Türkiye’de yaşlı nüfus oranı yüzde 10’un üzerine çıktı. Uzun ve sağlıklı yaşam trendi, Avrupa ve Amerika’nın ardından ülkemizde de hızla benimseniyor. Yaşlanma, artık bir kader olarak değil, yönetilebilen bir biyolojik süreç olarak değerlendiriliyor. Bu alanda birçok hastane longevity merkezleri açmaya başladı. Medicana Longevity Zincirlikuyu Hastanesi de bu merkezlerden biri. Sağlıklı yaş alma ve longevity konularında Türkiye’nin önemli isimlerinden biri olan Prof. Dr. Osman Müftüoğlu, 50 yıllık deneyimini buraya aktardı. Aynı zamanda gazetemizin ‘Yaşasın Hayat’ köşesinin yazarı olarak da tanınan Prof. Dr. Müftüoğlu ile dün bir araya geldik. İşte, Prof. Dr. Müftüoğlu’nun uluslararası tıp dünyasında giderek güçlenen longevity hakkında paylaştıkları…
KLASİK CHECK-UP DÖNEMİ BİTTİ
Prof. Dr. Müftüoğlu, kardiyovasküler risk analizlerinden metabolik ölçümlere kadar uzanan kişiselleştirilmiş değerlendirme modeli sunduklarını belirterek, “Longevity alanında dünyada öne çıkan bilimsel eğilimleri Türkiye’de kurumsal sağlık çerçevesinde erişilebilir hale getiriyoruz” dedi. Yeni modelin felsefesini şöyle açıkladı: “Klasik check-up anlayışının ötesine geçen bu yenilikçi model, bireyin mevcut sağlık durumunu değerlendirmenin yanı sıra gelecekte oluşabilecek riskleri öngörmeye ve kişiye özel önleyici yol haritaları oluşturmaya odaklanıyor. Yani check-up dönemi sona erdi, check-forward dönemi başladı.”
TIP YÖN DEĞİŞTİRİYOR
Prof. Dr. Müftüoğlu, gelişmiş analiz sistemleri, dijital sağlık teknolojileri ve yapay zeka desteğiyle elde edilen verilerin, kişiye özel sağlıklı uzun yaşam planlarına dönüştürüldüğünü ifade ederek, “Tıp yön değiştiriyor. Hastalığı bulmak kadar, gelmeden durdurmak da önemlidir. Geleneksel modelin yerini sağlık koruma anlayışı alıyor” dedi.

MESELE UZUN YAŞAMAK DEĞİL DAHA İYİ YAŞAMAK
Prof. Dr. Osman Müftüoğlu, artık hedefin daha uzun yaşamak değil, daha kaliteli bir yaşam sürmek olduğuna dikkat çekerek, “Amacımız insanların daha uzun süre enerjik, üretken, bağımsız ve sağlıklı kalmalarını desteklemek. Modern tıp, hastalığı bekleyen değil, geleceği yöneten bir model haline geliyor. Sadece hastalığı bulmak değil, ona gelmeden dur demek gerekiyor” dedi.
35 YAŞ YENİ BİR EVRENİN BAŞLANGICI
Prof. Dr. Müftüoğlu, Cahit Sıtkı Tarancı’nın ‘Yaş 35’ şiirine atıfta bulunarak, “Artık 70 yaşına ulaşmak bir başarı değil; Cahit Sıtkı Tarancı’nın da belirttiği gibi 35 yaş, yolun yarısı sayılmıyor. Ancak günümüzdeki bilimsel çalışmalar, yaşlanmaya dair ilk belirtilerin 35 yaş civarında ortaya çıktığını gösteriyor. Bu nedenle, 35 yaş, yaşamımızın yeni bir evresinin başlangıcı olarak kabul edilebilir” şeklinde konuştu.

HASTALIKLAR 10 YIL ÖNCEDEN TESPİT EDİLİYOR
35 yaşın üstündeki sağlık kontrollerinin başladığını belirten Prof. Dr. Müftüoğlu, “Alzheimer hastalığı, 10 yıl önceden tespit edilebiliyor. Kanser konusunda da geleceği tahmin etme dönemine girdik. Pankreas ve yumurtalık kanseri gibi birçok kanser türünde riskleri 10 yıl önceden belirleyebiliyoruz. Bu sayede DNA’mızda dolaşan o hücreleri yakalayabiliyoruz” dedi.


