🎧 Radyo Daldal Hemen Dinle 🎶
  1. Haberler
  2. Dünya
  3. Küresel Güçler Yeniden Diken Ekecek mi?

Küresel Güçler Yeniden Diken Ekecek mi?

featured
Google'da Abone Ol
0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Tunuslu şair Ebu el-Kasım el-Şabi, ‘Dünyanın Tiranlarına’ adlı eserinde Fransız sömürgecilerini ‘Diken eken yara biçer’ dizesiyle uyarmıştı. Bugün, küresel güçlerin anlaşarak dünyayı yeniden şekillendirdiği ve her yere yeni dikenler ektiği bir süreçten geçiyoruz. Küresel sistem, tıkanma aşamasına geldi. Bunun en somut örneklerinden biri İran savaşında ve Hürmüz Boğazı krizinde kendini gösterdi. Daha önce Gazze soykırımında da küresel çürümüşlüğün izleri ortaya çıkmıştı.

Herkes hayal kırıklığı ve umutsuzluk içinde. Küresel çok kutupluluğun öncüsü konumundaki muhalif güçler, değişim ve dönüşümün lokomotifi olma rollerinden vazgeçiyor. Bir bakıma, değişimi engelleyen birer engel haline geliyorlar.

Rusya ve Çin’in İran savaşındaki pasifliği ve stratejik sessizliği, bu durumu doğrulamakta. Venezuela gibi İran’ı da kaderine terk ettiler. Zira, sahne önünde ve arkasında, sanıldığı gibi Çin ve Rusya‘nın ABD ile kararlı bir mücadele içinde olduğu dönem kapandı. Şu an yeni bir küresel diktatoryal birlik ile karşı karşıyayız. Asıl şer ekseni, İran, Kuzey Kore ve Venezuela değil, ABD, Rusya ve Çin’dir.

***

Yeni ulusal, bölgesel ve küresel gerçekliklerimizi bu çerçevede değerlendirmenin önemi büyük. Aksi takdirde, içine düştüğümüz ve düşürüleceğimiz yanlışların bedeli ağır olabilir. Zira ABD’nin sunduğu elmalı şekeri hemen kabul eden küresel bir Rusya ve Çin sorunumuz mevcut. Bu bağlamda, küresel çok kutupluluğun önündeki en büyük engelin ABD değil, bizzat Moskova ve Pekin olduğunu anlamak önemli.

Bu iki aktörün temel derdi, artık Küresel Güney’in maruz kaldığı çifte standart ve sömürgeci dayatmalara karşı çıkmak değil. Temel hedefleri, en azından bir ‘modus vivendi/geçici uzlaşı’ çerçevesinde, ABD tarafından rejimlerinin meşruiyetinin kabul edilmesidir.

ABD Başkanı Donald Trump, iyi bir tacir olarak Rusya ve Çin’e istediklerini sundu. Kendi yumuşak gücünü geri çekip onların sert gücünü aldı. Bu dönüşümü, yalnızca söylemini değiştirerek gerçekleştirdi. Moskova ve Pekin’in en zayıf noktası olan rejim değişikliği ve ulus inşası programlarını ABD’nin dış politika gündeminden çıkardığını belirtti Trump. Bu durum, ABD’nin yumuşak gücünü Rusya ve Çin’e karşı bir hegemonya aracı olarak kullanma stratejisine son verdiğini ilan etti.

***

Bu politika değişimi, ABD’nin 2026 Ulusal Savunma Stratejisi (NDS) ve 2025 Ulusal Güvenlik Stratejisi (NSS) belgelerinde de net bir şekilde belirtiliyor. İkinci döneminde, rakip ülkelerde iç karışıklık ve darbeleri hedefleyen kültürel propaganda ve sivil yardım birimlerini kapatan Trump, ABD’nin ulusal çıkarlarından kopuk ‘uluslararası davalara’ artık son verdiğini duyurdu. Misyoner bir coşkuyla dünyanın dört bir yanında ulus inşası ve demokrasiyi teşvik etmek yerine, ABD’nin ekonomik kaynaklarını kendi halkının yararına kullanacağını vurguladı.

Trump’ın Rus ve Çinli liderlerin meşruiyetlerini pekiştiren yumuşak güç jestleri karşılıksız kalmıyor. Rusya ve Çin, Venezuela ve İran gibi müttefiklerine yönelik Trump’ın atacağı adımları engellememe kararı aldı. Hatta Rusya ve Çin’in Trump’a karşı sert güç baltalarını tamamen toprağa gömdüklerini söylemek de mümkün.

Bu gelişmeye jeopolitik detant (gerilimlerin yumuşaması) dönemi deniyor. Ancak büyük güçlerin yeni güç ticareti sadece birbirlerine huzur getiriyor. Bu ticaretin dünyanın geri kalanına ise soykırım, savaş ve kaos şeklinde geri döneceğini unutmamak gerekiyor. Günümüzde yaşadığımız dünya böyle bir gerçeklikte şekilleniyor. Eski ilke, ittifak ve anlaşmaların geçerliliği kalmadı. ABD-İran arasındaki Hürmüz görüşmesi de sonuçsuz kaldı. Dünyanın dört bir yanına yine diken ekiyorlar ve daha fazlasını ekecekler. Gidişat bunu gösteriyor.

Küresel Güçler Yeniden Diken Ekecek mi?
Uygulamayı Yükle

Uygulamamızı yükleyerek içeriklerimize daha hızlı ve kolay erişim sağlayabilirsiniz.

KAI ile Haber Hakkında Sohbet

KAI ile Haber Hakkında Sohbet

Sohbet sistemi şu anda aktif değil. Lütfen daha sonra tekrar deneyin.