1. Haberler
  2. Ekonomi
  3. Sandık Yaklaşıyor, Kavga Büyüyor: Netanyahu’nun En Büyük Kâbusu Ne?

Sandık Yaklaşıyor, Kavga Büyüyor: Netanyahu’nun En Büyük Kâbusu Ne?

İsrail’de seçim atmosferi erken başladı. Ülkede parlamentonun normal takvimine göre seçimlerin Ekim 2026 sonunda yapılması beklenirken, siyaset kulislerinde “erken seçim”…

featured
0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

İsrail’de seçim atmosferi erken başladı. Ülkede parlamentonun normal takvimine göre seçimlerin Ekim 2026 sonunda yapılması beklenirken, siyaset kulislerinde “erken seçim” ihtimali her geçen gün daha yüksek sesle konuşuluyor. Gazze savaşı sırasında ertelenen parti içi hesaplaşmalar, yargı tartışmaları ve koalisyon içi gerilimler yeniden gün yüzüne çıkmış durumda. Savaşın gölgesinde bir süreliğine ikinci plana itilen iç siyaset, şimdi hızla merkeze yerleşiyor.

7 Ekim 2023’te yaşanan saldırılar, İsrail açısından uzun yılların en büyük güvenlik şoku olarak kayda geçti. O günden sonra pek çok kişi, hükümetin ve özellikle Başbakan Benjamin Netanyahu’nun bu yükün altında kalacağını, koalisyonun dağılacağını ve seçimlerin kaçınılmaz hale geleceğini düşündü. Ancak beklentilerin aksine iktidar bloku ayakta kaldı. Hem koalisyon ortaklarının “dağılma” korkusu, hem de muhalefetin etkili bir alternatif ortaya koyamaması, Netanyahu’nun siyasi manevra alanını genişletti. Bugün gelinen noktada kamuoyu yoklamaları koalisyonun oy kaybettiğini işaret etse de, Netanyahu hâlâ İsrail siyasetinin en güçlü belirleyicilerinden biri olarak görülüyor.

Seçim Takvimi Belirsiz, Siyaset Isındı

İsrail’de önümüzdeki seçimlerin zamanlaması, siyasi gündemin en kritik sorularından biri. Takvimde son tarih Ekim 2026 gibi görünse de, koalisyonun iç gerilimleri nedeniyle seçimin erkene alınması ihtimali masada. Bu ihtimali büyüten başlıkların başında bütçe geliyor. Devlet bütçesinin belirli bir tarihe kadar geçmemesi halinde parlamentonun otomatik olarak dağılmasına yol açan kurallar, İsrail siyasetinde “bütçe krizi = seçim” denklemine sık sık kapı aralıyor.

Koalisyon ortaklarının bir kısmı, seçimde zayıflamamak için erken seçim riskini ertelemek istiyor. Diğer yandan, bazı aktörler de “daha iyi bir zamanlama” yakalanırsa sandığı öne çekmenin avantaj sağlayabileceğini düşünüyor. Bu nedenle herkes, hem kamuoyu yoklamalarını hem de koalisyon içi pazarlıkları adım adım takip ediyor.

Netanyahu Neden Hâlâ Güçlü?

Netanyahu’nun siyasetteki ağırlığını korumasının birkaç temel nedeni var. Birincisi, iktidar bloku büyük bir şok yaşamasına rağmen dağılmadı. Koalisyon ortakları, başarısızlıkla sonuçlanmış bir dönemin ardından seçime gitmenin “geri dönüşü zor bir kayıp” yaratabileceğini hesaplıyor. İkincisi, muhalefet cephesinde parçalı bir görüntü var. Ortak bir hikâye, ortak bir program ve ikna edici bir liderlik iddiası üretmekte zorlanan muhalefet, seçmenin karşısına “net bir alternatif” koyamıyor.

Üçüncüsü, Netanyahu’nun sağ tabanı büyük ölçüde bir arada tutabilen bir dili var. Yargı, güvenlik, dış politika ve ulusal kimlik gibi başlıklarda seçmeninin duyarlılıklarını iyi okuyan Netanyahu, seçim kampanyasını bu alanlarda kurmayı tercih ediyor. Bu da onu sadece bir parti lideri değil, “sağ blokun koordinatörü” gibi bir noktaya taşıyor.

Partiler Arası Farklar Azalıyor: ‘Sağ Konsensüs’ Genişliyor

Yaklaşan seçimlere dair en dikkat çekici değerlendirmelerden biri şu: İsrail’de ana akım partiler arasında Filistin meselesi, işgal ve yerleşim politikaları konusunda farkların giderek silikleştiği bir tablo oluşuyor. Bugün merkezde veya merkez sağda konumlanan birçok siyasi aktör, güvenlik ve askeri kontrol ekseninde benzer bir çizgide buluşuyor. Bu durum, seçimlerin esasen “Filistin politikası” üzerinden değil, iç meseleler üzerinden şekillenmesini daha olası hale getiriyor.

Bu çerçevede, büyük partilerin çoğunun Batı Şeria’da yerleşim genişlemesine açık kapı bırakan, İsrail’in güvenlik ihtiyaçlarını kendi belirlediği koşullarla tanımlayan ve Filistin yönetimini zayıf tutmayı hedefleyen bir yaklaşımda birbirine yakın durduğu görülüyor. Tartışma, daha çok “ne kadar ileri gidileceği” ve “hangi yöntemle” ilerlenmesi gerektiği üzerine yoğunlaşıyor. Özellikle aşırı sağın “resmî ilhak” talepleri, bazı partilerde rahatsızlık yaratsa da, statükoyu sürdürme eğilimi geniş bir alana yayılmış durumda.

Arap Partileri Denklemi: Meşruiyet Tartışması Yeniden Alevleniyor

Seçimlerin kilit başlıklarından biri, Filistinli Arap partilerinin İsrail siyasetindeki rolü. Geçmişte bir hükümetin kurulmasında Arap partilerinin dolaylı veya doğrudan desteğinin gündeme gelmesi büyük tartışmalar yaratmıştı. Şimdi benzer bir olasılık yeniden konuşuluyor: Muhalefet çoğunluğu sağlayamazsa, hükümet kurulumu için Arap partilerinin desteği ya da en azından “oylamada çekimser kalması” belirleyici olabilir.

Ancak bu, İsrail ana akım siyasetinde hâlâ çok hassas bir konu. Bazı muhalefet liderleri, hükümeti yalnızca Siyonist partilerle kurma hedefini öne çıkarıyor. Bu tutum, hem sağ seçmene mesaj vermek hem de “meşruiyet tartışmasına” girmemek için tercih ediliyor. Diğer yandan daha pragmatik yaklaşan isimler, Arap partilerinin koalisyona girmese bile çekimser kalarak hükümetin kurulmasına zemin hazırlayabileceğini savunuyor.

İktidar cephesi ise bu ihtimali sert bir şekilde hedef alıyor. Netanyahu kanadı, Arap partilerinin herhangi bir biçimde hükümet kurulumuna etki etmesini “gayrimeşru” göstermeye çalışan bir siyasi dil kullanıyor. Bu tutumun seçim kampanyasında da yoğun şekilde işleneceği öngörülüyor.

Asıl Kavga İçeride: Yargı, Ordu, Ultra-Ortodokslar

Seçimlerin ağırlık merkezinin iç meselelerde olması bekleniyor. Yargının yetkileri, devletin “demokrasi” tanımı, yürütmenin gücü, kurumların bağımsızlığı gibi başlıklar uzun süredir İsrail’de toplumu kutuplaştıran konular arasında. Bu tartışmalar, Gazze savaşı nedeniyle bir süreliğine geri planda kalmış gibi görünse de tamamen bitmedi. Tam tersine, seçim yaklaşırken yeniden sertleşmesi bekleniyor.

Bir başka büyük dosya, ultra-Ortodoksların askerlik meselesi. Dinî seminerlerde okuyan gençlerin askerlikten muaf tutulması konusu, İsrail’de yıllardır toplumsal gerilimi besleyen bir başlık. Savaşın ardından “eşit yük” talebi daha yüksek sesle dillendirilirken, muafiyet talebinin yasayla garanti altına alınması girişimleri tepkileri artırabiliyor. Koalisyonun ultra-Ortodoks ortakları, bu konuda geri adım istemiyor. Netanyahu ise iki arada bir derede kalıyor: Yasayı geçirirse sağ tabanın bir bölümünü ve geniş toplum kesimlerini kaybetme riski var; geçirmezse koalisyon ortaklarını kızdırıp hükümeti düşürme riski var.

Bu gerilimin düğümlendiği yer bütçe takvimi. Bütçe geçmezse parlamentonun dağılma ihtimali, Netanyahu’nun elini zorlayan en somut baskı olarak öne çıkıyor.

7 Ekim Soruşturması ve ‘Sorumluluk’ Tartışması

Seçimlere giderken gündemde kalması beklenen bir diğer başlık, 7 Ekim’deki güvenlik zafiyetinin sorumluluğu. Kamuoyunda bağımsız bir soruşturma komisyonu talebi güçlü olsa da, hükümet kanadı bu konuda daha kontrollü ve denetimli bir mekanizma arayışında. Muhalefet ve protesto hareketleri ise “tam bağımsız” bir soruşturma olmadan toplumun ikna olmayacağını savunuyor.

Bu başlığın seçim kampanyasında “hesap sorma” ve “hesap verme” ekseninde sertleşmesi mümkün. Ancak Netanyahu’nun stratejisinin, tartışmayı dağıtmak ve gündemi iç politika ekseninde kendi tabanını birleştirecek şekilde yönetmek olduğu değerlendiriliyor.

Seçim Sonrası Ne Değişir?

Birçok değerlendirmeye göre, seçim sonucu ne olursa olsun İsrail’de sağ eğilimin ana çizgisi güçlü kalacak. Koalisyon değişse bile, temel güvenlik ve dış politika yaklaşımında radikal bir dönüşüm beklenmiyor. Bu nedenle seçim yarışının “sağ ile daha sağ” arasında geçmesi ihtimali konuşuluyor. Rakip gibi görünen liderlerin bile benzer güvenlik ve Filistin politikaları üzerinde buluşabildiği bir tablo, seçimleri daha çok iç düzen, yargı, ekonomi teşvikleri, askerlik ve kurumların gücü gibi konulara kilitleyebilir.

Özetle İsrail, Gazze savaşının ardından yalnızca bir dış politika sınavı değil, aynı zamanda büyük bir iç siyaset kavşağına da girmiş durumda. Seçimlerin tarihi kesinleşmese de kampanya çoktan başlamış görünüyor. Sandığa gidene kadar, koalisyon pazarlıkları kadar sokaktaki protesto dalgası, bütçe krizi ve askerlik muafiyeti tartışması da belirleyici olacak.

Sandık Yaklaşıyor, Kavga Büyüyor: Netanyahu’nun En Büyük Kâbusu Ne?
+ -
Uygulamayı Yükle

Uygulamamızı yükleyerek içeriklerimize daha hızlı ve kolay erişim sağlayabilirsiniz.

Bizi Takip Edin
KAI ile Haber Hakkında Sohbet
Sohbet sistemi şu anda aktif değil. Lütfen daha sonra tekrar deneyin.