🎧 Radyo Daldal Hemen Dinle 🎶
  1. Haberler
  2. Son Dakika
  3. İstanbul’da İslam Medeniyeti ve Yeni Anlatı Çağı

İstanbul’da İslam Medeniyeti ve Yeni Anlatı Çağı

featured
Google'da Abone Ol
0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Duran, Ataköy’de bulunan özel bir otelde gerçekleştirilen “Muslim Impact Forum 2026″da yaptığı konuşmada, İslam medeniyetinin tarihi merkezlerinden biri olan İstanbul’da katılımcıları ağırlamaktan duyduğu memnuniyeti dile getirdi.

Bugün dünyanın büyük bir dönüşüm sürecinden geçtiğini vurgulayan Duran, 20 yıl önce bu durumun uluslararası sistemde olağan bir değişim olarak değerlendirilebileceğini ifade etti.

Ancak mevcut tabloyun çok daha karmaşık ve tehlikeli bir nitelik taşıdığına dikkat çeken Duran, “Savaşlar, soykırımlar, pandemiler ve uluslararası kurumlara duyulan güvenin azalması, kritik bir eşik aşıldığını açıkça göstermektedir. Şu anda bir dönüm noktasındayız. Fakat asıl sorun, uluslararası toplumun ve bir zamanlar küresel sistemin belkemiği olarak kabul edilen kurumların ileriye dönük net bir vizyona sahip olmamasıdır.” şeklinde konuştu.

Duran, mevcut durumda yalnızca bazı emarelerin bulunduğunu belirterek, büyük güçlerin artık büyük sorumluluk üstlenmekte isteksiz hale geldiğini kaydetti. Bu bağlamda, süper güçlerin liderlik sorumluluğunu yerine getirme konusunda giderek daha çekimser davrandıklarını ifade etti.

Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Duran, ikinci emarenin çok daha kaygı verici olduğunu belirterek, “Birçok durumda, eski sistemin kurucuları, artık onun başlıca yıkıcıları haline gelmiştir. İnsanlığa karşı suçlar işleyen ya da bu suçların işlenmesine göz yumanlar, istikrarı korumak ve çatışmaları çözmek amacıyla oluşturulan uluslararası kurumların gittikçe daha etkisiz hale gelmesine yol açmaktadır.” dedi.

-“GÜNÜMÜZDE HERHANGİ BİR MESAJ SANİYELER İÇİNDE TÜM DÜNYAYA ULAŞABİLMEKTEDİR”

Dönüşüm sürecinin önemli bir boyutunun iletişim alanında yaşandığını belirten Duran, pek çok kişinin içinde bulundukları dönemi “İletişim Çağı” olarak tanımladığını ancak artık bu aşamanın geride kaldığını düşündüğünü aktardı.

Duran, günümüzde “anlatı çağı” olarak adlandırılabilecek yeni bir dönem içinde olunduğunu belirterek, “Bu yeni dönemde, iletişime odaklanmanın ötesine geçiyoruz. Gerçekliklerin nasıl çerçevelendiği, nasıl yorumlandığı ve küresel kamuoyu tarafından nasıl kabul edildiği üzerinden şekillenen bir anlatı rekabeti var. Günümüzde herhangi bir mesaj saniyeler içinde tüm dünyaya ulaşabiliyor. Marshall McLuhan’ın ‘küresel köy’ kavramı, artık hepimiz için bir gerçeklik haline gelmiştir.” değerlendirmesini yaptı.

Bu hız ve erişim kapasitesinin beraberinde ciddi riskler getirdiğine değinen Duran, dezenformasyon, manipülasyon ve gerçek dışı içeriklerin artan yayılımının, hakikat ile yalan arasındaki sınırları bulanıklaştırdığını ifade etti.

Burhanettin Duran, şöyle devam etti:

“Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı olarak, doğru, teyit edilmiş ve güvenilir bilgiye dayalı bir enformasyon ekosisteminin tesisini en önemli hedeflerimizden biri olarak görüyoruz. Zira günümüzde uluslararası sistemde artan belirsizlik ortamında savaşlar yalnızca cephelerde değil, zihinlerde, ekranlarda ve algılar üzerinden yürütülmektedir. Sahte videolar, manipüle edilmiş içerikler ve örgütlü propaganda ağları, günümüz çatışmalarının yeni cephe hatlarını oluşturmaktadır. İçinde bulunduğumuz çağda stratejik iletişim, çatışma alanları ve krizlerle birlikte ele alınması gereken bir olgudur.”

Duran, Türkiye’nin Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde bilgiyi akılcı bir şekilde yöneten, geleceği şekillendiren ve algı operasyonlarına karşı stratejik bir perspektifle hareket eden bir devlet kapasitesini güçlendirmeye çalıştığını belirtti.

Bu bağlamda, Türkiye’nin coğrafyasının ve tarihinin şekillendirdiği bir bakış açısıyla, sistemin aksayan yönlerini çok daha erken fark ettiğini ve reform çağrısını birçok aktörden önce dile getirdiğini ifade eden Duran, “Irak’taki savaştan Suriye’deki iç savaşa, Azerbaycan ile Ermenistan arasındaki çatışmadan Gürcistan ve Ukrayna’nın bazı bölgelerinin işgaline, İran etrafında şekillenen nükleer krizden Gazze’deki soykırıma kadar dünyadaki en ağır krizlerin çoğunda, Türkiye ara bulucu ve barış koruyucu olarak önemli bir rol oynamıştır.” dedi.

Duran, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın “Dünya beşten büyüktür” mesajının bu krize doğrudan bir yanıt niteliği taşıdığını belirterek, bu ifadenin küresel sistemin merkezindeki adaletsizliğe, dengesizliğe ve işlevsizlik haline yönelik açık bir çağrı olduğunu kaydetti.

Seksen yıl önce uluslararası düzen inşa edilirken Müslüman ülkelerin ve toplumların bu sürece yön verme imkanının neredeyse yok denecek kadar sınırlı olduğunu belirten Duran, uluslararası kurumların asırlara dayanan değerlerini, geleneklerini ve tecrübelerini yansıtacak yeterli bir zemin sunmadığını vurguladı.

Duran, bu nedenle Müslüman toplumların norm koyucu değil, normları benimsemek zorunda kalan aktörler haline geldiğini, yaklaşık 50 yıl önce Edward Said’in “Orientalism” adlı eserinde Batı anlatılarının Orta Doğu ve İslam dünyası üzerindeki hegemonik ilişkileri ortaya koyduğunu dile getirdi.

Ötekinin temsilinin tarafsız olmadığını belirten Duran, bu temsilin kimin medeni, kimin geri kalmış olarak nitelendirildiğini ve kimin söz söyleme hakkına sahip olduğunu belirlediğini ifade etti.

– “BATI MERKEZCİ DÜŞÜNCENİN DAYATTIĞI SAVUNMACI YAKLAŞIMLARI AŞMAK ZORUNDAYIZ”

Duran, Said’in “Covering Islam” adlı eserinde Batı medyasının İslam dünyasını sürekli şüphe ve kalıp yargılar üzerinden çerçevelediğini de belirtti.

Bu geçiş döneminde yalnızca risklerle değil, aynı zamanda tarihsel bir fırsatla karşı karşıya olunduğunu kaydeden Duran, “Ortaya çıkmakta olan küresel düzene katkı sunma imkanına sahibiz. Görevimiz açıktır. Norm koyucu haline gelmeliyiz. Değerlerimizi yeniden sisteme taşımak ve İslamofobi ile Batı merkezci düşüncenin dayattığı savunmacı yaklaşımları aşmak zorundayız.” şeklinde konuştu.

İletişim Başkanı Duran, küresel anlatılar söz konusu olduğunda teknoloji şirketleri, lobi grupları, istihbarat ağları ve hesap verebilirlikten uzak dijital platformların da önemli aktörler arasında yer aldığını vurguladı.

Bu aktörlerin çatışmaların nasıl çerçeveleneceğini, kimin acısının görünür olacağını ve kimin sesinin görmezden gelineceğini belirlediğine dikkat çeken Duran, “Bu durum aynı zamanda önemli bir fırsat da sunmaktadır. Müslüman toplumlar kendi anlatılarını yeniden sahiplenebilir ve kendi hikayelerini anlatabilir. Anlatı üzerindeki kökleşmiş tekelleri kırmak için kararlı bir çaba göstermek durumundayız. İlk olarak, iletişim süreçleri hem güçlü devletleri hem de etkin sivil toplumları

İstanbul’da İslam Medeniyeti ve Yeni Anlatı Çağı
Uygulamayı Yükle

Uygulamamızı yükleyerek içeriklerimize daha hızlı ve kolay erişim sağlayabilirsiniz.

KAI ile Haber Hakkında Sohbet

KAI ile Haber Hakkında Sohbet

Sohbet sistemi şu anda aktif değil. Lütfen daha sonra tekrar deneyin.