Bahar mevsimi, vücudun dengesini etkileyerek hem fiziksel hem de ruhsal adaptasyon sürecini gerektiren bir dönemdir. Bu süreçte yaşanan yorgunluk, halsizlik ve alerjik reaksiyonlar gibi olumsuz etkiler, bazı basit önlemlerle kontrol edilebilir. İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Müslüm Süngü, bu dönemde dikkat edilmesi gereken noktaları paylaştı.
METABOLİZMANIZI DENGELEYİN
Artan gün ışığı ve sıcaklık, vücudun biyolojik ritmini etkileyerek metabolizmanın daha aktif hale gelmesine yardımcı olabilir. Uzm. Dr. Süngü, “Günlerin uzamasıyla birlikte hareket isteği artar ve bu durum enerji harcamasını destekler. Ancak bazı bireylerde yorgunluk, halsizlik ve uyku düzeninde değişiklikler görülebilir. Alerjik reaksiyonlar ve polenlerin artışı da metabolik dengeyi dolaylı olarak etkileyebilir. Dengeli beslenme, yeterli su tüketimi ve düzenli fiziksel aktivite, metabolizmanın daha sağlıklı çalışmasına katkı sağlar” açıklamasında bulundu.
BAĞIŞIKLIĞINIZ BAHARA HAZIR MI?
Hava sıcaklıklarının ani değişimleri, yaşam alışkanlıkları ve beslenme düzenindeki farklılıklar, vücudun adaptasyon sürecini zorlayabilir. Uzm. Dr. Süngü, “Bu dönemde vücut, değişen koşullara uyum sağlamak için bazı hormonal ve fiziksel değişiklikler yaşayabilir. Bu durum bağışıklığın zayıflamasına, halsizlik, yorgunluk ve enfeksiyonlara yatkınlık gibi belirtilerin ortaya çıkmasına neden olabilir” dedi.

TAZE VE RENKLİ GIDALARIN MEVSİMİ
“Sağlıklı beslenmek için mevsime uygun, doğal ve taze ürünler tercih edin” diyen Uzm. Dr. Süngü, şu beslenme önerilerini sıraladı:
■ Enginar, ıspanak, semizotu, taze bakla ve kuşkonmaz gibi sebzeler, sindirim sistemini destekler ve enerji artışı sağlar.
■ Protein alımına dikkat edin. Yumurta, yoğurt, balık, tavuk ve baklagiller, dengeli bir beslenmenin temel taşlarını oluşturur.
■ Ağır ve yağlı yemeklerden, örneğin kızartmalardan, hamur işlerinden ve yağlı etlerden kaçınılmalıdır. Bunun yerine ızgara sebzeler, buharda pişirilmiş balık veya tavuk ve taze salatalar tercih edilmelidir.
■ Bahar meyveleriyle beslenmenizi renklendirin. Çilek, kiraz, kayısı, erik ve taze üzüm, zengin vitamin ve mineral kaynağıdır.
■ Ara öğünlerde badem, fındık, ceviz ve kaju gibi kuruyemişler tercih edilmelidir.
■ Gün boyunca 2-2,5 litre su tüketimi, bağışıklığı ve metabolizmayı destekler.

KIRMIZI BİBER VE MAYDANOZ C VİTAMİNİ KAYNAĞI
Vitamin ve mineral desteğinin bağışıklığı güçlendirdiğini vurgulayan Uzm. Dr. Süngü, şunları belirtti:
■ C vitamini, turunçgillerin yanı sıra kivi, çilek, kırmızı biber, brokoli ve maydanozda bulunur.
■ D vitamini, kemik sağlığı ve enerji metabolizmasına katkıda bulunur; ana kaynağı güneş ışığıdır. Somon ve uskumru gibi yağlı balıklar, yumurta sarısı ve D vitamini ile zenginleştirilmiş süt ürünleri de iyi kaynaklardır.
■ Çinko, bağışıklık sistemi için önemlidir; kırmızı et, tavuk, balık, yumurta, kabak çekirdeği, nohut ve mercimekte bulunur.
■ Magnezyum, kas ve sinir sistemi sağlığını destekler; badem, fındık, ceviz, tam tahıllar, ıspanak ve kuru baklagillerde yer alır.
■ Vitamin ve mineral eksikliklerinin kanda ölçülerek ihtiyaç doğrultusunda takviye edilmesi önerilmektedir.
MUTLU OLMAK İÇİN GÜNEŞİ KAÇIRMAYIN
Değişen gün ışığı ve hava koşullarının enerji düşüklüğüne yol açabileceğini ifade eden Uzm. Dr. Süngü, “Sabah 08.00-11.00 ve öğleden sonra 15.00-17.00 saatlerinde gün ışığından faydalanmak, D vitamini üretimini destekler ve biyolojik saatinizi düzenler. Kısa yürüyüşler yapmak ve gün ışığında zaman geçirmek, serotonin seviyesini artırarak motivasyon ve ruh halinizi iyileştirir” dedi.


