Çalışanların sigortalı bir şekilde istihdamı, anayasal bir hak olmasının yanı sıra işverenler için de yasal bir zorunluluk teşkil etmektedir. İşverenlerin sigortasız çalıştırma hakkı yoktur; aynı zamanda çalışanların da kendi istekleriyle sigortasız çalışmayı talep etmeleri hukuken mümkün değildir. Sigortasız çalışma taleplerinin kabul edilmesi, işverenler açısından iyi niyetle yapılmış bir esneklik gibi görünse de ciddi yasal ve mali risklerle doludur. Bu nedenle işletmelerin mevzuata bağlı kalmaları büyük öneme sahiptir.
Özellikle emekli, dul ve yetim aylığı alanlar, sosyal yardım yararlanıcıları veya bakmakla yükümlü olunan kişi statüsündekilerin, hak kaybı yaşamamak için zaman zaman kayıt dışı çalışmaya yöneldiği gözlemlenmektedir. İşverenler, bu tür taleplere karşı durarak yasal yükümlülüklerini yerine getirme bilinciyle hareket etmelidir. Bu tutum, gelecekte karşılaşılabilecek ağır idari yaptırımlar ve beklenmedik mali yüklerden kaçınmak adına son derece kritiktir.
Kayıt dışı istihdam, toplumsal ve ekonomik değerler üzerinde çok sayıda olumsuz etkiler yaratmakta; hem çalışanlar hem de işverenler açısından ciddi sonuçlar doğurmaktadır. Kayıt dışı çalışan bir kişi, aşağıdaki haklardan mahrum kalmaktadır:
• Gelecekteki emeklilik hakkından yoksun kalır.
• Olası bir iş göremezlik durumunda malullük aylığına erişemez.
• Vefat durumunda geride kalan ailesi, ölüm aylığı güvencesinden mahrum kalır.
• Beklenmedik iş kayıplarında işsizlik sigortasından yararlanamaz.
• Sağlık hizmetlerinden yararlanma hakkını riske atarak, Genel Sağlık Sigortası (GSS) primlerini kendi bütçesinden ödemek zorunda kalır.
• İş kazası ve meslek hastalıklarına karşı yasal koruyucu önlemlerden yoksun kalır ve büyük bir risk altında çalışmak zorunda olur.
Ayrıca kayıt dışı istihdam, bireyleri yalnızca sosyal güvenlik şemsiyesinden değil, iş mevzuatının sağladığı temel güvencelerden de koparmaktadır. Bu durumda çalışanlar, kıdem ve ihbar tazminatı, yıllık izin, hafta tatili ve analık izni gibi en temel haklardan mahrum kalmakta ve kayıtlı istihdamın sağladığı adil ücret standartlarının gerisinde güvencesiz koşullarda çalışmak zorunda kalmaktadır. Sosyal güvenlik uygulamalarında amaç, işletmelerin sürdürülebilir ve güvenli bir zemin üzerinde büyümesini desteklemek olmalıdır. Kayıt dışı istihdamın yarattığı anlık kazançların, işletmeleri telafisi güç mali risklere sürüklediği unutulmamalıdır.
Kayıt dışı çalışmanın tespiti durumunda işletmeler, yüksek idari para cezaları, prim teşviklerinin iptali ve olası iş kazalarında doğacak ağır yasal yükümlülükler gibi ticari faaliyetleri tehdit eden yaptırımlarla karşılaşmaktadır. Bu bağlamda, işverenlerin bu tür risklerle karşılaşmamak adına sunulan istihdam teşviklerinden yararlanarak güvenli bir büyüme yolunu seçmeleri önemlidir.
Tüm bu risklerin yanı sıra, kayıt dışı istihdamın makroekonomik ve toplumsal ölçekte yarattığı olumsuz etkiler arasında şunlar yer almaktadır:
• Haksız rekabet oluşumu,
• Piyasa dengesinin bozulması,
• İşverenlerin vergi avantajları ve indirim haklarından mahrum kalması,
• İşyerinde verimlilik ve motivasyon düşüşü,
• Vergi ve prim kaybı,
• Sosyal güvenlik sisteminin zarar görmesi,
• Primsiz ödemelerin artmasıyla bütçe yükünün artması,
• Gelir dağılımında adaletsizlik ve kaynak dağılımında etkinlik kaybı,
• Ekonomik verilerin güvenilirliğinin zedelenmesi ve doğru politikaların oluşturulmasının zorlaşması.
BİLGİ EDİNME, İHBAR VE ŞİKÂYET
Çalışanlar, işverenlerinin SGK’ya bildirim yapıp yapmadığını veya hangi kazanç seviyesinden bildirildiğini kısa bir süre içinde öğrenebilirler. Bunun için:
• www.turkiye.gov.tr adresinden PTT’den alınan e-Devlet şifresiyle sorgulama yapılabilir.
• ALO 170 Çalışma ve Sosyal Güvenlik İletişim Merkezi 7/24 aranabilir,
• İl veya ilçelerdeki Sosyal Güvenlik İl Müdürlükleri veya Sosyal Güvenlik Merkezlerine şahsen başvuru yapılabilir.
Sigortasız çalıştırıldığını ya da eksik ücret veya gün bildirimi yapıldığını düşünen çalışanlar, ihbar ve şikâyetlerini:
• ALO 170 üzerinden,
• Sosyal Güvenlik İl Müdürlükleri ve Merkezlerine doğrudan,
• CİMER (Cumhurbaşkanlığı İletişim Merkezi) aracılığıyla iletebilirler.
ÜCRET ÖDEMELERİNDE BANKA KANALI ZORUNLULUĞU VE ŞEFFAFLIK
Çalışma hayatında şeffaflığın sağlanması, çalışan haklarının güvence altına alınması ve olası uyuşmazlıkların önlenmesi amacıyla, ücret ödemelerinin banka kanalıyla yapılması kritik bir öneme sahiptir. Mevzuata göre, Türkiye genelinde 3 ve daha fazla işçi istihdam eden işletmelerin, işçilere yapılan tüm ödemeleri, yasal kesintiler düştükten sonra net tutarın banka aracılığıyla gerçekleştirilmesi zorunludur. Bu yükümlülüğe uyulmaması, işletmeleri her bir çalışanın ihlali için ayrı ayrı uygulanan idari para cezalarıyla karşı karşıya bırakmakta ve bu durum işverenler için katlanarak artan öngörülemez mali riskler yaratmaktadır.
Kayıtlı istihdam, yalnızca bir yasal yükümlülük değil, aynı zamanda ülkemizin geleceğine ve işletmelerimizin sürdürülebilirliğine yapılan en büyük yatırımdır. Sosyal Güvenlik Haftası kapsamında tüm tarafları bu ortak sorumluluğa sahip çıkmaya davet ediyoruz.


