Fransa Cumhurbaşkanı Macron, Yunanistan ve Kıbrıs Rum Kesimi’nden gelen hamasi mesajlarını “Türkiye’yi kastetmedim” diyerek revize etmesinin ardından şimdi de Ermenistan sınırında yeni bir gelişme yaşandı.
İddialara göre, Macron’un, Avrupa Siyasi Topluluğu Zirvesi‘nin akabinde Türkiye’ye karayoluyla geçme düşüncesi Ankara‘ya iletildi.
Ancak “Bölgeyi birbirine bağlayalım” mesajını taşıyan bu girişim, Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından kabul edilmedi.
Ermenistan’ın son zamanlarda ne kadar dikkat çekici hale geldiğinin bir başka göstergesi de bu olaydır.
Geçmişte “Rus arka bahçesi” olarak nitelendirilen ve “arada sıkışıp kalmış” bir konumda bulunan Erivan, artık Washington’dan Paris‘e, Bakü‘den Ankara’ya kadar herkesin ilgisini çekiyor.
Paşinyan‘ın 2018 yılından bu yana sürdüğü “Gerçek Ermenistan” yaklaşımı bu dönüşümün anahtarıdır. Tarihi meseleleri, özellikle 1915 olaylarını uluslararası platformda sürekli bir koz olarak kullanmak yerine rafa kaldırarak, Azerbaycan ile barışa odaklandı ve komşusu Türkiye’ye pragmatik bir el uzattı. “Tarih bizi esir almamalı” ifadesiyle de diasporanın tepkileriyle yüzleşti. 2025’te İstanbul ziyareti, 2026’da Türk Hava Yolları seferleri ve Alican sınır kapısının kademeli açılması için hazırlıklar yapılıyor. İki ülke de artık “tam normalleşme” vurgusu yapıyor.
Rusya’nın Ermenistan’daki bu değişimden hoşnut olmadığı açık. Putin‘in Nisan 2026’daki Moskova görüşmesinde Paşinyan‘a “AB ile AEB arasında seçim yap” resti çekmesi de bu durumu gösteriyor. Ermenistan, Rusya, Belarus, Kazakistan, Kırgızistan ve Tacikistan ile kurduğu askeri ittifaktan (CSTO) uzaklaşırken, silah ihtiyaçlarını Fransa ve Hindistan’dan karşılamayı tercih ediyor. Moskova’nın geleneksel nüfuzu zayıflıyor.
ABD ve İsrail, bu boşluğu doldurmayı hedefliyor. Trump döneminde desteklenen Orta Koridor ve Zengezur ile ilgili enerji ve demiryolu projeleriyle Güney Kafkasya’yı Rusya-İran ekseninden ayırmayı amaçlıyorlar. İsrail’in Bakü ile kurduğu derin askeri ve istihbarat ilişkileri de bu stratejinin parçası.
Fransa’nın ilgisi ise daha stratejik bir boyut taşıyor. Macron, Paşinyan’ı “Rus uydusundan kurtulan lider” olarak nitelendiriyor. Stratejik ortaklık anlaşmaları, savunma işbirliği ve ekonomik vaatler ardı ardına geliyor. Paris için Erivan, hem Rusya’nın Kafkasya’daki etkisini kırmak hem de Avrupa’nın enerji koridorunda söz sahibi olmak için ideal bir ortak konumunda. Macron’un ziyareti de bu büyük resmin bir parçasıydı.
Bu yeni durum, Ankara ve Erivan için de avantajlar sunuyor. Ermenistan için kapalı sınırların açılması, ticaret, turizm ve yatırımların patlaması anlamına geliyor. Uzun süren bir izolasyondan kurtulma fırsatı. Türkiye içinse Orta Koridor’un güçlenmesi, yeni pazarlar ve Kafkaslar’da daha istikrarlı bir komşuluk demek.
Kremlin, Erivan’ın “Gürcistan’laşmasını” istemiyor. Türkiye’nin Ermenistan ile geliştirdiği diyalogun, engelleyemedikleri bu sürecin panzehiri olduğunu düşünüyor olabilir.


