Küresel Güneş Enerjisi Konseyi’nin Üst Yöneticisi (CEO) Sonia Dunlop, son on yılda güneş enerjisi kurulumlarının önemli bir hız kazandığını belirtti. Bu büyümeyi “olağanüstü” olarak tanımlayan Dunlop, 2025 yılı itibarıyla sektörün yeni bir rekor kıracağına dikkat çekti.
Dunlop, güneş enerjisinin ulaştığı seviyeyi somut bir örnekle açıkladı. Geçtiğimiz yıl elde edilen güneş enerjisi üretiminin, Hürmüz Boğazı üzerinden taşınan tüm LNG ihracatına eşdeğer gazla çalışan elektrik üretimini karşılayacak düzeye ulaştığını ifade etti.
Bu hızlı büyümenin ardında iki ana faktör öne çıkıyor: maliyetlerin önemli ölçüde düşmesi ve batarya teknolojilerindeki ilerlemeler. Güneş fotovoltaik maliyetlerinin 2010 yılından bu yana yaklaşık yüzde 90 oranında gerilediğini belirten Dunlop, bu durumun, güneş enerjisini birçok ülkede en düşük maliyetli elektrik üretim kaynağı haline getirdiğini açıkladı. Ayrıca 2025 yılı itibarıyla küresel batarya depolama kapasitesinin yüzde 40 oranında artarak en hızlı büyüyen enerji teknolojisi olacağını vurguladı.
Çatı tipi ve dağıtık güneş enerjisi sistemlerinin yaygınlaşmasıyla daha geniş bir kullanıcı kitlesine ulaşıldığını belirten Dunlop, bu durumun farklı ekonomik yapıya sahip ülkelerde de güçlü bir büyüme sağladığını dile getirdi.
Enerji dönüşümünde güneşin kritik bir rol oynadığını ifade eden Dunlop, yenilenebilir enerji kaynaklarının küresel elektrik üretiminde ilk kez kömürü geride bıraktığını açıkladı. Kömürün elektrik üretimindeki payının tarihsel olarak ilk kez üçte birin altına düştüğünü belirten Dunlop, bu gelişmenin enerji sektöründe kayda değer bir dönüm noktası olduğunu ifade etti.
Dunlop, güneş enerjisinin tek başına yüzde 30 oranında büyüyerek yeni elektrik üretiminin büyük bir kısmını oluşturduğunu belirtti. Fosil yakıtların elektrik üretimindeki etkisinin giderek azaldığını da vurguladı.
Yenilenebilir enerji yatırımlarının önündeki en büyük engelin şebeke altyapısı olduğunu belirten Dunlop, birçok projenin bağlantı kısıtları nedeniyle geciktiğini ifade etti. Ayrıca, gelişmekte olan ülkelerde sermaye maliyetlerinin yüksek olmasının dönüşüm sürecini zorlaştırdığını da ekledi.
Dunlop, enerji dönüşümünün yönünün net olduğunu ve büyüme ivmesinin güçlü olduğunu ancak bu süreçte tüm ülkelerin eşit şekilde ilerlemeleri için altyapı ve finansman sorunlarının çözülmesinin kritik önem taşıdığını kaydetti.
Haber Girişi


