Şanlıurfa ve Kahramanmaraş’taki okullarda bir gün arayla gerçekleşen silahlı saldırılar, beraberinde can kayıpları ve yaralanmalara neden olarak toplumda derin bir üzüntü yarattı. Olayların ardından, çocukların bu tür şiddet eylemlerine yönelmesine neden olan faktörler yeniden tartışılmaya başlandı. Samsun’daki Büyük Anadolu Hastanesi’nde görev yapan Psikiyatri Uzmanı Dr. Akif Taşdemir, şiddet eğiliminin tek bir nedene bağlı olmadığını vurgulayarak, aile dinamiklerinden sosyal çevreye kadar pek çok unsurun bu süreci etkileyebileceğini aktardı.
“AİLENİN FAZLA BASKICI OLMASI VEYA İLGİSİZ OLMASI, HER İKİSİ DE BENZER SONUÇLAR DOĞURABİLİR”
Dr. Taşdemir, “Çocukları bu noktaya getiren risk faktörleri tek bir nedene bağlı değildir. Birkaç nedenin bir araya gelmesi böyle bir sonucu doğurabilir. Olayların başlıca nedeni çocuğun duygusal ve psikolojik durumudur. Uzun süreli öfke, dışlanmışlık ve depresyon, şiddete yönelmeyi tetikleyebilir. Aile içindeki davranışlar ve tutumlar da bu duruma katkı sağlayabilir. Ailenin aşırı baskıcı ya da ilgisiz olması, her ikisi de benzer sonuçlar doğurabilir. Ailede şiddetin normalleşmesi ya da sıkça maruz kalma durumları, bu tür durumların tetikleyici unsurları olarak değerlendirilebilir” dedi.
“EN ÖNEMLİ KİLİT ETKEN, SUÇ ARACINA ULAŞABİLMEK”
Çocuğun sosyal çevredeki durumu da oldukça önemli bir nokta olarak öne çıkar. Dr. Taşdemir, dışlanmanın yoğun öfke ve kin hislerini besleyebileceğini ifade etti. Ancak bu duyguların eyleme dönüşmesinde belirleyici olan etkenin farklı bir eşik olduğunu belirten Taşdemir, “Düşünceden eyleme geçişte en önemli kilit etken, suç aracına erişimdir. Bu tür düşünceler genellikle zihinde kalabilir ancak silah veya kesici aletlere kolay erişim, olayların yaşanma olasılığını ciddi şekilde artırır” şeklinde konuştu.

“DİJİTAL OYUNLAR DA ETKENLERDEN BİRİDİR; ANCAK DİĞERLERİNE GÖRE DAHA BELİRLEYİCİ DEĞİLDİR”
Taşdemir, sosyal medyada görünür olma motivasyonunun da önemli etkenlerden biri olduğunu belirtti. “Hiç beklenmeyen anlarda, hiç beklenmeyen davranışlar görülebilmektedir; yalnızca görünür olmak, dikkat çekmek amacıyla. Dijital oyunlar da etkenlerden biridir, fakat diğer faktörlere göre daha belirleyici değildir. Bu tür oyunları oynayan çocukların büyük bir kısmı bu tür davranışlara yönelmez. Oyunların içeriğinden çok, çocuğun bu içeriklerle ne kadar süre geçirdiği ve hayatında ne kadar yer tuttuğu daha önemlidir. Eğer çocuk, dijital içeriklerle fazla vakit geçiriyor ve sosyal izolasyonu artıracak biçimde bu oyunlarla meşgulse, o zaman bu tür durumların ortaya çıkması söz konusu olabilir” ifadelerini kullandı.
AİLELER BU BELİRTİLERE DİKKAT
Ailelerin dikkat etmesi gereken en önemli nokta, çocuklarındaki değişimlerdir. Taşdemir, “Eğer daha önce sakin olan bir çocuk, öfke patlamaları yaşıyorsa ya da sosyal medyada garip içerikler paylaşıyorsa, aileler durumu mutlaka sorgulamalıdır. Ayrıca çocuğun sosyal izolasyonu da önemli bir uyarı işareti olarak değerlendirilmelidir. Eğer çocuk içine kapandıysa ve odasından sık çıkmıyorsa, bu durum aileler için dikkate alınması gereken bir işaret olmalıdır” şeklinde uyarıda bulundu.


