Mete Yarar, Akın Gürlek’in İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı olduğu dönemde “yargı zırhıyla” korunduğunu, bu nedenle kendisine yönelik saldırıların sadece sözlü ve itibari düzeyde kaldığını belirtti. Gürlek’in bakan olmasıyla bu zırhın yerini “kürsü dokunulmazlığına” bıraktığını ifade eden Yarar, meclisteki yemin töreninde yaşanan engelleme girişimlerini şu sözlerle yorumladı:
“Savcıyken kendisine fiziki saldırı yapma şansları yoktu, itibari olarak saldırıyorlardı. Üzerindeki yargı zırhı kalkıp kürsü dokunulmazlığı gelince bu sefer kürsüye saldırdılar. Bu tesadüfi bir ‘hoş geldin’ eylemi değil; aylardır süren bir hedef gösterme stratejisinin sonucudur.”
Yarar, geçmişte ortaya atılan 32 saatlik görüntü kayıtları ve mal varlığı belgeleri gibi iddiaların toplumsal algıyı yönetmek için kullanıldığını savundu. Bir insanın açığını yakalayanların bunu toplumun önüne koymamasının mümkün olmadığını belirten Yarar, “Eğer o görüntüler gerçekten bir dayanak olsaydı çoktan yayınlanırdı. Bunun bir kumpas olduğu ve sistematik bir çökertme operasyonu yapıldığı açık” dedi.


