🎧 Radyo Daldal Hemen Dinle 🎶
  1. Haberler
  2. Dünya
  3. Hürmüz Krizi: Yeni Küresel Kaosun Kapıları Açılıyor!

Hürmüz Krizi: Yeni Küresel Kaosun Kapıları Açılıyor!

featured
0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Küresel ve bölgesel siyasette, imkânsız görünen her şeyin mümkün hâle geldiği bir dönemden geçiyoruz. ABD ile İran arasındaki savaşın tetiklediği Hürmüz krizi, geçici bir önlem olmanın ötesine geçerek kalıcı bir sorun haline geliyor. Bu durum, Malakka, Tayvan, Babülmendep, Cebelitarık, Dover, Kore ve Panama boğazları gibi diğer enerji ve ticaret yolları için de emsal teşkil edecek tehlikeli bir uygulama olarak şekilleniyor.
Artık kimse İran’da rejim değişikliği ve füze üretimini tartışmıyor. ABD ve İsrail, müzakere ve yeni anlaşma şartlarında daha çok Hürmüz Boğazı ve nükleer program ile yaptırımlar konularına odaklanıyor. Diğer tüm meselelerde uzlaşmaya varılması beklenirken, Hürmüz’ün üzerinde yoğunlaşılıyor.
Hürmüz krizi, diğer boğazlara da yayılma potansiyeli taşıyarak yeni bir küresel statüko veya kaosun domino etkisi yaratabilir.
Bu olasılığa dair hazırlıklar yapılmakta. Zira Hürmüz krizi, öngörüldüğü kadar yıkıcı bir etki yaratamadı. ABD’nin beklediği yıkıcı etki, henüz gerçekleşmedi.
2022’de Rusya’nın Ukrayna’yı işgali ve 2008’deki finansal kriz ile karşılaştırıldığında, Hürmüz sorununa bağlı petrol fiyatlarının hâlâ tolere edilebilir seviyelerde seyrettiği gözlemleniyor.
Hürmüz krizi nedeniyle piyasaya 14 milyon varil daha az petrol ikmal ediliyor. Petrolün varil fiyatı ise 116 dolara ulaştı. ABD’de galon benzinin fiyatı da 4.39 dolar civarında seyrediyor.

***

Ukrayna krizinde ise petrol arzındaki 3 milyon varillik kesinti, petrol fiyatının 120 dolara yükselmesine neden olmuştu. 2008 finansal krizinde ise 8 milyon varillik arz kesintisi, petrolün fiyatını 140 dolara kadar tırmandırmıştı.
Küresel gıda tedarik zinciri, gübre ve diğer petro-kimya üretimini derinlemesine etkileme riski giderek artan Hürmüz sorununa rağmen, devasa petrol kesintisi mevcut olmasına rağmen petrol fiyatları diğer iki krizdeki kadar yükselmedi.
Neden böyle? Birçok sebep öne sürülüyor. En önemli faktörler arasında arz-talep paradoksundaki kırılma, Körfez dışındaki bölgelerde artan petrol üretimi, stratejik rezervlerin piyasaya sürülmesi ve kriz öncesi piyasanın petrol ile doygunluğu yer alıyor. Kriz patlak verdiğinde, küresel düzeyde 580 milyon varil petrol tanker ve depolarda beklemekteydi. Yani savaş öncesinde arz fazlası petrol mevcuttu. ABD’nin Rus ve İran petrolüne yönelik yaptırımları kaldırması da etkili oldu. Küresel talepteki daralma durumu da göz önünde bulundurulmalı.
Hürmüz krizinin ardından 4 milyon varil talep düşüşü yaşandı. Rusya, ABD ve diğer ülkelerin stratejik petrol rezervlerini devreye sokması ile 8 milyon varil yeni arz sağlandığında, Hürmüz’den kaynaklanan 14 milyon varil arz daralmasının 12 milyon varilinin telafi edildiği görülmektedir.

***

Bu durumda Hürmüz krizi nedeniyle sadece 2 milyon varillik bir arz eksikliğinin etkisi hissedilmektedir. Bunun en büyük mağdurları, üretici konumundaki Körfez ülkeleri ile alıcı konumundaki Asya ülkeleri oluyor. Dolayısıyla Hürmüz krizinin ana sorunu, petrol arzındaki sıkıntının yarattığı tedarik krizi olarak öne çıkıyor.
Bu nedenle ABD’nin Hürmüz hamlesinin korkutucu boyutu, enerji krizinden daha kapsamlı bir ticaret krizini tetikleme potansiyeline sahip olmasıdır. Bu yeni ticari ve enerji krizi, Çin’i hedef alıyor. Ayrıca, ABD’nin yeni küresel düzenine ve Pekin’i kuşatma stratejisine karşı çıkan Avrupalı müttefikleri ile Ortadoğu ve Asya’daki bölgesel aktörler de hedef tahtasında yer alıyor.
Böylece, Hürmüz’ün devamı niteliğindeki ve ondan daha etkili, daha yıkıcı ve küresel açıdan daha fazla tahribat potansiyeline sahip yeni ticaret ve enerji yolu krizleri gündeme gelebilir.
Bu çerçevede, yeni küresel güç mücadelesinde bütün yollar Çin’e çıkıyor. Dünyanın Hürmüz’e odaklandığı bu dönemde, arka planda daha kaotik projelerin hayata geçmesi söz konusu. Bu kapsamda, Hürmüz’de İran’a karşı uygulanan kuşatmanın bir benzerinin Malakka Boğazı üzerinden Çin’e karşı da devreye sokulması öngörülüyor.
Hürmüz ile eşgüdüm içinde, ABD’nin Çin’in ekonomik şahdamarı konumundaki Malakka’yı hedef alacak kapsamlı bir “küresel deniz ablukası” stratejisi geliştirmesi bekleniyor.
Gidişat da bunu doğruluyor. Hürmüz krizinin diğer boğazlara sıçrama riski her geçen gün artıyor.

Hürmüz Krizi: Yeni Küresel Kaosun Kapıları Açılıyor!
Uygulamayı Yükle

Uygulamamızı yükleyerek içeriklerimize daha hızlı ve kolay erişim sağlayabilirsiniz.