Son günlerde Meclis’e sunulan yeni düzenlemeye göre, vergi dahil kamuya olan tüm borçlar için azami taksit süresi 72 aya çıkarılıyor. Ayrıca, teminatsız tecil limiti de 1 milyon TL’ye yükseltiliyor. Bu değişiklik, mükellefler açısından rahatlatıcı bir etki yaratacak gibi görünse de, sorunların köklü bir çözümünü sunmaktan uzak!
Küçük esnaf şu anda vergi ve SGK prim borçlarını ödemekte ciddi zorluklar yaşıyor. Piyasadaki nakit akışının bozulması, esnafın borçlarını ödeyemez hale gelmesine yol açmış durumda. Birçok işletme, faizlerin ana borcu aşmasının getirdiği sıkıntıları yaşıyor.
Çeklerini ödeyemeyen esnaf, hapis tehdidi ile karşılaşıyor. Borcunu ödemeyenlerin banka hesaplarına bloke konulmakta, hatta şahsi hesapları bile etkilenmektedir. Mevcut düzenleme, daha önce ödenmemiş borçların faizlerinde herhangi bir yapılandırma sunmuyor.
Halihazırda, tecil faizi yüzde 39 seviyelerinde bulunuyor. Gecikme zam oranı ise aylık yüzde 3.7’lerde. Bu, yıllık bazda yüzde 44’e tekabül ediyor. Yani, “Borcunuzun üzerine eklenen yüzde 44’lük gecikme faiziyle birlikte toplam tutarı ödeyin. Biz de bu tutarı yüzde 39 tecil faiziyle 72 ayda tahsil edelim” yaklaşımı sergilenmekte. Ancak, 72 aylık taksit süresinin pratikte nasıl uygulanacağı belirsizliğini koruyor. Pek çok kişi, vergi dairelerine başvurduklarında gecikme zammıyla artan tutarın sadece yüzde 10-15’inin ödenmesi halinde yapılandırma imkanının sunulduğunu aktarıyor.
Bu çerçevede, mevcut düzenleme esnafın sorunlarına gerçek bir çözüm sunmaktan uzak kalmaktadır. Ödeme kolaylığı sağlamadığı gibi, esnafın rahat bir nefes alabilmesi için vergi ve prim borçlarının kapsamlı bir yapılandırmaya ihtiyacı olduğu aşikardır.
Peki, bu durum karşısında ne tür adımlar atılmalıdır?


