1. Haberler
  2. Yaşam
  3. 20 aydır çadırda kalıp Türkiye’yi geziyorlar! ‘Bir haftada kazandığımızla 45 gün geçiniyoruz’

20 aydır çadırda kalıp Türkiye’yi geziyorlar! ‘Bir haftada kazandığımızla 45 gün geçiniyoruz’

Bir sabah uyanıp her şeyi geride bırakmak, çoğu insan için bir hayal. Yusuf ve Tuğçe bu hayali gerçeğe dönüştürmüş iki genç... Biri Ankara doğumlu eski bir tüccar, diğeri Adana’da Yörük bir ailede büyümüş genç bir kadın. Onları bir araya getiren şey bir kamp alanı iken, ortak dertleri ise aynı soru olmuş. ‘Bu hayat gerçekten bize mi ait?’ diyen genç çift, iki teker üzerinde yeni bir hayat kurup yollara düştü. "Bir hafta çalışarak kazandığımız 14 bin TL ile iki kişi ve iki köpeğimiz ile 45 gün geçinebiliyoruz" diyen Yusuf ve Tuğçe ile, sıra dışı yaşamlarını konuştuk.

featured
0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Gonca Kocabaş / Milliyet.com.tr – 1991 Ankara doğumlu Yusuf Şahin, yıllarca ticaretle uğraşmış, ancak 2018’de yaşadığı büyük bir ticari çöküş, onun için bir kırılma noktası olmuş. Yarı zamanlı gezginliği beş yıl sürdü, son iki yıldır ise tamamen yollarda… Yusuf’un doğayla ilişkisi ise yeni değil. Çadırla tanışması 1999 depremi sonrasına uzanıyor. Henüz 16 yaşındayken dağcılık ve bushcraft becerileri edinmiş. Yol arkadaşı Tuğçe Kadak ise 1998 Adana doğumlu. 18 yaşına kadar hayvanlarla ve tabiatla iç içe, Yörük bir ailede büyümüş. Sonrasında okuyarak kendi ayakları üzerinde duran Tuğçe, Yusuf’la üç yıl önce bir kampta tanışırken Yusuf’un doğaya bakışı ve kampçılık bilgisi, Tuğçe için tanıdık ama unutulmuş bir kapıyı yeniden araladı.

‘ELİMİZDE TOPLAMA KAMP EKİPMANLARI, MOTOSİKLET VE 14 BİN TL VARDI’

Her şey, bir kamp alanından aldıkları yaz-kış çalışabilecekleri bir iş teklifiyle başladı. Bir yıl çalışıp karavan almayı hedefliyorlardı. Evlerini boşalttılar, eşyalarını sattılar ve sadece kıyafetleriyle işe koyuldular. Ancak evdeki hesap çarşıya uymadı. İlk ayın sonunda işverenleri anlaşmanın dışına çıktı ve maaşlarını düşürdü. “Geri dönüş imkânımız yoktu; yola çıkmıştık ve hayallerimizi yaşamakta kararlıydık” diyen çift, “İkinci ayda mutfak işletmesini devraldık. İşler istediğimiz gibi giderken, stok yenilemek için bir motosiklet aldık. Sezonluk işin bitmesine iki ay kala, karavan hedefinden uzaklaştıkça motosikletle seyahat fikri doğdu. Ne yazık ki, kazancımızı gören işletme sahibi mutfak işletmesini geri almak istedi. Sözleşmemiz olmadığı için abi-kardeş ilişkisiyle başlayan bu iş, güvensizlikle bitti. Elimizde sadece o motosiklet, derleme-toplama kamp ekipmanları ve 14.000 TL nakit vardı” şeklinde konuştu.

“Motorumuzu yükleyip Kaz Dağları’ndan Bozcaada’ya küçük bir yolculuğa çıktık” diyen çift, “Bu kısa yolculukta eksiklerimizi fark ettik. Bozcaada’da 15 gün daha çalışarak hem eksiklerimizi giderdik hem de yolculuğun en önemli parçası olan köpek römorkunu kendimiz tasarlayıp yaptık. Karavan hayaliyle başlayan yolculuğumuz, artık iki tekerlek üzerinde keşif serüvenine dönüşmüştü. Köpeğimiz Daniel ile bu yolculuğu nasıl sürdüreceğimiz en büyük meselemizdi. Daniel, bize muhtaç bir can, hayatımıza aldığımız bir sorumluluktu. Onu bırakmak yerine, onun en konforlu biçimde seyahat etmesi için çözümler aradık” dedi ve ekledi:

“Avrupa’da çokça kullanılan motosiklet arkası römork sistemini keşfettik. Hem eşyalarımız hem de Daniel için kendi tasarladığımız özel bir römork geliştirdik. Yolculukta Daniel’in enerjisini atmakta zorlandığımızı fark edince, hayatımıza Mançiz girdi. Mançiz, bize yeni bir yol arkadaşı oldu; Daniel ile birlikte büyüyecek, keşfedecek ve enerjilerini birlikte atacaklardı. Evet, birçok kişiye göre zor, ama bizim için sevgiyle oldukça kolay ve keyifli bir yolculuk. İkinci köpeğimiz Mançiz yolda hayatımıza girdiği için zorlanmadı. Daniel ise bir yaşındaydı. Başlarda kucağımızda motosiklete adapte etmeye çalıştık. Kafeslerini sıcak, soğuk ve rüzgâr etkenlerini düşünerek tasarladık. Rüzgârdan etkilenmemeleri için kask bile takıyoruz. Sık sık mola vererek yolculuğu onlar için keyifli ve özgür bir hale getiriyoruz.”

‘BİR HAFTA ÇALIŞARAK 45 GÜN GEÇİNİYORUZ’

“Yollarda yevmiyeli işlerde çalışarak, tarla tapan işleriyle, amelelik yaparak, günlük işlerle geçimimizi sağlıyoruz” diyen çift, “İhtiyacımız kadar çalışıp, ihtiyacımız kadar harcıyoruz. İhtiyaçlarımızın arasında, yakıt, yiyecek ve çocuklarımızın (köpeklerimizin) aşı ve mamaları yer alıyor. Kafelerde yemek yerine, en güzel manzaralarda kendi yemeğimizi yiyoruz. Barınmak için ise tabiata misafir oluyoruz. Bir hafta çalışarak kazandığımız 14-15 bin TL ile iki kişi, bir motor ve iki köpek 30 ila 45 gün geçim sağlayabiliyoruz. Fazlasını değil, sadece ihtiyacımız kadarını istiyoruz” bilgisini paylaştı.

Şu ana kadar 47 il gezdiklerini ama kendilerini en çok etkileyen durağın Hakkari olduğunu dile getiren çift, “Tabiatı kadar, insanı ve insanlığı da bizi derinden etkiledi. İnsanından insanlık dersi aldık, insanlığın yeryüzünde hala var olduğuna şahit olduk. Yaşadıklarımı kelimelere dökemem, sadece, gidin, görün ve hissedin diyebilirim” ifadelerine yer verdi.

‘HAYALİMİZ DÜNYAYI GEZMEK OLSA DA ÖNCELİĞİMİZ ÜLKEMİZİ KEŞFETMEK’

“Güvenliğimizi, insandan uzak durarak ve tabiatta konaklama yaparak sağlıyoruz” diyen ikili, “Şehirlerde ise insan yoğunluğunun az olduğu yerleri tercih ediyoruz. Yaban hayatında yiyecekleri, hayvanları çekmeyecek şekilde muhafaza ediyoruz. Her zaman temkinli, gözlemci ve keşfetmeye açık oluyoruz. Doğu turumuzda kendimizi oldukça güvende hissettik ve bu yolculuklar bize şunu öğretti: Bir şeyi ne kadar çok seviyor ve istiyorsanız, ne kadar imkânsız gözükse de, aslında bunun aksine oldukça kolay olduğunu görecek ve yaşayacaksınız. 7/24 birlikte zaman geçirdiğiniz, arkadaş, anne, baba, dost, sevgili olduğunuz ailenizle birlikte öğreniyor, keşfediyor ve kahkahalar atıyorsunuz. Bu yolculuk bize aile olmayı, bir sürü anı biriktirmeyi öğretti ve öğretmeye devam ediyor” ifadelerine yer verdi.

En büyük özgürlüklerinin, zamanlarının tamamını kendilerine ayırmak olduğuna değinen çift, “Başkalarına göre değil, sadece kendi isteklerimiz doğrultusunda, sevdiğimiz hayatı yaşıyoruz. Daha iyi imkânlar için zamanımızı çalışmaya harcamak yerine, elimizdeki imkânlarla zamanımızın tamamını kendimiz için ayırıyoruz. Bize kattığı en büyük özgürlük duygusu budur” şeklinde konuştu.

“Rota planlarken; teknoloji, daha önce keşfeden kişilerin bilgileri ve akabinde yerel halktan bilgi alarak ilerliyoruz” diyen çift, “Genelde köy yollarını tercih ediyoruz. Hava koşulları bizi zorlayacaksa acele etmiyoruz, zamanımız kısıtlı olmadığı için güvenli bir yerde konaklamamızı gerçekleştiriyoruz. Günlük maksimum 150 km yol kat ediyoruz, amacımız şehri detaylı keşfetmek olduğu için uzun yollar kat etmiyoruz” dedi ve sözlerini şöyle sonlandırdı:

“Yolculuğumuza 20 aydır devam ediyoruz. Hayalimiz dünyayı gezmek olsa da, önceliğimiz ülkemizi keşfetmek. 20 aylık serüvenimizde bizi 45 bin km taşıyan 120 cc’lik motorumuzu emekli etmek için mola veriyoruz. Mart ayında İç Anadolu ve Karadeniz rotamıza, 250 cc üzeri yeni bir motosikletle çıkmış olacağız.”

20 aydır çadırda kalıp Türkiye’yi geziyorlar! ‘Bir haftada kazandığımızla 45 gün geçiniyoruz’
+ -
Uygulamayı Yükle

Uygulamamızı yükleyerek içeriklerimize daha hızlı ve kolay erişim sağlayabilirsiniz.

Bizi Takip Edin
KAI ile Haber Hakkında Sohbet
Sohbet sistemi şu anda aktif değil. Lütfen daha sonra tekrar deneyin.