
Uzmanlara göre Finlandiyalıların benimsediği bu yöntemde asıl amaç evin içinde zaten var olan ısıyı mümkün olduğunca korumak.

Bu sistemin arkasındaki ana fikir termos prensibi olarak tanımlanıyor. Nasıl ki bir termos sıcak içeceğin ısısını dışarı kaçırmazsa, bu yapı tekniği de evin içindeki ılıklığın toprak ve temel yoluyla dışarı sızmasını engelliyor. Böylece zemin kış aylarında bile soğuk çekmiyor ve sürekli ılık kalıyor.

Yapı uzmanları, ısı kaybının büyük kısmının duvarlardan çok zeminden gerçekleştiğini yıllar önce fark etmiş durumda. Bu nedenle özellikle evlerin temel ve taban yapılarında çok katmanlı ve boşluksuz sistemler tercih ediliyor.

Fin usulü sıcak zemin uygulamasının ilk adımı taşıyıcı iskeletin doğru şekilde kurulmasıyla başlıyor. Zemine yaklaşık 200 milimetre yüksekliğinde masif ahşap kirişler yerleştiriliyor. Bu yükseklik, yalıtımın tek katla sınırlı kalmaması için elbette ki önemli.

Kullanılan ahşabın fırınlanmış ve biyolojik etkilere karşı işlem görmüş olması gerekiyor. Aksi halde uzun vadede çürüme ve deformasyon riski ortaya çıkabilir. Finlandiya’da bu amaçla yalnızca bazalt esaslı, yüksek yoğunluklu taş yünü kullanılıyor. Uzmanlara göre burada önemli olan kalınlıktan çok yoğunluk. Metreküp başına 90 ila 110 kilogram aralığında olan taş yünü levhalar tercih ediliyor.

Taş yünü iki kat halinde seriliyor ve her kat yaklaşık 100 milimetre kalınlığında oluyor. İkinci kat, ilk katın ek yerlerini kapatacak şekilde şaşırtmalı olarak yerleştiriliyor. İnşaat dilinde tuğla dizimi olarak bilinen bu teknik sayesinde mikroskobik boşlukların bile önüne geçiliyor.

Kirişlere dik yönde monte edilen ahşap çıtalar sayesinde zemin altında hava dolaşımı sağlanıyor. Bu detay çoğu kişinin gözünden kaçsa da sistemin uzun ömürlü olmasını sağlayan en önemli adımlardan biri. Son katmanda ise nem dayanımı yüksek levhalar kullanılıyor.

Isı kaybı ciddi oranda azaldığı için evin ısınma giderleri de düşüyor. Kombi daha az çalışıyor, elektrikli ısıtıcı ihtiyacı ortadan kalkıyor. Elektrik kesintileri ya da kombi arızaları gibi durumlar zemindeki konforu etkilemiyor. Bu da özellikle soğuk bölgelerde yaşayanlar için büyük bir avantaj anlamına geliyor.


