🎧 Radyo Daldal Hemen Dinle 🎶
  1. Haberler
  2. Ekonomi
  3. Kritik Mineraller Stratejisiyle Enerji Güvencesi

Kritik Mineraller Stratejisiyle Enerji Güvencesi

featured
Google'da Abone Ol
0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü’nün (OECD) düzenlediği “OECD Kritik Mineraller Forumu”nda önemli açıklamalarda bulundu.

Bayraktar, dünyada yaşanan en kritik enerji krizlerinden birinin yaşandığını belirterek, “Günümüzde enerji ile ilgili her toplantının ana gündem maddesi İran‘daki savaş ve Hürmüz Boğazı‘nın kapatılmasıdır. Bu durum, petrol ve doğal gaz arzı üzerinde önemli etkiler yaratmaktadır, arz güvenliği ve fiyat dalgalanmaları ise bu etkilerin en belirgin olanlarıdır.” dedi.

Bayraktar, bu gelişmelerin, bölgesel çatışmaların etkilerinin sadece bulunduğu yerle sınırlı kalmadığını ve tüm dünyayı etkilediğini vurguladı. Ayrıca, bu olayların olmaması durumunda bile küresel enerji sahnesinde önemli değişikliklerin yaşandığına dikkat çekti.

Enerji talebinin giderek arttığını ve “Elektrik Çağı”na adım attıklarını ifade eden Bayraktar, “Geçtiğimiz yıl küresel enerji talebi yüzde 1,3 oranında artmışken, elektrik talebi bu hızın iki katından fazla büyüme göstermiştir. Bu artış, elektrikli araçlar, veri merkezleri, soğutma sistemleri ve ekonominin hızla elektrikleşmesi ile tetiklenmektedir. Bu artan talebi karşılamak zorundayız. Bu nedenle kritik mineraller üzerine gerçekleştirdiğimiz bu toplantı son derece zamanlıdır. Kritik mineraller ve nadir toprak elementleri, temiz enerji teknolojileri, dijital altyapı, geliştirilmiş üretim ve savunma sistemleri için vazgeçilmez bir hal almıştır.” şeklinde konuştu.

Bayraktar, rüzgar türbinleri, elektrikli araçlar, yarı iletkenler ve batarya depolama gibi alanlarda kullanılan kritik minerallerin modern ekonomilerin temel unsurları arasında yer aldığını belirtti.

Son dönemde yaşanan tedarik zinciri kesintileri ve jeopolitik gerilimlerin, bu konunun artık sadece ekonomik bir mesele olmadığını açıkça gösterdiğini ifade eden Bayraktar, bu durumun stratejik bir konu haline geldiğini dile getirdi.

KRİTİK MİNERAL ÜRETİMİNİN BELLİ BÖLGELERDE YOĞUNLAŞMASI DENGESİZLİK YARATIYOR

Bayraktar, daha güçlü ve çeşitli tedarik zincirleri oluşturmak için doğru zamanda doğru yerde olduklarını aktararak, “Ekonomilerimize güç veren ham maddeleri güvence altına almalıyız. Türkiye olarak enerjiyi ve madenciliği işbirliği aracı olarak görüyoruz. Doğru enerji ve madencilik projeleri ‘kazan-kazan’ temelinde olmalıdır. Hedefimiz enerji diplomasisi ile bölgesel istikrar sağlamak, refahı artırmak ve çatışmaları önlemek.” açıklamasında bulundu.

Kritik minerallerin üretiminin coğrafi olarak belli bölgelerde yoğunlaştığını, işleme ve rafinaj kapasitelerinin de sınırlı bölgelerde kümelendiğini vurgulayan Bayraktar, “Bu dengesizlik, piyasa dinamiklerinin ötesinde, enerji güvenliğini ve endüstriyel dayanıklılığı doğrudan etkileyen yapısal kırılganlıklar yaratmaktadır. Bu nedenle teknoloji odaklı ülkelerle ve önde gelen firmalarla aktif bir iletişim içindeyiz. Temel finansmanın ötesinde ortaklıklar kurmak istiyoruz ve teknoloji transferi bunun önemli bir parçasıdır.” ifadelerini kullandı.

Adil ve şeffaf piyasa oluşturmanın zorluğunu dile getiren Bayraktar, dirençli tedarik zincirlerinin ekonomik güvenlik açısından hayati önem taşıdığını belirtti. Ancak çoğu kritik mineral piyasalarının küçük ve likiditeden yoksun olduğunu, küresel şeffaf fiyatlandırma mekanizmalarına sahip olmadığını söyledi. Hiçbir ülkenin parçalanmış bir alıcı tabanına karşı hacimsel hakimiyetini kullanmaması gerektiğini vurguladı.

OECD gibi kuruluşların küresel piyasalarda güven inşa etme konusunda önemli bir rol oynadığını belirten Bayraktar, mineral güvenliğinin ulusal güvenliğin bir parçası olduğuna dikkat çekti.

BEYLİKOVA’DA NADİR TOPRAK OKSİTLERİ ÜRETİLECEK

Bayraktar, Türkiye’nin kurulu elektrik gücünün yüzde 62’sinden fazlasının yenilenebilir kaynaklardan sağlandığını hatırlatarak, 2035 yılına kadar rüzgar ve güneş enerjisi kapasitesini 120 gigavata çıkarmayı hedeflediklerini ifade etti.

Ayrıca, şebeke entegrasyonu ve sistem esnekliğini güçlendirmek amacıyla yaklaşık 40 gigavatlık Yüksek Gerilim Doğru Akım (HVDC) iletim hattı inşasını planladıklarını belirten Bayraktar, “Bu projeler geniş çaplı yapısal dönüşümün bir parçasını oluşturuyor ve bu dönüşümün merkezinde kritik mineraller yer alıyor. Bu yeni dönemde, sadece kaynaklara sahip olmak yeterli değil, bunları işleme yeteneğine de sahip olmalıyız. Türkiye, bu alanda öncü bir rol üstleniyor ve kaynak çıkarımını derin işleme kapasitesi ile birleştirerek yüksek teknolojili endüstriyel değer yaratımına odaklanıyor.” dedi.

Bayraktar, bu vizyonun 2025 Kritik ve Stratejik Mineraller Raporu’nda detaylandırıldığını hatırlatarak, “Raporun bulgularını dikkate alarak ayrıntılı bir yol haritası oluşturuyoruz. Türkiye’nin kapsamlı Kritik Ham Maddeler stratejisini çok yakında resmi olarak açıklayacağız. Beylikova’daki nadir toprak elementleri projesi, bu stratejinin temel taşlarından biri olarak öne çıkıyor. Beylikova’nın dünyada en büyük nadir toprak elementleri yataklarından biri olduğuna inanıyoruz.” ifadelerini kullandı.

Türkiye’nin en başından beri hedefinin tam bir değer zinciri oluşturmak olduğuna işaret eden Bayraktar, Eti Maden’in ortaklarıyla bu konuda yoğun bir çalışma yürüttüğünü belirtti.

Bayraktar, Beylikova’daki pilot tesisin faaliyete geçtiğini vurgulayarak, “Ayırma ve işleme kabiliyetlerini içeren endüstriyel ölçekli üretime doğru ilerliyoruz. Rüzgar türbinleri ve elektrikli araç motorlarındaki kalıcı mıknatıslar için gerekli olan nadir toprak oksitlerini üreteceğiz.” açıklamasında bulundu.

Kritik Mineraller Stratejisiyle Enerji Güvencesi
Uygulamayı Yükle

Uygulamamızı yükleyerek içeriklerimize daha hızlı ve kolay erişim sağlayabilirsiniz.

KAI ile Haber Hakkında Sohbet

KAI ile Haber Hakkında Sohbet

Sohbet sistemi şu anda aktif değil. Lütfen daha sonra tekrar deneyin.