Ankara‘da kapılar açıldığında tarih, içerideki katılımcılarla yazıldı; ancak o günün atmosferi sadece içeride değildi. 23 Nisan 1920’de mecliste kadınların yer almadığı bir dönemde, meydanlarda ve kürsülerde Halide Edip Adıvar’ın sesi yankılanıyordu. Sultanahmet Mitingi, hala insanların tüylerini ürperten bir coşkuyla hatırlanıyor. Bu mitingin parlayan yıldızı hiç şüphesiz Halide Edip’ti. O, milletin bir araya gelmesine büyük katkı sağladı.
Asmalı Sahne’deki tiyatro gösterisine beni davet eden de Halide Edip’in kendisi oldu. Onu yalnızca bir tarih figürü olarak değil, romanlarının içinden konuşan, karakterleriyle çatışan ve iç dünyasını sahneye taşıyan bir anlatının merkezine yerleştiren bir yazar olarak görmekteyim. Özellikle izleyicilerin katılım gösterdiği salavat sahnesinde, kendimi Galata Mevlevihanesi’nde hisseden Halide Edip’in sarsılmaz inancı etkileyiciydi.
İşgale karşı duyduğu öfke, üzerine kuma getirmeye kalkan eşine karşı gösterdiği tepkiyle benzerlik taşıyordu. Halide Edip’in ‘Sinekli Bakkal’, ‘Handan’ ve ‘Ateşten Gömlek’ adlı romanlarının baş karakterlerini aynı sahnede buluşturmak, yazar Muharrem Uğurlu’nun cesaretiyle mümkün oldu. Söz yazarı ise Petek Kırboğa…
– Kendinizi tanıtır mısınız?
– İzmir‘de doğdum ve orada liseyi tamamladım. Bir değişiklik yaparak sondan başlayayım: New York HB stüdyosunda yönetmenlik atölyesi ve The Barrow Group’ta oyunculuk atölyelerine katıldım. Türk Dili ve Edebiyatı alanında lisans ve yüksek lisans eğitimimi tamamladım. İlkokulda kardeşlerim ve yakın arkadaşlarımla birlikte oyunlar hazırlayıp mahalledeki çocukları davet ediyorduk. Deve Kuşu Kabare’ye bakarken orada dans eden ve oyun oynayanları görünce, “Ben de bunu yapacağım” diye düşündüm. Şu an Asmalı Sahne’de oyunlar üretip seyirciyle buluşturuyoruz.
– Halide Edip üzerine bir oyun yazma motivasyonunuz ne oldu?
– Edebiyat, hayatla kurduğum en anlamlı bağ. Türk edebiyatı benim için çok değerli. Halide Edip’in romanlarını üniversitede derinlemesine inceleme fırsatım oldu. Romanları ve yazar kişiliği beni etkiledi. Ayrıca, onun iki tiyatro oyunu da bulunuyor. Oyunları okuma tiyatrosu olarak kaydettik ve bu süreçte onunla ilgili bir oyun yazma fikri kafamda netleşti. Sevdiğim roman karakterlerini ve Halide’yi sahnede görmek beni heyecanlandırdı.
Oyunu Londra’da yazdım. ‘Sinekli Bakkal’ romanının İngiltere’de ve İngilizce yazıldığını keşfettim. ‘The Clown and his Daughter’ adıyla basılmış. İlk iş olarak kitabın İngilizce versiyonunu okudum ve onun Londra’da neler yaptığını hayal etmeye başladım.

– Üç romandan üç karakterin sahnede çatışma içinde olmasının yazım süreci zor olmadı mı? Sizi en çok zorlayan karakter hangisiydi?
– Karakterleri Halide’nin alt kimlikleri olarak hayal ettim. Bir yazar olarak yaşamımda farklı yönleriyle ilişki kurarken, olaylar karşısında neler düşündüğünü hayal ettim. Romanları tekrar okudum ve karakterlerini analiz ettim. Romanlar, bir yazar için büyük bir bilgi kaynağıdır. Bu nedenle zengin bir kaynakla çalıştım. Zıtlıklar, uyumsuzluklar ve ortak yönleri ortaya çıkardım. Halide Edip, yaşamı boyunca Doğu-Batı meselesini ele alıyor. Ben de bu ana temayı oyuna dahil ettim. Bu süreç oldukça eğlenceli geçti.
Romanlarında geçen olayların, onun gerçek yaşamındaki yansımalarını bulmaya çalıştım. Renkli karakterleri ve hikayelerinin hangi yönlerini öne çıkaracağım zorlayıcı oldu. Romanları doğru yansıtma çabası da yazıp silme döngüsüne girmeme neden oldu.

KARAGÖZ SAHNESİ ÖNEMLİ
– Bu oyunu birkaç kez sahneleme fırsatımız oldu. Şimdiye kadar aldığınız tepkiler doğrultusunda neleri öne çıkarıyorsunuz? – Oyun Kültür Bakanlığı’ndan destek aldı. Haziran’a kadar ve sonrasında da Asmalı Sahne’de sahnelenmeye devam edecek. Beklemediğim kadar olumlu tepkiler aldık. Halide Edip’i tek perde olarak anlattığımız için önyargıyla gelen seyirciler, oyundan tatmin olmuş bir şekilde ayrıldıklarını belirttiler. Ayrıca oyunda küçük bir Karagöz sahnesi de bulunuyor. Usame Varol, Karagöz ustası olarak ekibimizde yer alıyor. Besteciler ve müzisyenlerle birlikte çalışıyor olmak büyük bir şans bizim için.

GENÇ KIZLARI HÂLÂ ÇOK ETKİLİYOR
– Halide Edip’in 100 yıl sonra bile Türk genç kızları üzerinde hala bu denli etkili olmasının nedeni nedir? – O, insanın ve kadının yaşam biçimi üzerine düşünen bir öncü karakter. İdealist bir yapıya sahip. İnandığı yoldan sapmadan gitmiştir. İngiltere ve Hindistan’da üniversitelere konuşmacı olarak katılmıştır. Dünyayı ve insanı seven, hümanist bir karakterdir. Okuyan, düşünen ve üreten biri olarak gençlerin etkilenmemesi mümkün değil. Edebiyat alanındaki başarılı çalışmaları da heyecan verici.
RABİA İLAHİ SÖYLEMELİYDİ
– Oyunu müzikli yapma tercihiniz nasıl şekillendi? – Projeyi tasarlarken Rabia’nın mutlaka ilahi söylemesi gerektiğini düşündüm. Bu düşünceden yola çıkarak diğer karakterlerin de şarkı söylemesi gerektiğini düşündüm. Halide Edip için iki şarkı sözü yazdım ve bunları oyunun müzik koordinatörü


