Aile ile birlikte tüketilen yemekler, çocukların gelişimi üzerinde büyük bir etki yaratıyor. Haftada en az birkaç kez birlikte yemek yemenin, çocukların hem akademik hem de sosyal gelişimlerine önemli katkılarda bulunduğu ifade ediliyor. Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Ahmet Güzel, aile içindeki yemek alışkanlıklarının çocuklar üzerindeki kritik etkilerini aktardı…
TÜRK TOPLUMUNDA YAYGIN
Prof. Dr. Ahmet Güzel, çocukların yalnızca fiziksel varlıklar olmadığını, aynı zamanda psikososyal birer birey olduklarını dile getirerek, aile ortamının bu gelişimdeki belirleyici rolüne dikkat çekti. Özellikle Türk toplumunda yaygın bir gelenek olan birlikte yemek yeme kültürünün, çocuklar için önemli bir fırsat sunduğunu vurguladı.
HAFTADA 5 KEZ AİLE YEMEĞİ YİYİN
Haftada beş kez veya daha fazla aile ile birlikte yemek yiyen çocukların sosyal becerilerinin, kendilerini ifade etme yeteneklerinin ve özgüvenlerinin daha yüksek olduğunu belirten Prof. Dr. Güzel, bu tür bir ortamın çocukların problem çözme yeteneklerini de artırdığını ifade etti.
PROBLEM ÇÖZME BECERİLERİ ARTIYOR
Aile içindeki iletişimin, çocukların akademik yaşamlarına olumlu yansıdığını dile getiren Prof. Dr. Güzel, “Çocuklar karşılaştıkları sorunları aileleriyle paylaşarak çözüm üretmeyi öğreniyor. Bu durum, özellikle sınav sisteminde kritik öneme sahip anlama ve problem çözme becerilerini güçlendiriyor” şeklinde konuştu.

SOSYAL VE DUYGUSAL GELİŞİMİ DESTEKLİYOR
Çocukların kendilerini ifade edebilme yeteneklerinin ve sosyal ilişkiler kurabilme becerilerinin önemine değinen Prof. Dr. Güzel, aile içindeki iletişimin bu noktada kritik bir rol oynadığını belirtti. “Çocuklarımızın hem akademik hem de sosyal açıdan güçlü bireyler olmaları için aile ile geçirilen zamanın, özellikle de aynı sofrayı paylaşmanın önemini unutmamalıyız” dedi.
ZARARLI ALIŞKANLIKLARI AZALTIYOR
Aile ile kurulan güçlü bağın çocukları olumsuz alışkanlıklardan uzak tutmada etkili olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Güzel, “Birlikte yemek yeme alışkanlığı, çocuklarda yalnızlık hissini azaltıyor. Bu sayede sigara, alkol ve madde kullanımı gibi riskli davranışların yüzde 30 ila 50 oranında azaldığı gözlemleniyor” ifadelerini kullandı.

AİLE BAĞLARI SAĞLAMSA BAĞIMLILIK RİSKİ O KADAR AZDIR
Prof. Dr. Güzel, ailelerin çocukları bağımlılıktan uzak tutmak için sağlam, güvenli ve sağlıklı sınırları olan ilişkiler kurmalarının önemine dikkat çekerek, “Çocuğun problemlerini paylaştığı, onların desteğini hissettiği bir aile yapısı çok önemlidir. Çocuğun nasıl bir ev ortamında, hangi ebeveynlerle büyüdüğünün, hayatı üzerinde büyük etkileri vardır. Ebeveynler, çocuğun dünyaya gözlerini ilk açtığında gördüğü kişilerdir. Bağımlılık gibi ciddi bir sorunda da ailenin ve ebeveynlerin tutum ve davranışları belirleyici rol oynar” dedi.


