Muğla’nın Marmaris ilçesindeki Amos Antik Kenti’nde bulunan 2 bin 200 yıllık yazıt, antik dönemde bağcılık ve incir yetiştiriciliği ile ilgili katı kuralların uygulandığını gözler önüne serdi. Yazıtta, her 100 drahmi kira için 800 üzüm fidanı ve 40 incir fidanı dikme zorunluluğu belirtiliyor. Arazi kullanımını en üst düzeye çıkarmayı amaçlayan Amoslular, fidanların ekim derinlikleri ve sıraları gibi tarımsal detayları yazılı hale getirmiş, ayrıca üzüm ve incir arasında tahıl ekimi de gerçekleştirmiştir.
Akdeniz Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Eskiçağ Dilleri ve Kültürleri Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Fatih Onur, Fethiye’nin Şövalye Adası’nda bulunan 2 bin 200 yıllık yazıtın, antik dönemin tarımsal politikalarını anlamak açısından kritik bir öneme sahip olduğunu belirtti. Yazıtın tarımsal işlemlere dair ayrıntılı bilgiler sunduğunu ifade eden Prof. Dr. Onur, “Amos kentinde daha önce benzer yazıtlar bulunmuştu. Bu yazıt, daha önce keşfedilen bir grup yazıtın parçasıdır” dedi. Ayrıca, yazıtta Amos kentinde yalnızca Amosluların katılabileceği bir ihaleyle dağıtılan tarım arazilerine de değinildiğini vurguladı.
KİRA BEDELİNE GÖRE FİDE SAYISI
Bu kutsal hazine arazilerinin kiralama bedeli her 100 drahmi için 800 asma fidesi dikimini zorunlu kıldığını belirten Prof. Dr. Onur, “Kontratta her asma fidesi için 40 incir dikileceği belirtiliyor. Örneğin, 500 drahmi ödendiğinde, 4 bin asma fidesi ve 200 incir fidanı dikilmesi gerekecek” dedi.

TAHIL DA EKİLİYOR
Yazıtta sadece asma ve incir dışında başka bir meyvenin ekilmesine izin verilmediğinin doğrudan belirtilmediğini ifade eden Prof. Dr. Onur, “Ancak metin, asmaların aralıklarının düzenlenmesini içeriyor. Örneğin, ‘İki asmanın arasını en az şu kadar bırakmalısınız’ diyor. Eğer arazi yamaçsa bu mesafe değişiyor. Düz arazide de farklılık gösteriyor. Ayrıca, her bir asma sırasının aralarına ekim alanı bırakılması gerektiği de ifade ediliyor. Bu durum, sadece üzüm ve incirle sınırlı kalmadığını, tahıl gibi diğer bitkilerin de ekildiğini gösteriyor” şeklinde konuştu.

ASMAYI KORUMAK İÇİN İNCİR
Asmaların arasına incir dikilmesinin önemli bir avantaj sağladığını belirten Prof. Dr. Onur, “İncir, üzümün zararlı sineklerinden birine karşı koruma işlevi görüyor. Bu sinek, incir sayesinde üzüm bağlarına yaklaşamıyor, böylece üzüm sağlıklı kalıyor. İncir de tüketiliyor, ancak esasen üzümün kalitesini korumak için ekleniyor” ifadelerini kullandı.
ANTİK COĞRAFYADA TEK
Fethiye Şövalye Adası’ndaki yazıt grubunun Anadolu’da yalnızca Amos’ta bulunduğuna dikkat çeken Prof. Dr. Onur, “Bu yazıt grubu oldukça ilginç. Antik dünyada, Atina veya Yunanistan’da benzer örnekler olsa da tam olarak eşleşmiyor. Amos’taki yazıt grubu, antik coğrafyada bile benzersiz bir yapıya sahip” dedi.

DOR LEHÇESİYLE YAZILMIŞ
Amos’un Rodos topraklarına ait olduğunu belirten Prof. Dr. Onur, “Amos, Rodos’un doğrudan doğruya kendi topraklarıdır ve orada yaşayan herkes Rodos vatandaşıdır. Bu yasama sistemleri tamamen Rodos’un kendi yapısı içerisinde oluşturulmuştur. Yazıtlar, Rodos’un öz lehçesi olan Dor lehçesiyle kaleme alınmıştır” dedi.
FETHİYE’DE BULUNDU
Yazıtın 2 bin 200 yıllık bir geçmişe sahip olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Onur, “Bu yazıt Amos’ta üretilmiş, oraya özgü bir belgedir, ancak ilginç bir şekilde Fethiye’de bulunmuştur” ifadelerini kullandı. Yazıtın, antik dünyada uygulanan bir sistemin sonucu olarak Fethiye’ye getirildiğini belirten Prof. Dr. Onur, “Antik dönemde gemilerin tabanlarına taş, kum ve çeşitli metaller konuluyordu. Bu yazıt da muhtemelen Amos kentinin terk edilip kullanılmadığı Orta Çağ’da, bir geminin tabanına yerleştirilmiş ve Fethiye Şövalye Adası’na getirilmiştir” şeklinde devam etti.
‘İNŞALLAH MÜZEDE SERGİLEYECEĞİZ’
Yazıtın atıldığı Şövalye Adası’nda inşa malzemesi olarak kullanıldığını belirten Prof. Dr. Onur, “Yazıtı, Orta Çağ’da inşa edilmiş bir şapel zemininde bulduk. Şu anda Fethiye Müzesi’nde korunuyor. Fethiye Müzesi yenileniyor. Açıldığında onu güzel bir eser olarak sergileyebileceğiz” dedi.
KAZILAR 2019’DA BAŞLADI
Amos Antik Kenti Kazı Başkanı Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi Arkeoloji Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Mehmet Gürbüzer, Muğla’nın Marmaris ilçesinde, Turunç ile Kumlubük arasında yer alan Amos’un tarihinin 3000 yıl öncesine dayandığını belirtti. Doç. Dr. Gürbüzer, M.Ö. 407’de Rodos’taki üç ana kentin Rodos Devleti’ni kurduğunu ve bu ada devletinin kısa sürede bölgeyi egemenliği altına aldığını ifade etti. Bu egemenlik sınırları içerisine Bozburun Yarımadası’nın da dahil olduğunu belirten Doç. Dr. Gürbüzer, Bozburun Yarımadası’nda 10’un üzerinde kentten birinin de Amos olduğunu vurg


