HABER MERKEZİ – Çin Bilimler Akademisi’ndeki araştırmacılar, robot teknolojileri alanında dikkat çekici bir yeniliğe imza attı. Bilim insanları, meyve sineğinin göz yapısından ilham alarak yalnızca 1.5 milimetre boyutunda yapay bir “bileşik göz sensörü” geliştirdi. Bu yeni sistem, robotların aynı anda hem görmesini hem de “koku almasını” sağlayarak özellikle dar ve tehlikeli alanlarda daha güvenli hareket etmesine olanak tanıyor.
Meyve sinekleri, insanlara kıyasla çok daha hızlı görüntü işleme kapasitesine ve oldukça geniş bir görüş açısına sahip. Günümüzde kullanılan çoğu drone kamerası ise büyük, enerji tüketimi yüksek ve çevresel görüş açısından sınırlı yapısıyla dikkat çekiyor. Bu durum, otonom sistemlerde ciddi kör noktalara yol açabiliyor. Çinli ekip, bu sorunu çözmek için femtosaniye lazerle iki fotonlu polimerizasyon adı verilen son derece hassas bir üretim tekniği kullandı.
Bu yöntem sayesinde araştırmacılar, yalnızca birkaç milimetrelik bir alana tam 1.027 ayrı görsel birim yerleştirmeyi başardı. Ortaya çıkan sensör, mikro drone’lar ve minyatür robotlar için ideal olacak kadar küçük bir yapıya sahip. Ayrıca merceklerin arasına, gerçek böceklerde bulunan “setae” adı verilen mikroskobik tüy benzeri yapılar eklendi. Bu yapılar, nemin birikmesini önlerken aynı zamanda toz ve kirin merceklere zarar vermesini engelliyor.
Araştırma ekibi, sistemi yalnızca görmeyle sınırlı bırakmadı. Sensöre mürekkep püskürtmeli baskı yöntemiyle üretilmiş bir kimyasal algılama dizisi de entegre edildi. Bu “biyonik burun”, tehlikeli gazları algıladığında renk değiştirerek robotu uyarıyor. Gerçek sinekler gözleriyle koku almasa da, bu hibrit yapı iki önemli duyuyu tek bir hafif sistemde birleştirerek küçük robotların taşıdığı yükü ciddi ölçüde azaltıyor.
Ekip, yaptığı açıklamada sistemin geniş açılı hareket algılama ve yakınlık uyarısı konusunda oldukça yüksek hassasiyet sunduğunu belirtiyor. Bu özelliklerin, insansız araçların navigasyonu ve biyonik robot zekâsı için büyük potansiyel taşıdığı ifade ediliyor.
Ancak mevcut prototipin hala bazı teknik sınırlamaları bulunuyor. Küçük boyut, görüntü çözünürlüğünü düşürüyor ve kavisli mercekler görüntülerde hafif bozulmalara yol açıyor. Bu bozulmaların yazılımla düzeltilmesi gerekiyor. Ayrıca kimyasal algılama sistemi, görsel bileşenlere kıyasla daha yavaş tepki veriyor. Araştırmacılar, bu hız farkını azaltmayı öncelikli hedef olarak görüyor.
Gelecek sürümlerde daha yüksek çözünürlük ve daha hızlı kimyasal tepkiler sunan sistemler geliştirilmesi planlanıyor. Uzun vadede bu teknoloji, arama kurtarma çalışmalarında büyük rol oynayabilir. Bu sensörlerle donatılmış küçük drone’lar, çökmüş binalara girerek hayatta kalanları tespit edebilir veya görünmeyen gaz sızıntılarını belirleyebilir.
Böceklerden ilham alan bu minik sensör, boyutuna kıyasla robot zekası ve otonom sistemler için oldukça büyük bir sıçrama anlamına geliyor.


