Kardiyovasküler risk faktörlerinin varlığı, astımın yalnızca bir solunum yolu hastalığı değil, aynı zamanda sistemik etkileri olan karmaşık bir klinik durum olduğunu ortaya koyan güncel literatürle birlikte, bu konudaki yaklaşımın önemini artırıyor.
Özellikle orta yaş ve üzerindeki hastalar için kardiyovasküler risk skorlamalarının düzenli olarak izlenmesi, erken dönem damar hasarının tespit edilmesi açısından büyük bir öneme sahip.
Ek olarak, biyobelirteçler, gelişmiş görüntüleme teknikleri ve kişiselleştirilmiş tedavi yöntemlerinin uygulanması, astım hastalarının hem solunum hem de kardiyovasküler sağlıklarını iyileştirmeye yardımcı olabiliyor. Bu nedenle, multidisipliner takip yöntemleri, astım yönetiminde gelecekte kritik bir rol oynaması bekleniyor.


