Derleyen: Zeynep Dilara Akyürek / Milliyet.com.tr – Yüzlerce yıllık şehirler, üzerinde kuruldukları toprak parçasındaki nüfus arttıkça büyüme ve gelişmeye muhtaçtır. Eski, tarihi ve koruma altındaki pek çok noktada, tarihi ve doğal dokuya uygun geliştirilen her şehirde, eşsiz manzaralarla dünya çapında hayranlık uyandırıyor. Japonya’da da tam da bu düşünceyle yapılan ve yıkılan inşaat, ülkenin en büyük inşaat firmasını milyonlarca liralık zarara uğratmış olsa da, firma yaşananları büyük bir iştahla kabul etmişti. Fuji Dağı’nın Japon kiraz çiçeği ‘sakuralarla’ süslenmiş eşsiz manzarasını kapattığı gerekçesiyle proje inşaat sırasında iptal edilmiş ve yıkım kararı verilmişti. Japonlar için asırlık manzaraya zarar verilmesi, kabul edilebilir bir şey değildi. Onlarca kişinin para kazanacağı yeni birer ev sahibi olacağı inşaat faaliyetlerinin son adımlarına gelindiğinde, 300 milyon liradan fazla zarara sebep olacak gerçek ortaya çıktı. 11 katlı Grand Maison Kunitachi Fujimi Dori, Fuji Dağı’nın manzarasını kapatıyordu. Yapılacak tek bir şey vardı, yıkım!

EN BÜYÜK ŞİRKETİN, DEV PROJESİ İÇİN YIKIM KARARI
Japonya’nın en büyük ev inşaatçılarından biri olan Sekisui House 1 Ağustos 1960’da Osaka merkezli kurulmuştu. 2009 yılında Avustralya’ya doğru genişleyen şirket ilerleyen yıllarda ABD’li inşaat şirketi MDC Holdings’i 4,95 milyar dolar nakit karşılığında satın almak için bir anlaşma yaptı. Japon devi hızla büyüyor projeden projeye imza atıyordu. Şirketin web sitesinde ise ilkeleri ve prensipleri sıralanmıştı. Tüm maddeler arasında dikkat çekici olan bir tanesi vardı. Şirket, “Sekisui House olarak biz, nesiller boyu sürecek yüksek kaliteli evleri kullanıma sunarak hem insanların daha mutlu olmasını hem de çevreye daha iyi bakılmasını sağladığımızı düşünüyoruz” diyordu. Sekisui House, işte tam da bu ilkeye dayanarak kısa süre sonra en az 300 milyon liraya mal olan bir projesini gönüllü olarak yıkma kararı almıştı. 11 katlı Grand Maison Kunitachi Fujimi Dori projesi, sonu Fuji Dağı’na çıkan Fujimi veya ‘Fuji Viewing’ caddesi olarak adlandırılan noktada yer alıyordu. Bölgenin gözde noktalarından birine inşa edilen bina, sakinlerine eşsiz dağ manzarası sunarken, diğer yapılardan yüksek ve büyük oluşuyla, dışarıdan bakanlar içinde eşsiz manzarayı lekeler nitelikteydi.
18 daireden oluşan 10 katlı Grand Maison Kunitachi Fujimi Dori, daire başına 70 ila 80 milyon yene satılmıştı. Bu da yaklaşık 300 milyon liraya denkti. Kunitachi tren istasyonuna yürüyerek 10 dakika uzaklıktaki apartmanın inşaatı 2023’ün Ocak ayında başladı. Sekisui House, bölgede yaşayanlardan gelen geri şikayetler üzerine yapının orijinal planını yeniden düzenledi. Şirket, katların yüksekliğini düşürdü ve binayı 11 kattan 10 kata indirme kararı aldı. Ancak yapılan değişiklikler hem dev şirket için hem de çevredekiler için yeterli değildi. Bu noktadan sonra ise yapılacak tek bir şey vardı. Projenin sahibi şirket, ‘manzara üzerindeki etkinin yeterince dikkate alınmaması’ gerekçesiyle gönüllü olarak yıkım kararı aldı.

MANZARAYI ENGELLEYEN BİNA YIKILDI, BU KEZ İŞÇİLER DEVREDE
Herkes her çorbayı sevmeyebilir ya da çorba herkesin sevdiği şekilde hazırlansa da ideal tuz oranı kişiden kişiye farklılık gösterebilir. Bu kez Japonlar, aynı çorbada karar kılsa da tuzunu ayarlayamamışlardı. Yani bir taraf Fujı Dağı’nın manzarasını engellediği gerekçesiyle Grand Maison Kunitachi Fujimi Dori’nin yıkılmasını istiyor, diğer yanda bölge kasabalardaki insanlar turistlerden bıktıkları gerekçesiyle dağın görünümünü kapatacak dev siyah fileyi ufka geriyordu. Fuji ise herkesin fotoğraf çekildiği noktadan artık karman çorman görünüyordu. Bölgedeki kafenin sahibi Michie Motomochi, “Kawaguchiko turizm üzerine kurulmuş bir kasaba ve ben birçok ziyaretçiyi ağırlıyorum, bu kasaba da onları ağırlıyor. Ancak onların tavırlarında endişe verici pek çok şey var” diyordu. Her yıl sayısı neredeyse 30 milyonu aşan turistlerin çöp atmalarından, yoğun trafiğin olduğu yolun karşısına geçmek için trafik ışıklarını göz ardı etmelerinden, özel mülklere izinsiz girmelerinden şikâyet eden bölge halkı, çözümü manzarayı kapatmakta buldu.
Başlarda ziyaretçileri yola girmemeleri ve belirlenen yaya geçidini kullanmaları konusunda İngilizce, Çince, Tayca ve Korece uyarı tabelaları asılmasına karar verildi. Hatta kalabalığı kontrol etmek için bir güvenlik görevlisi görevlendirildi. Ancak bunlardan hiçbiri yeterli olmadı. Yetkililer, Fuji manzarasını kapatacak siyah örgü ağın 2024 Mayıs’ının ortasında tamamlandığında 2,2 metre yüksekliğinde ve 65,6 metre uzunluğunda olacağını ve Fuji Dağı’nın manzarasını neredeyse tamamen kapatacağını söyledi. Bugünlerde bölgeye Fuji Dağı’nı görmeye gidenler bu ağ ile karşılaşıyor.

BENZER TABLO TARİHİ YARIMADA’DA
İstanbul Boğazı eşsiz manzarası, tarihi ve kültürel dokusu ile korunması gereken özel noktaların başında geliyor. Rumeli Hisarı’nın, tarihi yalıların inci misali dizildiği kıyılardan çok da uzaklaşmadan tarihi camilerin minareleri arasında, dokuya hiç de uygun olmayan kuleler yükseliyor. Bu gökdelenlerin İstanbul’un silüetini bozduğu 2012 ve 2017 yıllarında sıklıkla gündeme geldi. Peki silüet olarak tabir edilen bölge tam olarak neresi ve şimdilerde ne durumda? İstanbul’un ilk tepesinde Topkapı Sarayı var ve siluet buradan başlıyor. İkinci tepede, aşağıdan yukarı Aya İrini, Ayasofya ve Sultanahmet Camii yer alıyor. Haliç’ten bakıldığında ise bu siluet içine Sultanahmet Camii yerine Süleymaniye Camii giriyor. Dördüncü tepede Fatih Camii bulunuyor. Siluete Üsküdar sahilinden ve biraz yukarıları çıkıp Salacak’tan bakıldığında ise yine aynı sıralamayla karşılaşılıyor ve bu kez Sultanahmet Camii yine siluete dahil oluyor. İstanbul silueti başlıca bu eserlerle oluşuyor.
Çevre ve Şehircilik Bakanı Mehmet Özhaseki, Haziran 2017’de özellikle İstanbul ve Ankara’daki imar sorunlarına dikkat çekmişti. Belediyelere yönelik en önemli şikâyet konusunun imar uygulamaları olduğunu söyleyen Bakan, “Herkes gidip İstanbul’un ve Ankara’nın en lüks semtlerinde, sahil kenarlarındaki kafelerde oturup baktığı zaman, gördüğü nahoş manzaralardan rahatsız diye düşünüyorum. Ortalıkta dolaşan imar hikayeleri çok rahatsız edici. Bu müthiş bir sıkıntı. Adalet duygusunu da sarsıyor” demişti.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 2013 yılında başbakanlığı döneminde, 16/9 kulelerine İstanbul’un siluetini bozduğu için tepki göstermiş, ardından da Sultanahmet Camii’nin arkasında yükselen 3 bloktan oluşan kulelerin tıraşlanması gündeme gelmişti. İBB, Danıştay kararının ardından şehir siluetini koruma adına her semte yükseklik kotası getirdi. Buna göre Zeytinburnu için belirlenen yükseklik 70 metre yani 23 kat. Bu karara göre 36, 32 ve 26 kat olan 16/9 kulelerin birinden 13, birinden 9, diğerinden de 3 kat yıkılması gerekiyordu. Ancak takip eden günlerde kulelerin yüksekliği yasallaştı. Bugünlerde alınan bu karar uygulansa da, gökdelenlerden çok daha önce, Ünlü mimar Le Corbusier 1900’lerin ilk yarısında, İstanbul’un silueti hakkındaki düşüncelerine defterinde yer vermişti, Topkapı Sarayı, Sultanahmet Camii, Ayasofya ve surların belirlediği silueti ana hatlarıyla gösteren bir krokisinin altında önemli bir not bulunuyordu: “İşte sayın şehirciler, defterlerinize not ediniz: Siluetler!” Ünlü yazar Edmondo de Amicis ise İstanbul’un kimseyi hayal kırıklığına uğratmadığını söylüyordu.



