1. Haberler
  2. Ekonomi
  3. Güldem Atabay yazdı: Ekonomi yeni yıla kötü girdi

Güldem Atabay yazdı: Ekonomi yeni yıla kötü girdi

Ocak ayı enflasyon verisi, Türkiye’nin içine sıkıştığı yüksek ve yapışkan enflasyon rejiminin direncini bir kez daha gösterdi. Tüketici fiyatları aylık…

featured
0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Ocak ayı enflasyon verisi, Türkiye’nin içine sıkıştığı yüksek ve yapışkan enflasyon rejiminin direncini bir kez daha gösterdi. Tüketici fiyatları aylık bazda %4,8 ile beklentilerin belirgin biçimde üzerine çıktı. Yıllık enflasyon ise ancak %30,9’dan %30,7’ye gerileyebildi. Üretici fiyatlarında da tablo çok farklı değil; aylık %2,7 artışla yıllık oran %27,2’ye gerilese de maliyet baskılarının hâlâ güçlü olduğu açık.

Verinin asıl hikâyesi ise gıdada. Ocak ayında gıda ve içecek fiyatları %6,6 gibi olağanüstü bir artış gösterdi. Geçen yılın aynı ayında bu artış %3,9’du. Yıllık gıda enflasyonu %28,3’ten %31,7’ye sıçradı. Bu artışın arkasında özellikle işlenmemiş gıda fiyatlarındaki sert yükseliş var. Fakat burada klasik bir “mevsimsellik”ten çok daha fazlasıyla karşı karşıyayız. Tarımda üretim, arz, maliyet ve zincir sorunlarının faturası yine doğrudan gıda fiyatları üzerinde işlenmemiş gıda enflasyonu kanalından sahnede.

Çekirdek enflasyon göstergelerinde de teselli bulmak zor. Çekirdek enflasyon göstergeleri olan B ve C endeksleri yıllık bazda %30,1 ve %29,8 seviyelerine gerileyerek aralık ayına göre daha belirgin bir düşüş gösterdi. Ancak bu seviyeler hâlâ son derece yüksek ve gerileme çok yavaş, hedef seviyeye uzak.

Hizmetler cephesi ise tabloyu daha net anlatıyor. Hizmet enflasyonu yıllık bazda %44’ten %40,4’e gerilemiş durumda. Kâğıt üzerinde bu düşüş “cesaret verici” görünebilir. Ancak %40’lık bir hizmet enflasyonu fiyatlama davranışlarının bozulmuş olduğunu gösterir. Üstelik aylık eğilimlere bakıldığında, mevsimsellikten arındırılmış hizmet enflasyonu hizmet enflasyonunun hâlâ %2,7 ile çok yüksek. Beklentilerin bozukluğu geriye endekslemenin adet olduğu hizmet fiyatları enflasyonunu yüksek tutuyor.

Mevsimsellikten arındırılmış manşet enflasyon %2,88 ile çok yüksek. Sene sonu hedefi %16 ve bandın üst sınırı %19 ulaşılamaz yerlerde. Merkez bankasının ilk Enflasyon raporu’nda beklentisini %20’ye çekmesi neredeyse kaçınılmaz.

Enflasyonda baz etkisi ötesinde kalıcı düşüş için alan oldukça sınırlı. Hele büyümenin %4 seviyesini aşacağı beklentisi içinde 2026 sonunda %25 – 28 arası bir enflasyon gerçekçi.

TCMB faizi açısındansa politika faizini bu sene sonunda %30’un altına çekmesi halinde bedelini enflasyon olarak izleyecektir.

Sanayi artık çatırdıyor

Ocak ayı İSO Türkiye İmalat Sanayi PMI verisi, sanayide toparlanma hikâyesinin hâlâ yazılamadığını net biçimde gösteriyor. Endeksin aralık ayındaki 48,9 seviyesinden 48,1’e gerilemesi, imalat sanayinde aylık bazda sınırlı ama süreklilik arz eden bir bozulmaya işaret ediyor. Daha da önemlisi, PMI’ın üst üste 22 aydır 50 eşik değerinin altında kalması, sorunun konjonktürel değil, yapısal bir nitelik kazandığını düşündürüyor.

Yeni siparişlerdeki süregelen zayıflık, firmaların davranışlarını doğrudan etkiliyor. Talep gelmeyince üretim kısılıyor, istihdam azaltılıyor, satın alma faaliyetleri daraltılıyor. Yani sanayi cephesinde hâlâ “bekle-gör” modunun ağır bastığı bir tablo var. Firmalar kapasiteyi artırmak bir yana, mevcut kapasiteyi korumakta bile temkinli davranıyor.

Bu zayıf talep ortamında tabloyu daha da zorlaştıran unsur ise enflasyonist baskıların yeniden güç kazanması. Ocak ayında hem girdi maliyetleri hem de nihai ürün fiyatları belirgin biçimde artarak, Nisan 2024’ten bu yana görülen en yüksek seviyelere ulaştı. Bu durum, sanayici açısından en problemli senaryolardan birine işaret ediyor. Satışlar zayıfken maliyetler yükseliyor. Böyle bir denklemde kâr marjlarını korumak neredeyse imkânsız.

Üretim ve yeni siparişlerdeki hafif ama sürekli yavaşlama, istihdam ve satın alma tarafındaki düşüşle birleşince, sanayideki daralmanın kendi kendini besleyen bir döngüye girdiği görülüyor. Firmalar maliyet baskısı altında fiyat artırmak zorunda kalıyor; fiyatlar arttıkça talep daha da zayıflıyor; talep zayıfladıkça üretim ve istihdam geriliyor. Bu kısır döngü, hem büyüme hem de enflasyon açısından ekonominin elini bağlıyor.

Sanayicinin beklentisi, önümüzdeki aylarda bu baskıların bir miktar azalması ve büyüme için daha elverişli bir ortamın oluşması. Ancak mevcut veriler, bu beklentinin henüz güçlü bir zemine oturmadığını gösteriyor. Talep toparlanmadan, maliyetler kontrol altına alınmadan ve fiyatlama davranışları normalleşmeden sanayide kalıcı bir iyileşmeden söz etmek zor.

Ocak ayı Türkiye Sektörel PMI verisi, kırılganlığı yüksek bir tabloya işaret ediyor. Yeni siparişlerde anlamlı bir toparlanma yok. Artış sadece kimyasal, plastik ve kauçuk sektöründe görülmüş. Geri kalan sektörlerde siparişler zayıf. Yeni siparişlerde belirgin bir toparlanma olmazsa, üretimde görülen bu zayıf büyümenin önümüzdeki aylarda kalıcı olması zor.

Maliyet cephesi ise tabloyu daha da zorlaştırıyor. 2025’in son aylarında sınırlı da olsa gevşeme sinyalleri veren maliyet baskıları, ocak ayında yeniden tüm sektörlerde güç kazanmış durumda. Girdi maliyetlerindeki bu artış, firmaların nihai ürün fiyatlarına da bire bir yansımış. Yani üretim artarken, maliyetler ve fiyatlar da yukarı gidiyor. Bu hem iç talep hem de rekabet gücü açısından riskli bir kombinasyon.

Sanayici açısından denklem giderek zorlaşıyor. Bir yanda zayıf siparişler, diğer yanda artan maliyetler… Firmalar üretimi kısmak istemiyor ama fiyat artırmadan da ayakta kalmak zor. Bu da enflasyonla sanayi arasındaki kısır döngüyü yeniden besliyor. Maliyetler yükseldikçe fiyatlar artıyor, fiyatlar arttıkça talep baskılanıyor, talep zayıfladıkça üretimin sürdürülebilirliği sorgulanıyor. Mevcut görünüm, üretimin kendi başına değil; talep, maliyet ve fiyat dengesi birlikte iyileşmeden kalıcı bir büyümeye dönüşemeyeceğini bir kez daha hatırlatıyor.

Dış ticaret açığı hızlanarak genişliyor

Ticaret Bakanlığı ocak ayı dış ticaret verileri, 8,4 milyar dolarlık bir dış ticaret açığına işaret ediyor. Bu şekilde, TÜİK verilerine göre 2025 Aralık ayında 92,0 milyar dolar seviyesinde bulunan 12-aylık toplam açık, 2026 Ocak’ta 92,9 milyar dolara yükselmiş görünüyor.

Detaylarda, ocak ayında ihracat önceki yılın aynı ayına göre %3,9 düşerek 20,3 milyar dolara gerilerken ithalat ise neredeyse değişmeyerek 28,7 milyar dolar civarında kaldı. Ocak en çok ihracat kalemi olan ara mallar 10,2 milyar dolarla %4,4 geriledi, tüketim malları ihracatı 7 milyar dolarla %10,6 daraldı ancak yatırım malları %5,8 artarak 2,6 milyar dolar oldu.

Ilımlı petrol fiyatlarına rağmen dış ticaret açığında aylardır devam eden genişleme dikkatle izlenmesi gereken önemli bir gelişme. Ancak yılsonu için beklediğimiz yaklaşık 33 milyar dolar bir cari açık bu genişlemenin önemli olmakla birlikte henüz kur açısından risk oluşturmadığı bir seviye.

Güldem Atabay yazdı: Ekonomi yeni yıla kötü girdi
+ -
Uygulamayı Yükle

Uygulamamızı yükleyerek içeriklerimize daha hızlı ve kolay erişim sağlayabilirsiniz.

Bizi Takip Edin
KAI ile Haber Hakkında Sohbet
Sohbet sistemi şu anda aktif değil. Lütfen daha sonra tekrar deneyin.