1. Haberler
  2. Kültür - Sanat
  3. Uğultum duyuluyor mu?

Uğultum duyuluyor mu?

İngiliz edebiyatının klasiklerinden “Wuthering Heights/Uğultulu Tepeler”, Margot Robbie ve Jacob Elordi’nin başrollerini paylaştıkları yeni uyarlamasıyla karşımızda

featured
0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

MÜJDE IŞIL – Yazdığı tek romanın klasik olması… Edebiyat dünyasında eşine az rastlanır bir başarı ya da devamı gelmediği için hüzünlü bir son. Emily Brontë’nin “Uğultulu Tepeler”i üzerinden yüzyıllar geçmiş olsa da hâlâ uyarlamalarıyla sinemaya ilham kaynağı olmaya devam ediyor. 2026 tarihli uyarlama Emerald Fennell’in imzasını taşıyor. Fennell’i “Saltburn”le tanıyoruz özellikle. Sınıf farkı ve nefretini konu alan “Saltburn”den sonra yine sınıf atlama temasını içeren “Uğultulu Tepeler”e odaklanması şaşırtıcı değil. Margot Robbie daha önce Fennell’in “Promising Young Woman” ve “Saltburn” filmlerinin yapımcılığını üstlenmişti. “Saltburn”de Jacob Elordi başrol oynamıştı. “Uğultulu Tepeler” üçünün ortak projesi.

Tutku arayışı

Hikâye malum… Fakir Heathcliff ile onu evlat edinen toprak sahibi Earnshaw’ın kızı Catherine arasındaki tutkulu ilişkinin zamanla intikam yolculuğuna dönüşmesi… Cathy, eğitimsiz olduğu için Heathcliff yerine zengin Edgar Linton ile evlenince Heathcliff de ömrünü zenginleşip hayatı diğerlerine zehir etmek için harcıyor. Fennell’in romana sadık kaldığını söylemek zor. Bunun başlıca sebebi, popüler oyuncularının varlığıyla birlikte bu gotik tutku hikâyesini genç seyircinin ilgisini çekecek şekilde süslemek ve modernize etmek. Filmin pazarlama stratejisinde bu yöntemin ‘erotik dram’ olarak seçildiğini gördük. Filmle ilgili her röportajda Robbie ve Elordi’nin kimyasından aralarındaki çekime kadar detaylar verildi. Sadece bununla seyirci çekmek amaçlanınca hikâyenin güçlü yanları geri planda kalmış. Kavuşamayan gençlerin yaşadığı ruhsal çöküş, Cathy’nin sınıfsal evliliği ve Heathcliff’in intikamcılığı neredeyse unutulmuş filmde. Heathcliff aşk acısı çeken sıradan bir adama dönüştürülmüş. Cathy’nin toplumsal zorlamalar nedeniyle Linton’a yönelmesi de geçiştirilmiş. Fennell’in bunların yerine koymayı tercih ettiği unsur ise cinsel çekim olmuş. İşin tuhafı, Robbie ve Elordi’nin kimyası uyuşmuyor perdede. Ve pek çok uyarlama gibi Cathy ve Heathcliff’in çocuklarıyla ilgili bölüme de girilmiyor. Dolayısıyla romanın ana mevzusu olan insanı içten çürüten intikam, filmde sadece Heathcliff’in Isabella ile evliliğinde ortaya çıkıyor ki burada da Heathcliff değil, Isabella ruh hastası olarak nitelendiriliyor.

Film her ne kadar reklamını yaptığı amaca erişemese de başardığı şeyler de var. “La La Land”in Oscarlı görüntü yönetmeni Linus Sandgren, harika bir atmosfer kuruyor. “Uğultulu Tepeler”in gotik dünyası, estetiği, sisi, karanlığı ve ihtişamının perdedeki hâkimiyeti büyüdükçe büyüyor. Filmin giriş sahnesinin de etkileyiciliğinden bahsetmemiz lazım. İdam izleyen insanların tavırlarından yola çıkarak ana kahramanlar hakkında net bir tespit yapıyor film: Hiçbiri masum değil ve her birinin içinde beslenip büyümeye müsait bir şiddet alanı var. Fennell bunu derinleştirmek yerine ise şehvetli gibi görünmeye çalışan sahnelere bel bağlıyor. Bu tercih “Uğultulu Tepeler”i ne hedeflediği gibi erotik bir dram yapabiliyor ne romanın aslıyla bütünleştirebiliyor ne de olumlu taraflarını öne çıkarıyor.

Uyarlama mı yorumlama mı? 

“Uğultulu Tepeler” romanının sadık uyarlamasını bekleyen okurları pek memnun etmeyecek muhtemelen. Romanda hiç var olmayan sahnelerin (özellikle giriş sekansı gibi) eklenmesi, Cathy ve Heathcliff’in temsillerinin içinin boşaltılması ve stilize görselliğin önceliklendirilmesiyle, romanın özünden çok uzaklaşıyor film. Bu açıdan Emerald Fennell’in “Uğultulu Tepeler”ini esinlenme ya da yorumlama olarak değerlendirmek mümkün. 

Uğultum duyuluyor mu?
+ -
Uygulamayı Yükle

Uygulamamızı yükleyerek içeriklerimize daha hızlı ve kolay erişim sağlayabilirsiniz.

Bizi Takip Edin
KAI ile Haber Hakkında Sohbet
Sohbet sistemi şu anda aktif değil. Lütfen daha sonra tekrar deneyin.