Bartın Üniversitesi Sosyal Bilgiler Eğitimi Ana Bilim Dalı Başkanı Doç. Dr. Fatıma Betül Demir Evcimen, ruhsal ve fiziksel sağlığın olumsuz etkilenmesine yol açan teknoloji bağımlılığı konusunda ‘dijital detoks’ önerisinde bulundu. Evcimen, ‘Dijital Obezite Ölçek Geliştirme’, ‘Dijital Obezite ile Dijital Okuryazarlık İlişkisinin Belirlenmesi’ ve ‘Dijital Detoks, Dijital Diyet ile İlgili Çalışmaların Meta Analizi’ gibi uluslararası bilimsel makalelere katkıda bulunmuştur. Dijital araçlar ve veri kaynaklarından aşırı bilgi alımının ‘dijital obezite’ye yol açtığını belirten Evcimen, bu durumu günümüzün en büyük tehditlerinden biri olarak değerlendirdi. “Eğer telefonsuz kaldığınızda ya da internet kesildiğinde kaygı hissediyorsanız, çeşitli platformlardaki dizileri peş peşe izliyorsanız, sosyal medyada paylaşımlar yapıyorsanız dijital obezite eğiliminde olduğunuzu söyleyebiliriz,” dedi.
DİJİTAL OBEZ MİSİNİZ?
Evcimen, bireylerin ‘dijital obez’ olup olmadığını anlamak için bazı belirtilere dikkat etmeleri gerektiğini vurguladı. “Dijital platformlardaki dizileri zaman sınırlaması olmadan sürekli izlemek, dijital obezitenin belirtilerindendir. Bir sezonu değil, tüm seriyi bitirmeniz, dijital obez olmanın en belirgin göstergesidir. Ayrıca sosyal medya platformlarında sürekli görünür olma isteği de bu duruma katkıda bulunuyor,” şeklinde konuştu.
DİJİTAL OKURYAZARLIK ÖNEMLİ
Dijital obeziteyle başa çıkabilmek için dijital okuryazarlığın önemine değinen Evcimen, bu becerilerin geliştirilmesiyle dijital ortamın bilinçli ve güvenli bir şekilde kullanılabileceğini açıkladı. Erken yaşta dijital araçlarla tanışan çocuklarda ailelerin ‘dijital ebeveynlik’ kavramını benimsemesinin büyük bir önem taşıdığını belirten Evcimen, “Çocukların çevrim içi ortamlarda güvende tutulmaları için ebeveynlerin sınır koymaları gerekmektedir. Bunun yanı sıra, dijital diyet ve dijital detoks uygulamaları da zihinsel sağlığı korumak için etkili yöntemlerdir,” dedi.

NABIZ, SAĞLIĞINIZA DAİR BİRÇOK İPUCU VERİYOR
Bilim insanlarına göre kalp atışları arasındaki milisaniyelik farklılıklar, stres seviyesi, zihinsel sağlık, fiziksel kondisyon ve yaşlanma süreci hakkında önemli veriler sunmaktadır. BBC’ye konuşan 40 yaşındaki sağlık teknolojisi uzmanı Artem Kirillov, kalp ritmi değişkenliği (HRV) verisini takip etmeye başladıktan sonra spor alışkanlıklarını değiştirdiğini ifade etti. Daha önce dinlenme günlerini gereksiz bulan Kirillov, artık egzersiz yoğunluğunu akıllı saatindeki HRV verilerine göre ayarladığını aktardı. Araştırmalar, düşük HRV’nin kronik stres, kaygı bozukluğu ve depresyonla bağlantılı olabileceğini gösteriyor.

8.500 ADIMLA KİLONUZU KORUYUN
Yeni araştırmalar, kilo vermiş veya diyet sürecinde olan bireyler için basit bir günlük adım hedefinin, verilen kilonun geri alınmasını önlemede önemli bir rol oynayabileceğini ortaya koyuyor. Avrupa Obezite Araştırmaları Derneği tarafından yapılan araştırmanın yazarı Marwan El Ghoch, fazla kilolu bireylerin yüzde 80’inin 3-5 yıl içerisinde verdikleri kilonun bir kısmını ya da tamamını geri aldığını belirtti. Ghoch, “İnsanların ulaştıkları kiloyu korumasına yardımcı olacak etkili bir stratejinin belirlenmesi klinik açıdan büyük önem taşımaktadır,” dedi.

4 BİN KİŞİ ANALİZ EDİLDİ
Araştırmacılar, kilo verme programlarında günlük adım sayısını artırmanın önerildiğini ancak hangi düzeyde olması gerektiği konusunda net bir uzlaşı bulunmadığını ifade etti. Bu soruya yanıt arayan ekip, 4 bin kişiyi analiz etti. İncelemelerde, bin 987 kişi beslenme tavsiyeleriyle birlikte daha fazla yürümeleri ve günlük adımlarını takip etmeleri istenirken, bin 771 kişi yalnızca diyet uyguladı. Sonuçlar, günlük ortalama adım sayısını 8 bin 454’e çıkaran bireylerin, vücut ağırlıklarının yüzde 4,39’una denk gelen 4 kilogram kaybettiğini gösterdi. El Ghoch, “Bu yaklaşım, verilen kilonun geri alınmasını önlemeye de yardımcı olabilir,” şeklinde ekledi.


