Cumhurbaşkanı Erdoğan başkanlığında toplanan Kabine toplantısı sona erdi. Külliye‘de gerçekleşen toplantı yaklaşık 3 saat 40 dakika sürdü.
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın açıklamalarından öne çıkanlar…
Millet olarak acılarımızı ve kayıplarımızı içtenlikle paylaşıyoruz. Ancak, ateşin düştüğü yerin yaktığını ve eşini, annesini, evladını ya da kardeşini kaybeden vatandaşlarımızın acısının belki de hiç sönmeyeceğini biliyoruz.
Bu zor imtihan karşısında tüm ailelerimize yüce Allah’tan sabır ve metanet diliyorum. Siverek’teki saldırıda yaralanan 19 vatandaşımızdan 14’ü taburcu edildi. İki öğretmen ile üç öğrencimizin tedavisi devam etmekte. Hamd olsun, yaralılarımızın hayati tehlikesi bulunmuyor.
Kahramanmaraş’taki menfur olayda ise 9 kaybımız, 21 yaralımız bulunmaktaydı. 15’i taburcu edildi, 3’ü yoğun bakımda, 6 çocuğumuzun tedavisi sürüyor. Tüm yaralılarımıza acil şifalar diliyorum.
Bir daha böyle acıların yaşanmamasını temenni ediyorum. İnsanlık dışı bu saldırıların faillerini bir kez daha kınıyorum.
“ATEŞ HEPİMİZİN YÜREĞİNE DÜŞTÜ”
Saldırılar sadece Kahramanmaraş’ı veya Siverek’i değil, 86 milyonun tamamını etkiledi. Milletçe hepimizi yasa ve kedere boğdu. Kahramanmaraş’a düşen ateş, hepimizin yüreğine düştü.
Kabine üyelerimiz, genel başkan yardımcılarımız ve milletvekillerimiz, ilk andan itibaren ailelerimizin yanında oldu. Yaralılarımıza acil müdahaleler yapılırken, yargı, emniyet, milli eğitim, sivil güvenlik ve istihbarat birimlerimiz de çalışmalara başladı. Saldırılar, her yönüyle araştırılmakta.
Her iki saldırganın dijital ayak izleri takip edilerek, kimlerle irtibat hâlinde oldukları ve nelerden etkilendikleri kısa sürede tespit edildi. Detaylı incelemeler sonucunda önemli bulgulara ulaşıldı. Siverek’teki saldırıyla ilgili olarak 8 kişi tutuklandı. Kahramanmaraş’taki saldırganın kullandığı silahların sahibi olan babası da tutuklandı.
“İLK ANDAN İTİBAREN YAKINDAN SÜRECİ BİZZAT TAKİP ETTİM”
Cumhurbaşkanı olarak ben de süreci ilk andan itibaren bizzat takip ettim ve bu takip devam edecektir. Sosyal medya ve dijital platformlarda yalan ve manipülatif içerik yayan hesaplarla ilgili gerekli önlemleri aldık.
Değerli vatandaşlarım, milletçe karşı karşıya olduğumuz durum bizlere yabancı. Dijitalleşmenin ve küreselleşmenin getirdiği sıkıntılar ülkemizde de kendini göstermekte ve gençlerimizi etkilemektedir. Her nimetin bir yan etkisi olduğu gerçeğini unutmamalıyız. İnternet ve teknolojinin, dünya ile bütünleşmenin yan etkileri bazen bu şekilde tezahür edebiliyor.
Özellikle Amerika Birleşik Devletleri’nde ve diğer ülkelerdeki benzer saldırılara baktığımızda, faillerin niyetlerinden birinin toplumu terörize etmek olduğunu görmekteyiz. Bu tür caniler, masumların kanını dökmekle kalmayıp, toplumda infial yaratmayı; endişe, korku ve huzursuzluk oluşturmayı da hedeflemektedirler.
Pedagojik açıdan sorunlu beyanatlar ve yayın çizgileri, bilerek veya bilmeyerek saldırganların amacına hizmet ederek, faillerin lehine bir zemin hazırlamaktadır.
“BÖYLE BİR ACI ÜZERİNDEN MİLLETİ TAHRİK ETMEK SORUMSUZLUKTUR”
Kimse kusura bakmasın ancak olay henüz aydınlatılmadan hükümetimize yönelik bir kampanya başlatmanın haklı bir gerekçesi olamaz. Henüz hiçbir şey belli olmadan milleti tehdit etmeye çalışan sivil toplum kuruluşlarının hedef gösterilmesi ne anlama gelmektedir? Daha vahşice öldürülen çocuklarımızın cenazesi bile kaldırılmadan “olayı 14 yaşındaki çocuğa yükleyecekler” diyerek niyet okuyuculuğuna girişmek hangi vicdanla izah edilebilir?
Milletçe yüreğimiz yanıyor. Ancak ana muhalefetin bazı temsilcilerinin ilk aklına gelen şey, Ramazan etkinliklerini eleştirmek oluyor. Sanki böyle bir durumu bekliyorlarmış gibi sorumsuzca açıklamalar yapılıyor. Nedir bu telaşınız, bu acele?
Böyle bir acı üzerinden milleti tahrik etmek, öğrencilerimiz arasında korku ve endişe yaymak, en hafif tabiriyle sorumsuzluktur. Hiçbir gerekçeyle kimsenin öğretmenlerimizi, öğrencilerimizi ve ailelerimizi tedirgin etmeye hakkı yoktur.
Saldırıyı tüm boyutlarıyla doğru analiz ettikten sonra, infiale kapılmadan; sağduyumuzu ve soğukkanlılığımızı kaybetmeden, ortak akıl ve pedagojinin rehberliğinde birlikte hareket etmeliyiz. Zorlukların üstesinden gelmiş bir millet olarak, bu konuda da yeterli birikim, irade ve deneyime sahibiz.
Vatandaşlarımdan, gerilim tuzağına düşmemelerini ve serinkanlılıklarını korumalarını bir kez daha rica ediyorum.
“BÜTÜNCÜL STRATEJİ” VURGUSU
Okul ikliminden aile dinamiklerine, dijital medya mecralarından farkındalık çalışmalarına, caydırıcılığın güçlendirilmesinden kurumsal iş birliğine kadar kapsamlı bir stratejiyle hareket etmemiz gerekmektedir.
Şiddet kültürünü besleyen unsurları ne kadar doğru tespit edersek, tedavi sürecinde de o kadar başarılı oluruz. Bu nedenle aile yapısı, sosyal çevre, okul ortamı, dijital maruziyet, medya içerikleri ve kurumsal müdahale kapasitesini birlikte ele almalıyız.
Önümüzdeki zorluk, okulların kışla veya karakola dönüşmesi gibi pedagojik açıdan sorunlu, tekil adımlarla çözülemeyecek kadar çok katmanlı bir meseledir.
Dünya artık eski dünya değil. Biz ebeveynler, evin bir odasında sohbet ederken veya televizyon izlerken, çocuklarımızın diğer odalarda sanal dünyadaki arkadaşlarıyla kurduğu ilişkiyi bilmeyebiliriz. Anne babasıyla geçirilen zaman, maalesef dijital ekran sürelerinden daha az olmaktadır.
Dijital arkadaşlar, dijital öğretmenler ve dijital ebeveynler, çocuklarımızın hayatlarına ve karakter gelişimine büyük bir etki yapmaktadır. Özellikle bazı dijital platformların çocuklarımızın zihinlerini olumsuz etkilediği ve sosyal medya platformlarının adeta bir kanala dönüştüğü bir dönemi yaşamaktayız.
İnternetin denetimsiz ve sınırsız dünyasında algoritmaların manipülasyon gücü de eklenince karmaşık bir tablo ortaya çıkıyor.
“BAKANLIKLARA GEREKLİ TALİMATLARI VERDİM”
Okullarımızın güvenliği, önceliklerimizin en başındadır. Bu konuda en küçük bir taviz veril


