Makine mühendisleri Murat Toygar ve Ertan Koşar, Rusya’da deneyimleme fırsatı buldukları dev arazi aracı ATV’yi Türkiye’ye getiremeyince, 2 yıllık Ar-Ge çalışmasının ardından benzerinin daha büyük bir versiyonunu üretmeyi başardılar. Her türlü zorlu arazide ilerleyebilmenin yanı sıra su üzerinde de yüzme yeteneğine sahip olan ‘Red Wolf’ (Kızıl Kurt) adlı amfibi aracı, Rize’de düzenlenen fuarda sergilendi ve büyük ilgi topladı.
İstanbul’da yaşayan mühendisler Murat Toygar ve Ertan Koşar, 2023 yılında gerçekleştirdikleri bir seyahatle Rusya’da gördükleri dev arazi aracı ATV’yi Türkiye’ye getirme arzusu taşıdılar. Ancak, yasal engeller nedeniyle bu aracı ülkeye sokamayan mühendisler, kolları sıvayarak aynı aracın daha büyük bir versiyonunu üretmeye karar verdiler.
2 mühendis ve 5 tasarımcıdan oluşan bir ekip, kendi atölyelerinde 2 yıl süren yoğun bir Ar-Ge çalışması sonucunda her türlü zorlu arazi koşulunda gidebilen ve su üzerinde yüzebilen ATV’yi üretmeyi başardı. Türkiye Motosiklet Federasyonu tarafından davet edilen aracın tanıtımı, Rize’deki Uluslararası Kaçkar Turizm Fuarı’nda gerçekleştirildi. ‘Red Wolf’ adı verilen amfibi araç, fuarda katılımcılardan tam not alarak büyük bir ilgi gördü.

‘YAPAMAZSINIZ DEDİLER, BİZ ÜRETMEYİ BAŞARDIK’
Aracın dünyada yalnızca Rusya’da bir muadilinin bulunduğunu ifade eden Murat Toygar, “Bu araç Türkiye’de tamamen yerli kaynaklarla üretildi. ‘Büyük ATV’ olarak adlandırılan bu araç, bizim tarafımızdan ATV, UTV ve bir boy büyüğü olan ‘TXV’ olarak sınıflandırıldı. İki yıl boyunca bu ürünü geliştirmek için çalıştık. Yaklaşık 3 yıl önce Rusya’da bu araçları görmek için bir tura katıldık. Mevcut araçlarımızı satıp bu araçları almak istedik, fakat yasal engeller nedeniyle bunu gerçekleştiremedik.

Kendi mühendis ekibimizle ‘bunu üretir miyiz’ diye düşünürken, başardık. Araç sürekli dört çeker özelliğiyle ve amfibi lastikleriyle su üzerinde yüzebilme kapasitesine sahip. Göl ve nehir geçişlerini derinlik farkı gözetmeksizin rahatlıkla yapabiliyorsunuz. Çamurda, batakta her yerde ilerleyebiliyor. İlk başta, ‘yapamazsınız, neden daha küçük bir versiyon yapmıyorsunuz?’ dediler. Biz de ‘küçüğü herkes yapabiliyor’ dedik. Öncelikli hedefimiz, bu markanın Türkiye’den çıktığını tüm dünyaya göstermektir” şeklinde konuştu.

‘FİNANSAL AMAÇ GÜTMEDİK, HOBİ OLARAK BAŞLADIK’
Aracın hikayesinin Rusya’daki bir seyahatle başladığını belirten Ertan Koşar, “Muadillerini Rusya’da gördüğümüz gün o araca aşık olduk. ‘Niçin biz yapmayalım?’ düşüncesiyle yola çıktık. Hobi olarak başladığımız bu süreç, 2 yılın sonunda ortaya çıkan araca dönüştü. İstediğimizde her şeyin yapılabileceğini gördük. Biz finansal bir amaç gütmedik, tamamen mühendislik perspektifiyle başladık ve bu aracı Türk endüstrisine kazandırmayı başardık. Fuar alanında beklemediğimiz kadar yoğun bir ilgiyle karşılaştık. Biz aşık olduk ama dışarıdan ne kadar ilgi çekecek merak ediyorduk; sahaya çıktığımızda araç adeta ilgi patlaması yaşadı” ifadelerini kullandı.



