Işık ve gölgeyle var olan bu figürler, taş, mermer ve vitrinle temsil edilen tarih anlayışına karşı geçici, hareketli ve sözlü bir hafıza biçimini hatırlatıyor. Michael Rakowitz’in işleri de serginin coğrafyasını Mezopotamya’ya taşıyarak, savaşlar ve yağma sonucu yok olan ya da yerinden edilen kültürel mirasa odaklanıyor. Rakowitz’in çalışmaları, koleksiyon fikrini yalnızca koruma üzerinden değil, kayıp, tahribat ve boşluk üzerinden de düşünmeye çağırıyor.
Karagöz ve Hacivat geçmişle bağ kuruyor
Hilal Can’ın Karagöz ve Hacivat geleneğinden yola çıkarak ürettiği yeni gölge oyunu figürleri ise sergide arkeolojik anlatıyla doğrudan bir diyalog kuruyor.
0
Paylaş