Türk Neonatoloji (Yenidoğan) Derneği tarafından gerçekleştirilen 33. Ulusal Neonatoloji Kongresi’nde, aşı karşıtlığı ve topuk kanı reddi konularına özel bir vurgu yapıldı. Derneğin Başkan Yardımcısı Prof. Dr. Ömer Erdeve, bazı ailelerin topuk kanı testine karşı çıktığını ifade ederek, “Sosyal medyada bu konuyla ilgili bilgi kirliliği gözlemleniyor. Topuk kanı alınmasının çocuklarda ileride kısırlığa neden olacağına dair yanlış bilgiler yayılıyor” dedi.
BİR DAMLA KAN ALINIYOR
Topuk kanı taramalarının hayati öneme sahip olduğunu belirten Prof. Dr. Erdeve, “Bir damla kanla çocuğun hayatı kurtulabilir. Topuktan alınan bu damla kanın bebeğe hiçbir zararı yoktur. Ancak bu, hayat kurtarıcı bir uygulamadır. Topuk kanı almanın bebeğin kısırlık riskini artırdığı yönündeki iddialar tamamen yanıltıcıdır. Aileler bu tür yanlış bilgilere inanabiliyorlar” şeklinde konuştu.
SAĞLIK BAKANLIĞI PROGRAMI
“Hiçbir bebeğimizi kaybetmek istemiyoruz” diyen Prof. Dr. Erdeve, ailelere topuk kanı taramalarına katılmaları gerektiğini hatırlattı. “Topuk kanı ile hastalıklar, belirtileri ortaya çıkmadan teşhis edilebiliyor. Sağlık Bakanlığı’nın tarama programları son derece önemlidir. Örneğin, tiroit hormonu eksikliği varsa, 14. günden önce tedaviye başlanması durumunda çocukta zeka geriliği oluşmayacaktır. Ancak, bu durum 3. aydan sonra fark edilirse, çocuk tedaviye yanıt vermeyebilir. Bu hastalıklar önlenebilir ve sonuçları oldukça ağır olabilir; zeka geriliği, körlük, sağırlık gibi kalıcı rahatsızlıklar yaşanabilir” ifadelerini kullandı.

AŞI ‘OTİZM’ YAPAR SÖYLEMLERİ BİLİMSEL DEĞİL
Prof. Dr. Erdeve, Türkiye’deki prematüre doğum oranının dünya ortalamasının üzerinde olduğunu vurgulayarak, “Dünya genelinde bu oran yüzde 10 civarındayken, bizde bu oran yüzde 12’lere ulaşmakta. Prematüre bebeklerin aşılanması son derece kritik. Aşının önemi, toplum sağlığı açısından yadsınamaz. Salgınlar başladığında, durumu düzeltmek için geç kalınmış olabilir. Aşı karşıtlığına dair ‘Aşı otizm yapar’, ‘Kısırlık yapar’ gibi yanlış iddiaların bilimsel bir temeli bulunmuyor” dedi.

PREMATÜRE BEBEKLERDE AŞILAMA ÇOK ÖNEMLİ
400-600 gram aralığında doğan prematüre bebeklerin bağışıklık sistemlerinin henüz tam gelişmediğini ve enfeksiyonlara karşı daha savunmasız olduklarını belirten Prof. Dr. Erdeve, “Prematüre bebeklerde aşılama, sadece rutin bir uygulama değil, hayat kurtarıcı bir müdahaledir. Solunum yolu enfeksiyonları gibi birçok hastalık, prematüre bebeklerde daha ağır seyredebilir ve hastane yatışlarına sebep olabilir. Bu nedenle aşıların zamanında ve eksiksiz yapılması, prematüre bebeklerin korunmasında hayati bir rol oynamaktadır. ‘Bebek çok küçük, aşı ağır gelir mi?’ sorusu soruluyor. Hayır, aksine prematüre bebekler enfeksiyona daha yatkındır ve hayati tehlike taşımaktadır. Bu yüzden bu bebeklerin zamanında aşılanması, hayatta kalma şanslarını artıracaktır. Standart çocukluk çağı aşılarının büyük bir kısmı prematüre bebeklerde güvenle uygulanabilir” şeklinde konuştu.


