🎧 Radyo Daldal Hemen Dinle 🎶
  1. Haberler
  2. Sağlık
  3. Böbrek Taşı Riskini Artıran Faktörler Neler?

Böbrek Taşı Riskini Artıran Faktörler Neler?

featured
Google'da Abone Ol
0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Medicana International Samsun Hastanesi Üroloji Uzmanı Prof. Dr. Mustafa Suat Bolat, taş hastalığına dair önemli bilgiler paylaştı. Genetik faktörlerin yanı sıra beslenme alışkanlıklarının da bu hastalıkta etkili olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Bolat, “Üriner sistem taş hastalığı, halk arasında böbrek taşı olarak bilinen ve dünya genelinde sıkça rastlanan bir sorundur. Bu hastalığın görülme sıklığı dünya genelinde ortalama yüzde 11-15 civarındadır ve Türkiye’de de benzer oranlar gözlemlenmektedir. Özellikle Orta Anadolu Bölgesi gibi kurak iklim koşullarının hakim olduğu yerlerde daha fazla görülmektedir. Bu bölgelerde insanların sıvı alımının az olması ve sıvı kaybının fazla olması, durumu daha da kötüleştirebilir. Ayrıca, beslenme alışkanlıkları nedeniyle üriner sistem taş hastalığı sıklıkla ortaya çıkmaktadır. Birçok sebep taş hastalığını tetikleyebilir, ancak genetik yatkınlık en önemli etkenlerden biridir. Taş hastalığı geçmişi olan bir ailede, bireylerin bu hastalığa yakalanma olasılığı yüksektir. Eğer bir kişi taş hastalığına yakalanmışsa, 5 yıl içinde tekrar yakalanma riski yüzde 30 ila 50 arasındadır. Ayrıca, fazla protein tüketimi ve tuz açısından zengin gıdalar, bu hastalığın gelişiminde önemli risk faktörleridir” şeklinde konuştu.

“TAŞ HASTALIĞI ÇOK SIK KARŞILAŞILAN VE ÖNEMİ ARTAN BİR HASTALIKTIR”
Prof. Dr. Bolat, taş hastalığının enfeksiyonlarla birlikte seyredebileceğini belirtti. “Taş, önce küçük kristaller şeklinde üriner sistemin herhangi bir yerine yerleşir. Burada birikir ve zamanla üzerine küçük kristaller eklenerek kum parçası haline gelir, ardından bir çekirdek oluşturur ve bu çekirdek etrafında daha fazla kristalin birikmesiyle taş halini alır. Bu taş, bazen kaz yumurtası büyüklüğüne kadar ulaşabilir ve böbreği neredeyse tamamen doldurabilir. Böbrek taşı, kanalı tıkamadığı sürece genellikle ağrı yapmaz. Ancak, eğer kanalı tıkarsa, idrar yolu tıkanır ve bu da böbrek kapsülünde basınç artışına yol açarak şiddetli ağrı, bulantı ve kusma gibi semptomlara neden olabilir. Eğer kapalı idrar yolu enfeksiyonu da gelişirse, durumu hayati riskli hale getirebilir. Bu nedenle bu hastalık son derece ciddidir ve dikkatle izlenmelidir. Böbrek fonksiyon kaybı geri dönüşümsüzdür ve kaybedilen fonksiyonun tekrar kazanılması mümkün değildir. Bu nedenle zamanında teşhis ve tedavi son derece önemlidir” dedi.

“BÖBREK TAŞININ EN BELİRGİN SEMPTOMU AĞRIDIR”
Prof. Dr. Bolat, böbrek taşının en önemli belirtisinin ağrı olduğunu ifade etti. “Böbrek taşı hastalığında, modern tıbbi teknolojiler sayesinde hastalar neredeyse yüzde 100 oranında tedavi edilebilmektedir. Hastalığın seyri bireyler arasında farklılık gösterir. Taş, böbreğin çıkışında, böbreğin içinde, böbrek ile mesane arasındaki kanalda ya da mesanede bulunabilir. Bazı hastalarda ise taş, idrar yolunun en uç kısmında yer alarak idrar akımını engelleyebilir. Bu durumda hastayı en çok doktora götüren belirtiler arasında ağrı yer alır. Ayrıca, idrarda kanama, yüksek ateş, şiddetli ağrıya eşlik eden bulantı ve kusma gibi durumlar da görülebilir. Eğer hasta tek böbreğe sahipse ve bu böbreğin kanalı tıkanmışsa, en önemli klinik bulgu idrarın aniden kesilmesidir. Bu durum ürolojik bir acil durumdur ve hastanın hızlıca bir sağlık kuruluşuna başvurması gerekmektedir” diye ekledi.

“TAŞ, GÜNÜMÜZDE MİNİMAL İNVAZİF TEDAVİ YÖNTEMİ İLE YÜZDE 100’E YAKIN BAŞARI ORANIYLA TEDAVİ EDİLEBİLİYOR”
Yeni tedavi yöntemlerinin, taş hastalığının tedavisinde büyük bir rol oynadığını belirten Prof. Dr. Bolat, “Kliniğimizde ve dünya genelindeki birçok merkezde, taş hastalıkları minimal invazif yöntemlerle tedavi edilmektedir. Bu yöntemlerin başarı oranı neredeyse yüzde 100’e yaklaşmaktadır. Hastalar genellikle bir gün hastanede kalmakta ve ertesi gün taburcu edilmektedir. Ancak, taşın çıkarılması tek başına yeterli değildir. Tekrar oluşumunu önlemek için hastanın yaşam tarzını gözden geçirmesi gerekmektedir. Susuz kalmamak son derece önemlidir. Özellikle protein açısından zengin gıdalar tüketirken dengeli bir diyet izlenmeli, tuz tüketimi azaltılmalı ve susuzluktan kaçınılmalıdır. Bu faktörler değiştirilebilirken, genetik yatkınlık değiştirilemez. Aile öyküsü bulunan bireylerin düzenli sağlık kontrollerini yaptırmaları önem arz etmektedir. Susuz kalmamak, hareketsiz kalmamak, idrar yolu enfeksiyonlarından korunmak ve tuz tüketimini sınırlamak son derece önemlidir” ifadelerini kullandı.

Böbrek Taşı Riskini Artıran Faktörler Neler?
Uygulamayı Yükle

Uygulamamızı yükleyerek içeriklerimize daha hızlı ve kolay erişim sağlayabilirsiniz.

KAI ile Haber Hakkında Sohbet

KAI ile Haber Hakkında Sohbet

Sohbet sistemi şu anda aktif değil. Lütfen daha sonra tekrar deneyin.
Bizi Takip Edin