sanayisi projesine ve 4 bin 300 bilim insanına 64 milyar lira kaynak sağladık. Milli füzelerimiz GÖKDOĞAN, BOZDOĞAN ve SOM-J, yeni nesil akıllı mühimmat ailemiz KUZGUN ve milli muharip uçağımız KAAN’ın ana yönetim bilgisayarları gibi kritik projelerimizi TÜBİTAK enstitüleri çatısı altında hayata geçirdik. GÖKDOĞAN ve BOZDOĞAN’ın ardı sıra ramjet motorlu, uzun menzilli füze GÖKHAN ile havadaki hakimiyetimizi artırmayı hedefliyoruz. Havacılık platformları ile füze sistemlerinin testleri için yüksek hızlı rüzgar tünelinin inşasına TÜBİTAK SAGE yerleşkemizde başladık.”

HEDEF KURUMSAL ZEMİNİ SAĞLAMLAŞTIRMAK

Kacır, güçlü ivmeyi kaybetmeyeceklerini ve caydırıcılıklarını en üst düzeye taşıyacaklarını belirtirken, gelecekte teknolojiyi etkin bir şekilde kullanabilen ülkelerin daha fazla söz sahibi olacağına dikkat çekti.

Bu amaç doğrultusunda, savunma mimarisine lazer, elektromanyetik silahlar, otonom sistemler, siber güvenlik, uzay, hipersonik ve kuantum gibi yenilikçi teknolojilerin entegre edileceği projeler üzerinde çalışmaların başlatıldığını vurguladı. Kacır, “Bu büyük atılımı sürdürülebilir kılmak, insan kaynağımızı en değerli milli varlık olarak konumlandırmakla mümkündür. Milli teknoloji hamlemizin başarısında, yaş ortalaması 30’u geçmeyen mühendislerimizin ve araştırmacılarımızın azmi büyük bir rol oynamaktadır. Genç, dinamik ve üretken insan kaynağımız, tam bağımsızlık yolculuğumuzun temel stratejik gücüdür” dedi.

Kacır, TEKNOFEST’lerde yapay zekadan siber güvenliğe, otonom sistemlerden roket teknolojilerine kadar pek çok alanda yarışan gençlerin, henüz üniversiteden mezun olmadan en kritik savunma projelerinde sorumluluk üstlendiğini dile getirdi.

Kurdukları girişimlerle savunma sanayisinin teknolojik derinliğini her geçen gün daha ileri taşıdıklarını belirten Kacır, bu çerçevede şunları kaydetti:

“Sektör Kampüste, Milli Teknoloji Uzmanlık programları, Deneyap ve Milli Teknoloji Atölyeleri ile geleceğin mühendis ve girişimcilerini yetiştiriyoruz. Elbette, savunma sanayisindeki projelerin tasarımdan gerçeğe dönüşmesi, üretim süreçlerinde stratejik rolleri olan nitelikli teknik personelle mümkündür. OSB’lerdeki 60 bin öğrencinin eğitim gördüğü 81 meslek lisesi ve 26 meslek yüksek okulunda 24 bin öğrenci bulunuyor. Mesleki eğitimi dört duvarla sınırlı bir anlayışın ötesine taşımayı hedefliyoruz.”

GİRİŞİMCİLİĞİ ÖDÜLLENDİREN ANLAYIŞ

Kacır, TÜBİTAK TÜSSİDE ve SAHA Akademi işbirliğinde başlattıkları SAHA MBA Yönetici Gelişim Programı’nda katılımcıların, savunma sanayisinde liderlik pozisyonlarında ihtiyaç duyulan yetkinlikleri kazandığını belirtti.

Geleceğin harp sahasının sadece platformlardan değil, çevik düşüncelerin ve projelerin karşılaşacağı bir alan olacağını ifade eden Kacır, şu şekilde devam etti:

“Ülkeler, nitelikli insan kaynağını atraktif hale getirmek için kıyasıya bir yarış içindeler. Dünyanın önde gelen üniversiteleri, araştırma merkezleri ve teknoloji devlerinde deneyim kazanmış vatandaşlarımız, Türkiye’de tarih yazan projelerin bir parçası olmak için geri dönüyor. Çünkü hayallerini gerçekleştirecek ortam ve irade, artık Türkiye’de mevcut. Savunma sanayisinde girişimcilik kültürünün pekişmesi, değişen savaş koşullarının gereksinimlerine hızlı cevap verme yeteneği, yenilikçi çözümlerin geliştirilerek hızlı bir şekilde ürüne dönüştürülmesi açısından kritik öneme sahiptir. Savunma sanayisinde 23 bin 700 çalışana ev sahipliği yapan 79 AR-GE ve tasarım merkezinde, teknoparklarımızda ise 7 bin 900 çalışanla faaliyetlerini sürdüren 340 girişim sürekli yenilikçi çalışmalar yürütmektedir. Girişimlerimizin ihtiyaçlarına yanıt verecek altyapıyı sunarak, ihtiyaç sahibi makamlarla ana yüklenicilerin girişimlerle işbirliğini teşvik edeceğiz. Savunma sanayisinin bir parçası olmayı bir bağımsızlık ve gelecek mücadelesi olarak gören her gencimizin yeteneklerini erken aşamalarda belirlemek, yetkinliklerini sistematik bir biçimde geliştirmek ve girişimciliği ödüllendiren anlayışı kalıcı hale getireceğiz.”

Yerli Savunma Hamlesi Zirveye Taşındı!
+ -
Bizi Takip Edin