MİLLİYET.COM.TR / Çernobil Felaketi’nin üzerinden 40 yıl geçmesinin ardından, facianın merkez üssü olan Çernobil Nükleer Santrali’nin 4. reaktöründen elde edilen yeni görüntüler, adeta zamanın donduğu bir “nükleer mezarlığı” görüntüsünü yeniden gün yüzüne çıkardı.
‘YAŞAYAN ÖLÜ’
New York Post’un haberine göre, 26 Nisan 1986 tarihinde meydana gelen felaketin yıl dönümü yaklaşırken, yasaklı bölgeden paylaşılan fotoğraflar dünya basınında büyük yankı uyandırdı. Araştırmacıların girmeyi başardığı kontrol odasında çekilen görüntülerde, yıllara rağmen bazı gösterge panellerinin ışıklarının hala yanar durumda olması dikkat çekti.
Tozla kaplı masalar, duvarlardan dökülen boyalar ve terk edilmiş ekipmanların arasındaki bu küçük ışıklar, uzmanlar tarafından tesisin içindeki “yaşayan ölü” atmosferini gözler önüne seriyor.
FACİANIN SESSİZ TANIĞI: AZ-5
Görüntülerde, felaket gecesi operatörlerin kullandığı Sovyet yapımı kontrol panellerinin, kadranların ve anahtarların büyük ölçüde yerli yerinde kaldığı görülüyor. Özellikle reaktörü durdurmak için son anda devreye sokulan ve tarihe geçen “AZ-5” acil durdurma sisteminin bulunduğu bölüm, felaketin en kritik anlarının sessiz tanığı olarak öne çıkıyor.
Bazı panellerin kurşun koruma çalışmaları sırasında sökülmesine rağmen, sistemin belirli noktalarında hâlâ elektrik akımı veya statik enerji kaynaklı ışıkların yanmaya devam ettiği ifade ediliyor. Uzmanlar bu durumu “tüyler ürpertici bir süreklilik” olarak tanımlıyor.

SESSİZLİK İÇİNDE BİR UĞULTU VAR
Tesisin içinden aktarılan bilgilere göre, kontrol odasının bazı bölümlerinde hâlâ açıklanamayan elektriksel bir uğultu duyulabiliyor. Görüntüleri kaydeden ekipte yer alan eski çalışanlar, bugün hâkim olan ölüm sessizliği ile geçmişteki yoğun çalışma temposu arasındaki farkın “sarsıcı” olduğunu aktarıyor.
Bölgede devam eden savaş ve 2025 yılında gerçekleşen dron saldırısının yarattığı hasara rağmen, reaktörün içindeki bu alanların büyük ölçüde korunmuş olması dikkat çekiyor.
200 TONLUK TEHLİKE HALA İÇERİDE
Bugün dev bir çelik lahitle kapatılan santralde, yaklaşık 200 ton radyoaktif yakıtın hâlâ içeride bulunduğu tahmin ediliyor. Yeni görüntüler, teknik olarak mühürlenmiş bu yapının bazı bölümlerinde sistemlerin izlerinin hâlâ “yaşadığını” ortaya koyuyor.
O IŞIKLAR NEYİ ANLATIYOR?
Kontrol odasındaki panellerde yer alan her bir ışık ve tuş, reaktörün farklı bir sistemini temsil ediyor. Felaket anında aynı anda yanan uyarı lambaları, reaktörün kontrol dışına çıktığını ve sistemin ardı ardına acil durum sinyalleri ürettiğini gösteriyordu.
Uzmanlara göre bugün hâlâ görülen bazı ışıklar, o gece oluşan son durumun izlerini taşıyor. Çünkü bazı alarm sistemleri “kilitli” yapıda çalışıyor ve manuel olarak sıfırlanmadıkça aktif kalmaya devam ediyor.
Bu yönüyle kontrol panelleri, yalnızca teknik bir ekipman değil; aynı zamanda tarihin en büyük nükleer felaketlerinden birinin son saniyelerine ait sessiz bir kayıt niteliği taşıyor.

40 YILDIR YANAN IŞIK
Yıllar geçmesine rağmen Çernobil’deki bu görüntüler, nükleer enerjinin risklerini ve kontrolün kaybedildiği anın geri dönüşsüz sonuçlarını bir kez daha gözler önüne seriyor. Ve belki de en çarpıcı olanı, o odada yanan ışıkların, aslında 1986’dan beri hiç sönmemiş olması.


